Bize yıllardır “Unutun” diyorlar. “Hayatınıza devam edin” diyorlar. Söyleyin bana, insan sevdiğine ait bir iz bulamamışken nasıl unutabilir? Bir mezar taşı bile çok görülen bir ülkede yas nasıl tamamlanabilir? Bizim mücadelemiz biraz da bu yüzden hafızayı koruma mücadelesidir. Çünkü unutmak, kayıplarımızın ikinci kez kaybedilmesi demektir
Biz Hanım’ın 5 çocuğu, annemizin her cumartesi günü evden çıkışını görürdük. Özel bir gündü cumartesi günü. Önceleri nereye gittiğini bilmezdik. Bir süre sonra onunla birlikte gitmeye başladığımız günleri hayal meyal hatırlıyorum. Annemizle birlikte, baba diyebileceğimiz ve babamızın adını telaffuz edebileceğimiz tek yer olan Cumartesi Meydanı’nda babamızı bulmaya gidiyorduk…
Ölümün ardından başlaması gereken yas, Kürt illerinde çoğu zaman başka bir mücadeleye dönüşüyor. Otopsiden cenazenin teslimine, definden taziyeye kadar her aşama, devletin denetim ve baskı mekanizmalarının yeniden devreye girdiği bir alana dönüşüyor. Araştırmamız, bu "cenaze-defin-taziye-yas" döngüsünün doğal bir yas süreci olmaktan çıktığını, şiddetin yeni bir halkasına evrildiğini gösteriyor. Yaşam hakkıyla birlikte vedalaşma hakkı da gasp ediliyor
Hakikat ve adalet arayışında cezasızlıkla, yasaklarla, baskıyla engellenmeye çalışılan kayıp yakınları için yüzleşme, kendisini temel bir ihtiyaç olarak dayatmaktadır. Ancak yüzleşme, dünya örneklerinden de görüleceği üzere cezai yargılamalarla sınırlanamayacak; siyasal ve toplumsal bir süreci kapsamakta, devlet arşivlerinin açılması, faillerin tespiti ve halka ifşa edilmesi ile hakikatin ortaya çıkarılmasını, adalet ve onarım mekanizmalarını ve suçun tekrarının önlenmesine dair önlemleri de içermektedir...
Yeni gelişmeler oluyor, belki Kürt sorunu bu sefer çözülür diye umutlanıyorduk. Tam o zamanlarda Gezi direnişi başladı. İktidar tarafından başlangıcı birkaç ağaç meselesine indirgenerek küçümsenmeye çalışıldı; asıl nedenleri silikleştirilmeye çalışılarak, meselenin temelinde aslında bıçağın kemiğe dayanmış olması gerçeği görünmez kılınmaya çalışıldı
Bizim derdimiz toplumun demokratikleşmesi olurken bu yaşanan kabul edilemez antidemokratik bir durumdur. Zaten ortada bir hukuksuzluk varsa kimse güvende değildir. Toplumsal barışın sağlanabilmesi için ana muhalefet partisinin bütünlüklü olması önemlidir