Zarok Ma, çocukların kimlik, dil ve duygusal bağ kurma süreçlerini de destekleyen ve müziği bir eğitim aracı olmanın ötesinde bir yaşam pratiği olarak ele alan özgün bir yöntem sunuyor. Ebeveyn katılımını da merkeze alan bu yaklaşım, çocukların hem bireysel hem de toplumsal gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor. Bu röportajda da Zarok Ma’nın eğitim anlayışını, çocuklar üzerindeki etkilerini ve mevcut eğitim sisteminden nasıl ayrıştığını Keder Hazar ile konuştuk.
- Zarok Ma’yı diğer çocuk müzik eğitimlerinden ayıran temel özellik nedir ve onu bir “mekân”dan ziyade bir “yöntem” olarak nasıl tanımlarsınız?
Evet Zarok Ma, ilk başta Kürtçe anadilinde müziğini, kültürel Kürt kimliğinin devam etmesini ve bunu kuşaktan kuşağa aktarmayı sağlar. Bir mekân değil; bir müzik öğretim metodu felsefesi. Orff, Kodály, Dalcroze gibi bir eğitim-öğretim modeli. Çocuğun anne karnında 4 aylıkken sesleri duymaya başlaması, o andan itibaren müzik eğitimi alabileceğini gösterir. 5/6 yaşına kadar kendi kültürünün müziğiyle devam etmesi, çocuğun kişiliğinde, karakterinde ciddi olumlu gelişim sağlar. Ebeveyn katılımlı bir müzik eğitim metodu Zarok Ma. Ailelerin Zarok Ma’yı tercih etmesi de bir okul değil de bir ev gibi olması, kendini rahat ve güvende hissetmesidir. Hatta Zarok Ma’nın sloganı da “Burası sizin 2. evinizdir.” Özellikle 0-5 yaş çocukların en hızlı büyüdüğü dönem olduğu için en önemli dönem de bu yaş aralığıdır. İyi, bilinçli bir birey olabilmesi için anadilinde müzik eğitimi çok önemlidir. Türkiye’nin eğitim sistemleri, gördüğümüz gibi dar kurallar koyarak çocukları bir rekabete götürüyor ve bu da çocuklar üzerinde zihinsel, duygusal bir çöküşe neden oluyor. Zarok Ma tam tersine, çocuklara hitap eden; oyun, hareket, hikâye, dansla yaşayarak öğrenmesini sağlıyor ve sadece öğrenen değil, yaratmaya, üretmeye de teşvik ederek yapıyor. Dersler grup şeklinde veriliyor. Grup şeklinde yapılmasının amacı, çocukların duygusal, sosyal, zihinsel gelişimini ön plana çıkarmaktır. Sabit bir müfredat dayatmaz. Çocukların o anki ruh hâline göre şekil alır. Derste bazen dinlenen şarkı eşliğinde sadece ritim çalınır ya da sadece oyun oynanır. Bazen de çocuk sadece müziği dinlemek ister. Çocukların kendini bir baskı altında hissetmeyecek bir eğitim metoduyla müzik eğitimi verir Zarok Ma.
- Zarok Ma’nın çocukların gelişimi üzerindeki etkileri nelerdir ve özellikle 0–5 yaş aralığında müzik eğitimi çocukları nasıl etkiler?
Davranış, dikkat, ifade, ilişki kurma gibi biçimlerde kendini gösterir. Dil gelişiminde önemli rol oynar. İlk başlarda duygularını sesle veya hareketle ifade ederken, müziğin etkisiyle zamanla kelime dağarcığının daha hızlı geliştiğini görebilmekteyiz. 0-5 yaş aralığında müzik eğitiminin etkisi; hiperaktif bir çocuğun zamanla kendini kontrol edebilmesine, çekingen, içine kapanık bir çocuğun aktifleşmesine, odak sorunu yaşayan bir çocuğun da zamanla odak süresinin uzamasında büyük etki taşır.
Örnek: Derste kullanılan pembe ve mavi renkten 1 sandalyenin olması, her hafta farklı bir kişinin kullanması ve o rengin 1 kişiye ait olmadığını anlama, paylaşım ruhunun gelişmesini sağlar. Zarok Ma’da bu bilinçli yapılan bir şeydir. Amaç, çocukların birbiriyle ilişki, paylaşım, sıra bekleme gibi biçimlerinin gelişmesini sağlamaktır. “Ben” olma hâli yerine “biz” olma hâli gelişir.
- Kürtçenin eğitimdeki yeri nedir ve anadilinde müzik eğitimi çocukların kimlik, özgüven ve öğrenme süreçlerini nasıl etkiler?
Bilindiği gibi Kürtçe dili eğitim alanlarında yasak. Genel olarak Türkçe veriliyor ve çocuklar kendi anadilini konuşamadığı bir yerde duygularını ifade edemiyor, bağ kuramıyor ve zamanla kültürüne yabancılaşıyor. Bunun önüne geçmek için de Zarok Ma, Kürtçeyi sadece bir iletişim aracı olarak değil, eğitimin merkezinde yer alan temel bir unsur, kültürel kodların nesilden nesile devam etmesini sağlayan bir köprü gibi görür. Ayrıca Kürtçe anadili, eğitimdeki etkisiyle çocukların özgüven ve kimlik duygusunu güçlendirir. Öğrenme sürecini doğal ve akıcı hâle getirir.
İfade özgürlüğünün artması, duygusal yakınlık ve aidiyet hissinin güçlenmesini görmek mümkün. Çocuk ilk başlarda konuşmaktan çekinirken, kendi dilinde şarkı ya da hikâye dinlediğinde kendini ait hisseder ve katılmaya başlar. Süreç ilerledikçe daha fazla iletişim kurmaya başlar. Şarkı söylemelerine katılır, çalınan ritmi tekrar eder ve herhangi bir nesneyle bağ kurmayı öğrenir. Öte yandan hiç Kürtçe bilmeyen bir çocuk, Kürtçe dilinin sadece dede, nine gibi faktörlerin dili olduğunu sanır. Zarok Ma’ya geldikten sonra normalde reddettiği dili artık öğrenmeye, konuşmaya başlar. Ve çoğu ebeveyn de zamanla çocuğun evde onları da Kürtçe konuşturmaya teşvik ettiğini söyler. Yani dil sadece eğitim ortamında kalmaz, yaşamın doğal bir parçası hâline gelir.
- Zarok Ma’da ebeveyn katılımının rolü nedir ve bu katılım çocukların gelişimine nasıl katkı sağlar?
Zaten Zarok Ma’nın temel amaçlarından biri de ebeveyn katılımlı olmasıdır. Birlikte şarkı söyleme, dans etme, oyun oynama çocukların beyin gelişimini hızlandırır. Bireysel eğitimden çıkıp toplumsal eğitimine katkı sağlar. Dar bir kalıpta olan ebeveynler de vardır mesela ve zamanla müziğin etkisiyle ruhuyla o kalıplardan nasıl çıktığını görüyoruz. Dinlenen şarkıda el çırpmayla, iki çubuğun birbirine vurmasıyla ya da bir topun yere sekmesiyle ritim tutma, zıplama, çocuğu teşvik etmek çocuğun birkaç hafta sonrasında tek başına katılmasını sağlıyor. Çalışmayı evde de tekrar ettiğinde çocuğun ruhuna işleniyor kültürel kodları. Ebeveynlerin katılımı çocukların kendini değerli ve görülmüş hissetmesini sağlar, özgüven duygusu geliştirir ve yeni şeyleri denemeye cesaret etmesini kolaylaştırır. Öğrendiğini kalıcı hâle getirir.
Her çocuğun bulunduğu yerde sanata, oyuna ve kendi anadilinde eğitime ulaşabilmesi anlamına gelir. Önemli olan mekân değil, kendini güvende hissettiği bir alan olmasıdır. Gerokma projemizde bunu anlatmaktadır. Bir şehir ve bir mekânla sınırlı kalmayıp her yerde müzik, herkes için müzik şiarıyla, yaş farkı olmaksızın bir enstrüman olmadan da doğanın atık malzemeleriyle “çubuk, pet şişe, karton” gibi malzemelerle ya da o da yoksa vücut üzerinde body perküsyon yaparak bile onları hem fiziksel hem de duygusal olarak geliştirir.
Bana göre en büyük fırsat şu an 350 ailenin Zarok Ma’yı tercih etmesi, farklı ülkelerden ve şehirlerden bizi talep etmeleridir. Anne karnında kültürel kimliğinin kazanmaya başlamasıdır. Bu da bir çocuğun kültür kodlarıyla nasıl değişip dönüştüğünü, şekillenip geliştiğini gösterir ve bu çocukların kültürlerini geleceğe taşımasına zemin hazırlar. Zorlukları ise ulaşmak isteyip de ulaşamadığımız çocuklardır. Hem eğitmen sayımızın az olması hem de sürecin getirdiği koşulların yetersiz olmasından kaynaklıdır.
5. Zarok Ma’nın mevcut eğitim sisteminden farkı nedir, karşılaşılan zorluklar ve geleceğe dair hedefleri nelerdir?
Türkiye’nin mevcut sisteminde, bildiğiniz gibi, katı kurallar vardır. Sabit bir fikir dayatma, eğitimi bir yarışma mekanizmasına çevirme ben-merkezciliğin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bu da günümüzdeki gençlere baktığımızda çocukluktan gelen psikolojik tahribatların davranışlarla ortaya çıktığını gösteriyor. Zarok Ma’nın ezberci, sınav odaklı, tek tip anlayışın dışında durması; öğretmenin konuştuğu, çocuğun sadece dinlediği model yerine çocukların aktif soru sorduğu ve anadilinde kendini özgürce ifade ettiği bir ortam kurar. Ayrıca rekabet yerine dayanışmayı esas alan çocuk merkezli bir eğitim yaklaşımı sunar. Çocukların sadece ders başarısıyla değil, sosyal, duygusal ve yaratıcı yönleriyle gelişmesini önemseyen kolektif bir öğrenme modelini esas alır.
Bu ayrışma Zarok Ma’nın en güçlü yönünü oluşturuyor. Çünkü mevcut sistemin kalıplarına göre şekillenmek yerine doğal gelişimini ve bireysel potansiyelini merkeze alıyor. Her çocuğun farklı öğrenme biçimine saygı duyan bir yaklaşımla özgüven duygusunun kazanılmasını, öğrenmeye istekli katılmasını sağlıyor. Son olarak şunu belirtmek isterim: Zarok Ma “Ma” adını, yani kalan, kültüründen beslenen, tüm sancılı ve zorlu süreçlerden geçen ama yine de kalan müzikten alır. Yok olmaya yüz tutmuş dengbêjlerimiz, stranlarımız nasıl ki yüz yıllardır yaşatılmışsa ve bize aktarılmışsa, Zarok Ma’nın da en büyük hedefi bu kodların nesilden nesile devam etmesini; çocukların kendi anadilinde eğitimini, kültürünü, müziğini, halayını öğrenmesini ve ölümsüzleşmesini sağlamaktır.

