Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Dijital Alan: Erkek Egemenlikli Tahakkümün Yeni Mekânı

Diren Yurtsever Diren Yurtsever
14 Haziran 2026
Yazı
0
Dijital Alan: Erkek Egemenlikli Tahakkümün Yeni Mekânı
0
SHARES
17
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Kapitalist modernite ile erkek egemen zihniyetin kesiştiği noktada kadın bedeni bir tüketim nesnesine dönüştürülmektedir. Kadınların ekonomik ihtiyaçları, sistem tarafından yeni pazar alanları yaratmak için kullanılmaktadır. Bu nedenle kadınların dijital platformlarda elde ettiği gelirler, kadın özgürlüğünün göstergesi olarak değil, sistemin kadın bedeni üzerinden yarattığı yeni sömürü biçimlerinin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir

Erkek egemen sistem, tarih boyunca kadın bedenini denetleyerek iktidar kurmuştur. Günümüzde bu denetim yalnızca geleneksel yöntemlerle değil, dijital teknolojiler aracılığıyla da sürüyor. Dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte kadın bedeni üzerindeki tahakküm biçimleri de dönüşüme uğradı. Böylece erkek egemen zihniyet, dijital araçlarla kendisini yeniden üretiyor. Bu süreç aynı zamanda dijital şiddetin yaygınlaşmasına da neden oluyor.

Dijital şiddet yalnızca hakaret veya tehditten ibaret değildir. Kadınların görüntülerinin izinsiz paylaşılması, çevrimiçi taciz, psikolojik baskı, takip edilme, özel bilgilerin ifşa edilmesi ve kadınların sürekli bir gözetim altında tutulması dijital şiddetin farklı biçimlerini oluşturuyor. Artık dijital alan, erkek egemen tahakkümün yeni bir mekânı hâline gelirken kadınlar hem ekonomik sömürünün hem de psikolojik ve cinsel şiddetin hedefi oluyor.

Mesela, son zamanlarda sanal medya X platformu üzerinde pek sık rastladığımız bir konu, kadınların sanal medyadaki varlığını nasıl tehdit altına aldığına dair güncel bir örnek. Bu platformda yapay zekâ aracı Grok’un kadınların fotoğraflarını bikinili şekilde görselleştirdiği ya da erkek kullanıcıların verdiği komutlar doğrultusunda çıplak bir hâle getirdiğine tanıklık ediyoruz.

Burada kadın bedeninin nasıl metalaştırıldığını görmenin yanı sıra, kadınlara dönük de bir dijital şiddet mekanizmasına dönüştüğünü söylemek abartı olmaz. Rızası olmadan buna maruz kalmak, teşhir, sanal medya platformlarında güvende hissetmemek; bir iletişim, haberleşme ve bilgi edinme alanları olan bu platformların kadınlar açısından nasıl bir tehdit alanlarına dönüştüğü meselesi bir tür şiddeti de barındırıyor.

Görünmeyen Dijital Şiddet: OnlyFans

Bahsettiğimiz bu daha görünür olan dijital şiddetin bir de daha az görünür veya pek kendini hissettirmeyen başka bir yüzü de var. Bu da OnlyFans. İçerik üretim ağı olan bu platform, “özgür seçim” ve “beden üzerinde söz sahibi olma” söylemleri ile sunulsa da feminist ve jineolojik perspektiften bakıldığında bu platformların kadın emeği ve bedeni üzerinde yeni sömürü mekanizmaları ürettiğini görmek mümkün. Kadınların OnlyFans gibi bir platformda bu şekilde var olmaları bir “tercihmiş” gibi sunulsa da toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, ataerkil kapitalist sistemin kadın bedeni üzerindeki iktidarı ve sömürüsü, ekonomik eşitsizlik vb. daha bir dizi nedenlerin altında yattığı inkâr edilemez. Tam da bu noktada dijital şiddetin burada nasıl var olduğunu görmek önemli.

Buradaki şiddet, kadın bedenini sürekli tüketime sunarak; beğeni, takipçi ve gelir üzerinden bedensel performans baskısı oluşturarak, görüntülerin izinsiz dolaşıma sokulması; tehdit, şantaja açık hâle gelmesi ile kadın bedeninin adeta bu platformların ekonomisinin hammaddesine dönüşmesiyle kendini görünür kılıyor.

Kadın Bedeni Sadece Cinsel Nesne Değil, Ekonomik Değer Üreten Metaya Dönüştürüldü

Kadın bedeninin, sadece cinsel arzunun nesnesi olarak değil, aynı zamanda ekonomik değer üreten bir meta olarak da konumlandığını görebiliyoruz. Mesela, özellikle Instagram gibi platformlarda önümüze en çok düşen videolar; yüzünden eline, beline, kalçasına, saçına kadar “ideal” kadın bedeninin ne olması gerektiği yönünde ölçüler koyan videolar patır patır düşüyor. Şişirilmiş dudaklar ve kalçalar, küçültülmüş burunlar, daha da ileri boyutta yüz nakli gibi; sürekli nasıl olması gerektiğini dikte eden, adeta toplumda daha doğrusu erkek tarafından kabul görmenin “ölçülerini” dayatan, bu olmadığında kabul görme/beğenme ölçülerinin dışında olduğu hissiyle mutsuzlaştıran ve bir baskıya dönüşen başka dijital şiddet ağını görüyoruz. Kadının kendi varlığını, özünü hedef alan bir şiddet. Bu ağlar sürekli güzellik ölçülerini satarak ve pazarlayarak; hem kadın bedeni üzerinde ekonomik bir sömürü hem de muazzam bir yabancılaştırmayı da beraberinde getiriyor.

Gerek OnlyFans gerek diğer platformlar olsun, bedenin sürekli güncellenebilir ve tüketilebilir bir metaya dönüştürülmesi, eril ve kapitalist sistemin taleplerine göre şekillenmesi, kadının toplumsal bağlarından koparılmasını beraberinde getiriyor. Toplumsallığından ve toplumsal gerçekliğinden koparılan hiçbir insan özgür olamaz. Doğal olarak burada da sadece kadının dijital şiddete maruz kalması sorunu yok, bir şiddetle birlikte özgürlük sorunu da olduğunu söylemek mümkün.

Kürt kadın hareketi, kadın özgürlüğü mücadelesini yalnızca hukuki eşitlik veya ekonomik haklar temelinde değil, kadın bedeni, kimliği ve emeği üzerindeki erkek egemen tahakkümün aşılması temelinde ele almaktadır. Bu perspektife göre kadın sorunu, yalnızca bireysel tercihler veya ekonomik ilişkilerle açıklanamaz; devletçi, erkek egemen ve kapitalist modernitenin yarattığı tarihsel sömürü sistemleri içerisinde değerlendirilmelidir. Günümüzde dijital platformlar aracılığıyla yaygınlaşan kadın bedeninin teşhiri ve pazarlanması da bu sistemin yeni biçimlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kadın bedeni tarih boyunca iktidarın ilk sömürge alanı olmuştur. Erkek egemen zihniyet; kadının bedenini, emeğini ve kimliğini denetim altına alarak toplumsal tahakkümünü inşa etmiştir. Kürt kadın hareketinin geliştirdiği kadın özgürlük paradigması, kadın bedeninin hiçbir koşul altında alınıp satılan, pazarlanan veya ekonomik değere dönüştürülen bir nesne olarak görülmesini özgürlük olarak değerlendirmez. Çünkü kadının bedeninin piyasa ilişkileri içerisinde metalaştırılması, özünde erkek egemen sistemin kadını nesneleştiren bakışının yeniden üretilmesidir.

Dijital platformlar ve abonelik temelli içerik sistemleri, kadınlara ekonomik kazanç ve görünürlük vaat ederken aslında kadın bedenini yeni bir sömürü alanına dönüştürmektedir. Kapitalist sistem, kadınların yaşadığı ekonomik eşitsizlikleri ve güvencesizliği kendi lehine kullanarak kadın bedenini kâr üretiminin aracı hâline getirmektedir. Bu durum, özgürleşme söylemiyle sunulsa da gerçekte kadınların ekonomik zorunluluklarının piyasa tarafından istismar edilmesi anlamına gelmektedir. Kadın, emek gücüyle değil; bedeni üzerinden değer üreten bir meta hâline getirilmektedir.

Kürt kadın hareketi açısından özgürlük, bedenin pazarlanabilmesi değil; beden üzerindeki her türlü tahakkümün ortadan kaldırılmasıdır. Erkek egemen sistem, tarih boyunca kadın bedenini denetleyerek iktidar kurmuştur. Günümüzde bu denetim yalnızca geleneksel yöntemlerle değil, dijital teknolojiler aracılığıyla da sürdürülmektedir. Kadın bedeni artık ekranlar üzerinden dolaşıma sokulmakta, tüketilmekte ve ekonomik bir değere dönüştürülmektedir. Böylece erkek egemen zihniyet, dijital araçlarla kendisini yeniden üretmektedir.

Bu süreç aynı zamanda dijital şiddetin yaygınlaşmasına da neden olmaktadır. Dijital şiddet yalnızca hakaret veya tehditten ibaret değildir. Kadınların görüntülerinin izinsiz paylaşılması, çevrimiçi taciz, psikolojik baskı, takip edilme, özel bilgilerin ifşa edilmesi ve kadınların sürekli bir gözetim altında tutulması dijital şiddetin farklı biçimleridir. Dijital alan, erkek egemen tahakkümün yeni bir mekânı hâline gelirken kadınlar hem ekonomik sömürünün hem de psikolojik ve cinsel şiddetin hedefi olmaktadır.

Kapitalist modernite ile erkek egemen zihniyetin kesiştiği noktada kadın bedeni bir tüketim nesnesine dönüştürülmektedir. Kadınların ekonomik ihtiyaçları, sistem tarafından yeni pazar alanları yaratmak için kullanılmaktadır. Bu nedenle kadınların dijital platformlarda elde ettiği gelirler, kadın özgürlüğünün göstergesi olarak değil, sistemin kadın bedeni üzerinden yarattığı yeni sömürü biçimlerinin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Çünkü sömürü ilişkisinin varlığı, taraflardan birinin gelir elde etmesiyle ortadan kalkmaz.

Kürt kadın hareketinin geliştirdiği özgür yaşam anlayışı, kadınların bedenleri ve emekleri üzerindeki tüm tahakküm biçimlerini reddeder. Bu anlayışa göre kadın özgürlüğü; bedenin metalaştırılmasında değil, kadınların ekonomik, sosyal, kültürel ve politik yaşamın öznesi hâline gelmesinde mümkündür. Kadının bedeni ne devletin, ne erkeğin, ne de piyasanın kontrol alanı olmalıdır.

Sonuç olarak dijital platformlar üzerinden kadın bedeninin pazarlanması, kapitalist modernitenin kadın sömürüsünü yeni teknolojiler aracılığıyla sürdürmesinin güncel örneklerinden biridir. Kadın bedeni üzerindeki tahakküm, yalnızca fiziksel değil dijital alanlarda da yeniden üretilmektedir. Kadın özgürlük mücadelesinin amacı, kadınların bedenlerini daha kârlı biçimde pazarlayabilmeleri değil; bedenleri, emekleri ve kimlikleri üzerindeki her türlü erkek egemen ve kapitalist sömürü mekanizmasını ortadan kaldıracak özgür ve eşit bir toplumsal yaşamın inşa edilmesidir.

Etiketler: Beden Politikalarıbedenin politikleşmesiDijital kapitalizmDijital şiddetKadın DayanışmasıKadın MücadelesiKapitalizmKürt kadın mücadelesiOnlyFansSayı 172
Önceki İçerik

Kadın ve Gençlerin Ajanlaştırılması: Baskı, Yoksulluk ve Güvenlik Politikaları

Sonraki İçerik

Hakikati Çalınan Kadın

Sonraki İçerik
Eril Tahakkümün Özel Savaşında Gülistan Doku ve Kadın Hakikati

Eril Tahakkümün Özel Savaşında Gülistan Doku ve Kadın Hakikati

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.