Yıllardır meydanlarda çocuklarının fotoğraflarını taşıyan kadınların ellerindeki fotoğraflar, bugüne yöneltilmiş birer sorudur: Bu insanlara ne oldu? Kim aldı, kim sustu, kim sakladı? Neden hâlâ açıklanmıyor? “İnsan, kaybın kendisini belki de sonsuza dek değiştireceğini kabul ettiğinde yas tutar,” diyor Amerikalı filozof Judith Butler, Kırılgan Hayat kitabında. Kimi kayıplar insanın hayatından birini eksiltir, kimileri ise hayatı ikiye böler. Artık öncesi ve sonrası...
Mücadele karşı koymanın yanına birlikte kurmanın sorumluluğunu da eklemek anlamında yeniden tarif edilmeyi bekliyor. Buradan yola çıkarak birbirimizi yalnızca tahammül edilmesi gereken farklılıklar olarak mı görüyoruz, yoksa ortak hayatın eşit sahipleri olarak mı düşünüyoruz? Bu hukuken cevaplanabilecek bir soru değil, fakat vereceğimiz cevap geleceğin niteliğini belirleyecek “Barış ihtimali ortaya çıktığında toplum kendisini nasıl yeniden kurar?” sorusu düşünmeye davet ediyor bir...
Barış dönemlerinde en kolay söylenen cümlelerden biri “Geçmişi geride bırakalım”dır. Oysa geçmiş emirle geride bırakılamaz. İnsanlara “Unutun, affedin, artık konuşmayın” demek barış üretmez; yalnızca sessizlik üretir. Sessizlik bazen huzurun değil, korkunun düzenidir Bir savaş bittiğinde ölenler geri dönmez, fakat savaşın, insanın ve toplumun içinde sürüp sürmeyeceğine yaşayanlar karar verir. Silahların susması bu yüzden barışın kendisi değil, eşiğidir. Gerçek barış ölümle...
Alevi özgürse Kürt de özgürdür; böyle yaklaşıp böyle düşünüyoruz. Kürt hareketinin saflarında mücadele eden birçok Kürt Alevisi, Türkmen Alevisi vardır ve bu hareket aynı zamanda bir Alevi hareketidir Türkiye’de özgürlük, eşitlik mücadelesinde tarihsel olarak büyük bedeller ödemiş (tıpkı diğer halklar gibi) Alevi gençleri özgürlük için toprağa düşmüş, Sivas’ta yakılmış, her türlü zulmü görmüş bir toplumdur. Alevilik bir inanç olmaktan ötedir,...
Toplum yalnızca laboratuvarda incelenen pasif bir araştırma nesnesi değildir; kendisini sürekli yeniden kuran, dönüştüren canlı bir ilişkiler bütünüdür. Eğer toplum çözülüyor ve ahlaki-politik dokusunu kaybediyorsa yalnızca bunun nedenlerini betimlemek yetersiz kalır Bugün kentlerimiz hiç olmadığı kadar kalabalık ama insanlar hiç olmadığı kadar yalnız. İletişim araçları her geçen gün çoğalırken birbirimizle derinlikli ilişkiler kurma kapasitemiz hızla çöküyor. Yaşadığımız kriz, yalnızca ekonomik...