“Rojekê dê bite axirete Dê dahir bit telpekî faxire” … “Li bangan û mehdera Li ezîzan û rêbera Ya Siltan Êzî, li bangîna ma were”1 (Bir gün ahiret gelecek / Ve o muazzam nur görünecek … Gururlu bir grup insan ortaya çıkacak / Azizlerin ve rehberlerin aşkına / Ey Sultan Êzî, yetiş çağrımıza) Nefeslerin kesildiği, zifiri karanlık günlerde el ele...
“Çünkü bazı yaralar yalnızca bedenin değil, zamanın hafızasında açılır.” Tarih, bazen tek bir günün içine yüzyılların karanlığını sığdırır. 3 Ağustos 2014, sadece Şengal’in değil, insanlığın ortak hafızasının en ağır kırılma anlarından biridir. O gün, DAIŞ’in Êzidî halkına yönelttiği saldırı, uluslararası hukuk bakımından bir soykırım olarak tanımlanabilecek bütün unsurları içinde taşıyordu: sistematik öldürme, zorla yerinden etme, inanç topluluğunu yok etmeye dönük...
“Yüzlerce esir alınmış kadın ve çocuk bir yerde tutuluyordu ve sadece birkaç nöbetçi vardı. O kadar kadın isyan etse hepsi kurtulabilirdi; ancak öz savunma bilinci olmadığından bunu yapamadılar, sadece kendilerini öldürebildiler. Şimdiki bilinç o zaman olsaydı, bu kadar trajedi yaşanmazdı.” Tarihten günümüze kırım ve soykırım politikaları, erkek egemen şiddet kültürünün beslediği ve giderek katmerleşen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu...
Aradan 12 yıl geçmiş olmasına rağmen DAİŞ tarafından kaçırılan iki binden fazla kadın ve çocuğun akıbeti hâlâ bilinmiyor. Yüz binlerce Êzidî ise hâlen Güney Kürdistan'daki kamplarda veya farklı ülkelere dağılmış durumda ve bir sürgün hayatı yaşıyor. Şengal'de ise yas hâlâ devam ediyor Êzidî toplumuna yönelik 74. Ferman’ın 12. yıl dönümünde öncelikle bu soykırımda yaşamını yitiren çocukları, kadınları, yaşlıları ve gençleri;...
Kadının kendi bedeni hakkındaki hakikati yerine, patriyarkanın onun adına ürettiği makbul kadın/anne temsili yasa hâline gelmektedir. Böylece kadın, kendi hakikatinden uzaklaştırılarak sistemin ihtiyaç duyduğu kimliğe dönüştürülür. Oysa kadın hakikati, kendisini var eden bir hakikattir İnsan hakikati, özünde toplumsallıktır. İnsan, varlığını yalıtılmış bir birey olarak değil; insanla, doğayla ve yaşamın bütünlüğüyle kurduğu karşılıklı ilişki içinde inşa eder. Bu ilişki, tahakküme değil,...