Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Ateşle Kendini Yeniden Yaratma Kararlılığı ve Bekletilen Dönüşüm!

Dicle Müftüoğlu Dicle Müftüoğlu
5 Temmuz 2026
Yazı
0
Ateşle Kendini Yeniden Yaratma Kararlılığı ve Bekletilen Dönüşüm!
0
SHARES
62
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Tam da metinde belirtildiği gibi Kürt Özgürlük Hareketi sürece ivme kazandırmak amacıyla birçok adım attı. 50 yıldır silahlı mücadeleyle Kürt halkının varlığını dünyaya kabul ettiren Özgürlük Hareketi, özgürlük ve sosyalizm mücadelesini demokratik siyasete ve demokratik toplumun inşasına evriltti

Ateşle Kendini Yeniden Yaratma Kararlılığı ve Bekletilen Dönüşüm!

Ateş Mezopotamya’da sadece yok olmak değildir. Kendini yeniden yaratmaktır. Bu nedenle ateş kutsaldır, üzerine su dökülmez. Zümrüdüanka gibi kendini yeniden küllerinden inşa etmektir. Bu nedenle Mezopotamya’da ateşle kurulan bağ hep güçlü olmuştur.

Dehak’a karşı mücadelede kazanılan zaferin nişanı; Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde teslimiyete karşı Dörtler’in direniş çemberi; Sema, Ronahi, Berivan, Zekiye, Rahşan ve daha onlarca kadın ve erkek, özgürlük için bedenleriyle ateşi bir mücadele biçimine dönüştürdü. Ateş, Kürt halkının 51 yıl, 1 ay, 1 haftalık mücadelesinde türlü türlü yöntemlerle başka bir aşamaya evrildi.

Takvim yaprakları 27 Şubat 2025’i gösterdiğinde ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’yla birlikte yeni bir değişim ve dönüşüm hamlesi başlattı. Böylelikle Zümrüdüanka’nın yeniden ateşe dönmesi, kendini yeniden yaratması için işaret fişeği patlamış oldu.

Bu açıklamaların ardından atılan her bir adım ezberleri bozdu, tüm dünyada ciddi yankılar uyandırdı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 27 yıl sonra yaptığı ilk görüntülü çağrıyla “Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum. Ve sizi de bu ilkeyi hayata geçirmeye çağırıyorum” dedi.

9 Temmuz’da yayımlanan bu çağrının hemen ardından, 11 Temmuz’da tarihin akışına yön verecek bambaşka bir tören gerçekleşti. Kürtlerin direniş tarihindeki önemli merkezlerden biri olan Süleymaniye’de, halk arasında Tanrıça Dağı olarak tanımlanan Şikefta Casenê’de silah imha töreni düzenlendi.

Kürt varlığına yönelik inkâr ve imha amaçlı saldırılara karşı savaşmak amacıyla farklı tarihlerde PKK’ye katılıp silah kuşanan ve farklı bölgelerde mücadele etmiş 15’i kadın, 15’i erkek savaşçı törende yer aldı. Dünya örneklerinden bambaşka bir biçimde, silahlar kimseye teslim edilmeden; bir dönüşümü sağlamak ve demokratik siyasete duyulan ihtiyacı göstermek amacıyla ateşle buluşturuldu.

KCK Eşbaşkanı Bese Hozat’ın öncülüğünde gerçekleşen törende, “Demokratik değişim ve dönüşüm sürecine ivme kazandırmak üzere oluşan Barış ve Demokratik Toplum Grubu olarak; burada bulunan ve tarihî demokratik eylemimize tanıklık eden herkesi saygıyla selamlıyoruz. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin pratik başarısı için bir iyi niyet ve kararlılık adımı olarak ve bundan sonra özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizi demokratik siyaset ve hukuk yöntemiyle yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde sizlerin huzurunda silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz” denildi.

Tam da metinde belirtildiği gibi, Kürt Özgürlük Hareketi sürece ivme kazandırmak amacıyla birçok adım attı. 50 yıldır silahlı mücadeleyle Kürt halkının varlığını dünyaya kabul ettiren Özgürlük Hareketi, özgürlük ve sosyalizm mücadelesini demokratik siyasete ve demokratik toplumun inşasına evriltti.

Sırrı Süreyya Önder’in 27 Şubat’taki deklarasyonda ifade ettiği gibi, tüm bunların gerçekleşmesi için “siyasi ve hukuki adımlar”ın gerekliliği tüm açıklamalarda ısrarla vurgulandı. İktidar, tüm bu adımlara karşı siyasal olarak Meclis’te komisyon kurup burada hazırlanacak bir raporla yasal düzenlemelere taslak oluşturma yoluna gitse de bu kapsamda oluşturulacak “çerçeve yasa” ya da “kök yasa”nın ne zaman Genel Kurul’a taşınacağı muamma!

Abdullah Öcalan, süreci Kürt sorununun darağacından masaya taşınması olarak görüyor ve bu sürece önemle yaklaşıyor. Ancak karşısındaki muhatapların söylem ve tarzları, sürece aynı önemle yaklaşmadıklarını gösteriyor.

Sürecin başından bu yana Kürt Özgürlük Hareketi barış koşullarının oluşması için gerekli adımları atarken, iktidar kanadı, kurulan komisyonun adı Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi olmasına rağmen “terörsüz Türkiye” söylemini sürdürdü. Bir yandan iktidar kanadından “birlik”, “Kürt-Türk kardeşliği” söylemleri dile gelse de Kürtlere yönelik ötekileştirici dil bırakılmadı. Bu durumun kendisi, medyanın dilinin de aynı ötekileştirici tonda ilerlemesine neden oldu. Kamuoyu tarafından bu süreç zarfında Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sağlayacağı söylense de iktidar antidemokratik uygulamalarda ısrarcı oldu.

Demokratik bir ülkenin olmazsa olmazı olan basın ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılar süreç boyunca hız kesmedi. Çok sayıda gazeteci hakkında soruşturmalar açıldı, bir kısmı tutuklandı. Özgür basına yönelik engelleme ve sansür süreklileşti.

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik HTŞ tarafından başlatılan saldırılar sürecinde, Kürdistan ve dünyanın dört bir tarafından birlik çağrıları yapıldı. Bu süreçte sokaklara çıkan, kendi halkıyla dayanışanlara yönelik polis saldırısı, gözaltı ve tutuklamalar; Kürtler ve demokratik kamuoyunda iktidarın çözüm anlayışına dair güvenin daha da azalmasına neden oldu. Benzer tablo Newrozlarda da görüldü. Kürt mücadele tarihi boyunca önemli bir gün olan Newrozlara katılan çok sayıda kişinin evlerine düzenlenen baskınlarla tutuklanmasıyla bu süreç sürdü. Geçmiş süreçte demokratik siyaset yapan birçok kişiye yönelik “cezalandırma” uygulamaları devam etti. TJA önceki dönem sözcüsü Ayşe Gökkan’ın yargılandığı davada, Yargıtay’ın bozma talebine rağmen yerel mahkeme cezada ısrarcı oldu. Kadın özgürlüğü için verilen mücadeleye 19 yıl 6 ay ceza verildi. Bu yönüyle, silahlarını yakarak demokratik siyasete alan açmaya çalışanların karşısındaki güçler, demokratik siyaseti cezalandırma yoluna gitti. Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı haklarının güvenceye alınması için Demokratik Entegrasyon yasalarının çıkarılması talebine yönelik takınılan tutum dikkat çekti.

Bu süreçte demokratikleşme adımları gelmediği gibi, siyasetin nefessiz bırakılmasına yönelik hamleler yapıldı. CHP’ye yönelik yargı müdahalesiyle birlikte, bir siyasi partiye ilk kez kayyım atanmış oldu. Kayyımla birlikte, seçilmiş parti genel başkanını binadan çıkarmak için parti binasına polis baskını düzenlendi. Çözümsüzlük hâli Türkiye’nin geneline sirayet etti.

Bu antidemokratik uygulamaların geliştiği süreçte Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi. Ortadoğu’daki gelişmelere işaret eden Abdullah Öcalan, “Büyük bir öfkeyle yüklü toplumları büyük düşünce ve büyük etik değerler olmadan dönüştürmek mümkün değildir. Toplum; hayatın her düzeyinde etik, siyasal, hukuksal ve ekonomik açılardan büyük bir sıkışma yaşıyor. Bunun için süreçte ısrar ve acele ediyoruz. Ve elbette tüm yapılanların yasal bir temele kavuşması önemlidir. Beklentide kalmak, beklenti hâlini sürdürmek sadece risk üretir. Kaybedecek zamanımız yoktur. Bütün aktörlerin bu tarihî sorumluluk anlayışıyla hareket edeceğine ve TBMM’nin de çalışmaları bu hassasiyetle yürüteceğine inanıyorum. Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir. Yasal düzenleme bizi gerçek bir pozitif inşaya, demokrasi çarkının döndüğü bir sürece sokacaktır. Demokratikleşme hayati bir ihtiyaçtır ve sürecin başarısı bizi bu hedefe yakınlaştırır. Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir? Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik uygulamalar ve yaşanan gelişmeler, doğru işleyen bir demokrasinin ve demokratik siyasetin olmamasıyla ilgilidir. İşleri bu noktaya getiren sebep budur, cumhuriyetin temelindeki demokrasi ilkesinden yoksunluktur. Demokrasiye, sanki bir lüks, bir demagojiymiş, lafazanlıkmış gibi yaklaşarak önemsememenin sonuçları vahim bir hatadır. Cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmek kadar aciliyet taşıyan bir durum yoktur” dedi.

Adalet Bakanlığı tarafından oluşturulan bir ekibin “çerçeve yasa” üzerine çalıştığı söylense ve iktidar kanadından sık sık yasanın Meclis’e getirileceği belirtilse de konunun ana muhatabı olan ve Kürt halkının “başmüzakereci” olarak deklare ettiği Abdullah Öcalan, Kürt Özgürlük Hareketi ve DEM Parti ile şu ana kadar bir taslak paylaşılmadı.

İktidara yakın medya her gün yeni bir taslak maddesi üzerine yazılar yazsa da taslağın konunun ana muhataplarına iletilmemesi soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Meclis Başkanı olan ve aynı zamanda Kürt sorununun çözümü için kurulan komisyona başkanlık yapan Numan Kurtulmuş’un, “Örgüt mensuplarını, münfesih örgüt mensuplarını kapsayacak geçici bir yasadır. Belli bir süre verildikten sonra gelenler bundan istifade edecek, gelmeyenler için de kapı kapanacak. Böyle bir mekanizmanın kurulmasını ümit ediyoruz. Bu, kararlaştırdığımız sonuçlarda yer alan başlıklardan biridir. Ayrıca çıkacak olan yasa bir af niteliğinde olmayacaktır. Bütün partilerin bir araya gelerek silah bırakma sürecinin tamamlanması için gerekli olan bu yasal düzenlemeleri yapmasını bekliyoruz” açıklaması dikkat çekti.

Bununla paralel olarak MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Irak ve Federe Kürdistan Bölgesi’nde yürüttüğü “diplomatik görüşmeler (?)” tartışma ve kuşkuları beraberinde getirdi.

Yasal adımların geciktirilmesi üzerine KCK yeni bir açıklama yaparak “Ne Rêber Apo ne de Özgürlük Hareketimiz bir emrivakiyi kabul eder. Yasa çıkardık, kabul etmiyorlar gibi bir özel savaş politikasını düşünmek akıl dışı bir yaklaşım olur. Yüz yıllık sonuç vermeyen ve Kürt halkıyla Türkiye arasında kopuşu getiren politikaları sürdürmek olur. Bu açıdan Rêber Apo’ya yaklaşımda da Özgürlük Hareketimize yaklaşımda da ciddi ve sorumlu davranmak gerekir” dedi.

Kürt inkârı ve imhasına karşı geliştirilen emsalsiz mücadeleyle sorunu darağacından masaya taşıyan Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, sadece Kürdistan için değil; Türkiye, Suriye, Irak ve İran başta olmak üzere tüm Ortadoğu’ya yeni bir kapı açıyor. Yüzyıllardır hegemon güçlerin müdahalesiyle sınırları çizilen, halklar ve inançlar arasında yaratılan bitimsiz savaşlara karşı Demokratik Toplum, Demokratik Ulus çatısı altında sulh sunuyor.

1993’ten bu yana savaşı sonlandırmak için “muhatap” arayan Abdullah Öcalan, Devlet Bahçeli’nin sözcülüğünü yaptığı devletin çağrısına muazzam bir yanıt verdi. Abdullah Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin büyük hassasiyetle ördükleri bu süreç, Kürdistan’ın özgürleşmesiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratikleşmesini hedefliyor. Bu nedenle Kürdistan’ın her mahalle ve sokağında yeniden inşa için çalışmalar yürütülürken, devlet bu dönüşüme ayak diriyor. Yasal adımlara dair ötelenen her bir adım, Kürt ve Türk halklarının ortak geleceğini ateş çemberine doğru itiyor.

Etiketler: 11 TemmuzAteşBarışDemokratik ÇözümKürt kadın mücadelesiKürt kadınlarSavaşSayı 175
Önceki İçerik

Kadın Konferansı ve Yeni Dönem Yol Haritası

Sonraki İçerik

Demokratik Toplum İnşasında Erkeğin Değiştirilip Dönüştürülmesi

Sonraki İçerik
Geçmişle Yüzleşme: Tarih ve Hafıza Alanlarını Beraber Düşünmek

Geçmişle Yüzleşme: Tarih ve Hafıza Alanlarını Beraber Düşünmek

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.