Haziran ayı içinde Amed’de düzenlenen Yerel Yönetimler Kadın Konferansı’nda neler oldu?
Bu süreçte barış, yalnızca siyasal bir hedef değil; sosyolojik bir yeniden bağlanma biçimidir. İnsanların birbirini bir tehdit kategorisi olarak değil, ortak toplumsal gerçekliğin eşit bileşenleri olarak kavramasını mümkün kılar. Böylece Arendt’in sözünü ettiği düşünsel atalet kırılır; Zimbardo’nun tarif ettiği edilgen uyum çözülür; Hari’nin işaret ettiği kopmuş bağlar yeniden örülmeye başlar İnsan, toplumsal kötülüğü çoğu zaman istisnai olaylarda aramaya eğilimlidir. Savaşlarda,...
Gelir ve barınma güvencesi olmayan, bakım yüküyle eve hapsedilen kadının, şiddetten uzaklaşması imkânsız hâle getirilmektedir. Sistematik olarak üretilen bu şiddet, sadece fiziksel değil; psikolojik, ekonomik ve dijital boyutlarıyla kadının iradesini kırmayı, onu çaresizleştirip mevcut egemen düzene itaat ettirmeyi amaçlayan yapısal bir sorundur
Mücadele geleneğini sokaklara, mahallelere, sivil toplum alanlarına ve toplumsal örgütlenmelere taşıyarak kadın iradeleşmesini bir kez daha gösterdi. Üç dönem boyunca bu saldırılarla karşı karşıya kalan kadın mücadelesi, örgütlülüğünden ödün vermeden kazanımlarına sahip çıkarak her dönem toplumsal olarak kazandığı bu kazanımları, toplumun desteğiyle sahiplenmesiyle tekrar bu mücadele alanlarına geri döndü
Batman’da Şifa Bakım Merkezi’nde, aralarında Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nde çalışan personel ve yöneticilerin de olduğu 83 kişi gözaltına alındığında orada yaşanılan vahşet duyuldu. Operasyon sonrası gizlilik ve yayın yasağı getirilerek yine kamuoyunun gerçeklere ulaşmasının önü kesilmeye çalışıldı. Ancak kadın örgütlülüğü öncülüğünde, bu dezavantajlı bireylerin hizmet aldığı bakım merkezinde nelerin yaşandığını kamuoyunun öğrenmesinin mücadelesi verildi ve olayın peşine düşüldü
Yerel yönetimler demokratik toplumun örgütlendiği, halkın kendi yaşamına dair kararlara doğrudan katıldığı, kadınların özne olduğu toplumsal alanlar olarak yeniden tanımlanmaktadır. Sonuç bildirgesinin bütününe yayılan temel yaklaşım da budur. Bu yönüyle metin, kadınların siyasette daha fazla yer almasını savunan klasik eşit temsil anlayışının ötesine geçiyor; kadınların toplumsal yaşamın kurucu öznesi olduğu fikrini merkeze alıyor