Oysa cezaları artıran, çocukların daha uzun süre kapalı kurumlarda tutulmasını mümkün kılan ve hâkimin takdiriyle çok ağır cezaların önünü açan bu düzenleme, çocuğu suçla ilişkilendiği anda çocuk olmaktan çıkarıyor, uluslararası sözleşmelerdeki çocukluk tanımını değiştiriyor. Çocuğun yaşadığı koşullar, maruz kaldığı ihlaller, gelişimsel özellikleri ve devletin koruma yükümlülüğü geriye itiliyor; ortaya çıkan sonucun bedeli çocuğa yükleniyor
Bir çocuğun yaşam hakkını korumak adına başka çocukların daha ağır biçimde cezalandırılmasını savunmak, çocuk hakları açısından bir çözüm değildir. Çocuklara yönelik şiddetle mücadele, çocukları daha fazla cezalandırmakla değil, şiddeti üreten koşulları ortadan kaldırmakla mümkündür Türkiye’de çocuk haklarının durumunu yalnızca mevzuatın varlığı üzerinden değerlendirmek mümkün değildir. Asıl mesele, çocuğun yaşam hakkının, eğitim hakkının, şiddetten ve sömürüden korunmasının ve özgürce gelişiminin gündelik...
Hâlihazırda YKS sonuçları açıklandı. Bundan kısa bir süre önce de LGS sonuçları açıklanmıştı. Aslında eğitim imkânlarına sahip olan yahut olduğu sanısında yanıldığımız milyonlarca genç ve çocuk sadece “-mış gibi” süregiden politikaların kıskacında hayatlarını kuramayacak olma umutsuzluğu ve sancısı içerisinde. Yani MESEM’ler dışındaki eğitim sisteminin de çocuklara bir şey sunduğu yok Şüphesiz adına MESEM denilen çocukların söndürülmesi üzerine kurulan bu sistem...
çocukların yüzde 38,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşıyor. Başka bir ifadeyle, neredeyse her on çocuktan dördü hayatına ekonomik ve sosyal dezavantajlarla başlıyor. Karşımızda yoksullukla mücadele eden, eğitim sisteminde tutunmaya çalışan, aile içindeki ekonomik ve sosyal sorunları taşıyan, şiddete maruz bırakılan ya da bazı durumlarda suçun içine çekilen milyonlarca çocuk var. Bu hâliyle çocuklar, toplumun en savunmasız ve kırılgan...
Peki nasıl oldu da bahsi edilen “kudret”ten sanki “taharet” edilmişçesine, mesela hayatımızın en büyük mütemmim cüzü hâline gelmiş; artık okyanusun dibine kadar görüntü alabilen kameralar tedavülden kalkmışçasına ya da kaç asırdır işi “kayıt kuyut tutmak” olup nefeslerimize kadar belgeleyen idarenin lambası sönmüşçesine birileri, hele ki kadınlar, bu ülkede bulunamıyor? Devletimizin kadimliği, onun, yeter ki istesin, dünya üzerinde yapamayacağı neredeyse hiçbir...