Kapitalist modernite ile erkek egemen zihniyetin kesiştiği noktada kadın bedeni bir tüketim nesnesine dönüştürülmektedir. Kadınların ekonomik ihtiyaçları, sistem tarafından yeni pazar alanları yaratmak için kullanılmaktadır. Bu nedenle kadınların dijital platformlarda elde ettiği gelirler, kadın özgürlüğünün göstergesi olarak değil, sistemin kadın bedeni üzerinden yarattığı yeni sömürü biçimlerinin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir
Erkek egemen sistem, tarih boyunca kadın bedenini denetleyerek iktidar kurmuştur. Günümüzde bu denetim yalnızca geleneksel yöntemlerle değil, dijital teknolojiler aracılığıyla da sürüyor. Dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte kadın bedeni üzerindeki tahakküm biçimleri de dönüşüme uğradı. Böylece erkek egemen zihniyet, dijital araçlarla kendisini yeniden üretiyor. Bu süreç aynı zamanda dijital şiddetin yaygınlaşmasına da neden oluyor.
Dijital şiddet yalnızca hakaret veya tehditten ibaret değildir. Kadınların görüntülerinin izinsiz paylaşılması, çevrimiçi taciz, psikolojik baskı, takip edilme, özel bilgilerin ifşa edilmesi ve kadınların sürekli bir gözetim altında tutulması dijital şiddetin farklı biçimlerini oluşturuyor. Artık dijital alan, erkek egemen tahakkümün yeni bir mekânı hâline gelirken kadınlar hem ekonomik sömürünün hem de psikolojik ve cinsel şiddetin hedefi oluyor.
Mesela, son zamanlarda sanal medya X platformu üzerinde pek sık rastladığımız bir konu, kadınların sanal medyada ki varlığını nasıl tehdit altına aldığına dair güncel bir örnek. Bu platformda yapay zeka aracı Grok’un kadınların fotoğraflarının bikinili şekilde görselleştirdiği ya da erkek kullanıcıların verdiği komutlar doğrultusunda çıplak bir hale getirdiğine tanıklık ediyoruz.
Burada kadın bedeninin nasıl metalaştırıldığını görmenin yanı sıra, kadınlara dönükte bir dijital şiddet mekanizmasına dönüştüğünü söylemek abartı olmaz. Rızası olmadan buna maruz kalmak, teşhir, sanal medya platformlarında güvende hissetmemek; bir iletişim, haberleşme ve bilgi edinme alanları olan bu platformların kadınlar açısından nasıl bir tehdit alanlarına dönüştüğü meselesi bir tür şiddeti de barındırıyor.
Görünmeyen Dijital Şiddet: OnlyFans
Bahsettiğimiz bu daha görünür olan dijital şiddetin bir de daha az görünür veya pek kendini hissettirmeyen başka bir yüzü de var. Bu da, OnlyFans. İçerik üretim ağı olan bu platform, “özgür seçim”, ve “beden üzerinde söz sahibi olma” söylemleri ilesunulsa da feminist ve jineolojik perspektiften bakıldığında bu platformların kadın emeği ve bedeni üzerinde yeni sömürü mekanizmaları ürettiğini görmek mümkün. Kadınların OnlyFans gibi bir platformda bu şekilde var olmaları bir “tercih” miş gibi sunulsa da, toplumsal cinsiyet eşitsizliğin, ataerkil kapitalist sistemin kadın bedeni üzerindeki iktidarı ve sömürüsü, ekonomik eşitsizlik vb daha bir dizi nedenlerin altında yattığı inkar edilemez. Tam da bu noktadan dijital şiddetin burada nasıl var olduğunu görmek önemli.
Buradaki şiddet, kadın bedenini sürekli tüketime sunarak; beğeni, takipçi ve gelir üzerinden bedensel performans baskısı oluşturarak, görüntülerin izinsiz dolaşıma sokulması; tehdit, şantaja açık hale gelmesi ile kadın bedeninin adeta bu platformların ekonomisinin hammaddesine dönüşmesiyle kendini görünür kılıyor.
Kadın Bedeni Sadece Cinsel Nesne Değil, Ekonomik Değer Üreten Metaya Dönüştürüldü
Kadın bedenini, sadece cinsel arzunun nesnesi olarak değil, aynı zamanda ekonomik değer üreten bir meta olarak da konumlandığını görebiliyoruz. Mesela, özellikle instagram gibi platformlarda önümüze en çok düşen videolar; yüzünden, eline, beline, kalçasına, saçına kadar “ideal” kadın bedeninin ne olması gerektiği yönünde ölçüler koyan videolar patır patır düşüyor. Şişirilmiş dudaklar ve kalçalar, küçültülmüş burunlar, daha da ileri boyutta yüz nakli gibi; sürekli nasıl olması gerektiğini dikte eden, adeta toplumda daha doğrusu erkek tarafından kabul görmenin “ölçülerini” dayatan, bu olmadığında kabul görme/beğenme ölçülerinin dışında olduğu hissiyle mutsuzlaştıran ve bir baskıya dönüşen başka dijital şiddet ağını görüyoruz. Kadının kendi varlığını, özünü hedef alan bir şiddet. Bu ağlar sürekli güzellik ölçülerini satarak ve pazarlayarak; hem kadın bedeni üzerinde ekonomik bir sömürü hem de muazzam bir yabancılaştırmayı da beraberinde getiriyor.
Gerek OnlyFans gerek diğer platformlar olsun, bedenin sürekli güncellenebilir ve tüketilebilir bir metaya dönüştürülmesi, eril ve kapitalist sistemin taleplerine göre şekillenmesi, kadının toplumsal bağlarından koparılmasını beraberinde getiriyor. Toplumsallığından ve toplumsal gerçekliğinden koparılan hiçbir insan özgür olamaz. Doğal olarak burada da sadece kadının dijital şiddete maruz kalması sorunu yok, bir şiddetle birlikte özgürlük sorunu da olduğunu söylemek mümkün.

