Demokratik ya da toplumcu sosyalist sistemin gelişebilmesinin de ancak doğru ve bütünlüklü bir sistem analizinden geçtiğinin altını çizmektedir. Sayın Öcalan’ın bildirgede yer verdiği, “Geliştirdiğimiz demokratik modernitenin üçlü sac ayağı olan kadın özgürlüğü, ekolojik ve antikapitalist demokratik sosyalist toplum inşa edildiği oranda sosyalist çıkıştan bahsedilebilir.” belirlemesi önemlidir. Öyleyse bu sistemden çıkışın ve sosyalist bir sistemin yolu kadın özgürlüğünden geçer. Burada önemli...
Ekim Devrimi sonrasında Sovyetler Birliği’nde kadınlar açısından tarihte ilk kez kapsamlı haklar tanındı. Kadınlarla erkekler arasında yasal eşitlik sağlandı, boşanma kolaylaştırıldı, kürtaj hakkı yasallaştırıldı ve kadınların siyasal yaşama katılımı teşvik edildi. O yıllarda dünyanın birçok ülkesinde kadınların seçme ve seçilme hakkı bile bulunmazken, Sovyetler Birliği’nde kadınların üretime, eğitime ve yönetime katılması devlet politikası hâline getirildi Kadınların özgürlük mücadelesi, insanlık tarihinin...
“Yangının ortasında dumanı inkâr edenler, ideolojinin öldüğünü söylediler. Tarihin sonunu ilan edenler, kendinden başkasını inkâr etmenin bayrağını göklere çektiler. Sermaye düzenini kader, itaati erdem, bireyciliği özgürlük diye anlatmayı sürdürdüler.” “İdeolojinin sonu” söylemiyle birlikte zamanla sınırlar yeniden çizilirken, savaşlar meşrulaştırılarak, aile yeniden tanımlanmakta, bedenler ve zihinler denetim altına alınmaktadır. Doğal düzenin kendisinin mutlak ve sorgulanamaz olarak sunulmasıyla birlikte, adını gizlemeyi öğrenen...
Tam da burada Rosa Luxemburg’un 1918 yılında hapisteyken kaleme aldığı ve ancak 1922 yılında yayımlanabilen Rus Devrimi adlı broşürdeki uzgörüşlü ve dostane uyarıları anmaya değer: “Tehlike, Bolşeviklerin zorunluluğu erdem hâline getirmeleri, ölümcül koşulların kendilerine dayattığı bu taktikleri her yönüyle teorik bir sistem olarak sabitlemeye çalışmaları ve bunu uluslararası proletaryaya sosyalist taktiğin bir modeli olarak önermeleridir.” Kapitalizm ile patriyarka arasındaki suç...
Mayıs, şehitler ayının kadın yüzü; başka bir tarih yazımı ve inşasıdır. Hakikate şahitlik etmenin yanında, kadının toplumsal özünün, insanın insanlaşmasındaki anayanlı toplumsal gerçekleşmenin yeniden tanımlanması ve ispatıdır.