Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Gülistan Doku

Yüksel Mutlu Yüksel Mutlu
3 Mayıs 2026
Yazı
0
Gülistan Doku
0
SHARES
33
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Cumhuriyet döneminde en az adli vakaların yaşandığı, en çok okuyan insanın çıktığı; sorunlarını Cemlerde çözen, suç işleyenlerin uzaklaştırıldığı ve “düşkün” ilan edildiği bir inanç ve kültür sahibi olan bu kent, şimdi bu değerlerden nasıl uzaklaştı? Yerel işbirlikçiler nasıl ortaya çıktı?

Dersim kadim bir kenttir; kalbimizdir. Değerlerimizin, bedellerimizin ve aynı zamanda direnişlerin olduğu Rae-Hag coğrafyasının ser çeşmesidir Dersim. Çok uzun yıllardır acılarla sınanmış, egemenin her türlü zulmünü yaşamış bu kent, bugünlerde Gülistan Doku cinayetiyle sarsılıyor.

Altı yıldır kadın örgütleri, ailesi, Kürt kadın hareketi TJA, DEM Parti, bağımsız kadın örgütleri ve platformlar; yaz kış demeden “Gülistan Doku nerede?” diye sormaya, ısrarla ve inatla devam etti. Kadınların, Kürtlerin ve demokrasi isteyenlerin adalet aradığı bu dosyada ilginç diyebileceğimiz gelişmeler yaşanıyor. Hatırlayalım:

Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun Dersim’de 5 Ocak 2020’de kaybolmasının ardından başlatılan soruşturma, aradan geçen altı yılın ardından çözülmeye başladı. Tabii şunu belirtmek gerekir: Muktedir istemeseydi çözülmesi çok zor görünüyordu. Zaten geçen altı yılda tüm kurumlar el ele vererek neredeyse gizlemeyi başarmıştı. Dersimliler hiçbir zaman Gülistan Doku’nun intihar ettiğine inanmadılar. İstihbaratın bu kadar derin olduğu, dağı taşı, kayası, ormanı gözetlenen; yaprak kıpırdasa dahi devletin haberinin olduğu bir yerde işin içinde korunanların olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil.

İlk günlerden itibaren “intihar” denilerek üstü kapatılmaya çalışılan cinayet, ortaya çıkan bulgular ve raporlarla çürütülürken; dosyada adı geçenler, eksik bırakılan incelemeler ve geciken işlemler kamuoyunda tartışma yarattı. Adalet Bakanı’nın değişmesiyle birlikte dosya başka bir boyuta geçti. DEM Parti milletvekilleri, Meclis’te Gülistan Doku’nun kaybedilmesiyle ilgili önergeler verip kürsü konuşmalarında konuyu ifade etmelerine rağmen hiçbir sonuç alınamadı.

Dosya kapsamında dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Gülistan Doku’yu katlettiği gerekçesiyle gözaltına alındı. Ardından toplam 13 kişi tutuklandı. Tutuklananların neredeyse tamamı, bir aile dışında, devlet kademelerinde görev yapan kamu görevlileriydi. Tuncay Sonel susma hakkını kullandı. Üstüne üstlük “vatan, millet, terörle mücadele” söylemlerinden bahsetti. Oğlu ise yüksek sesle İstiklal Marşı okuduğu için arkadaşları tarafından ayrımcılığa uğradığını söylüyor. Gülistan Doku’yu öldüren Mustafa Türkay Sonel onu hiç tanımadığını iddia ediyor.

Bu meselede baba vali o kadar büyük bir çaba yürütüyor ki olayı örtbas etmek için adeta nakış gibi tek tek işliyor. Örtbas edenlerin içinde birçok devlet kurumu var. Buna organize bir “bürokratlar mafyası” demek mümkün. Gülistan Doku, bu organize kötülüğün buzdağının görünen yüzü. Benzer birçok kadın cinayetinin yaşandığı biliniyor; nitekim sudan çıkan kadın cesetleri de bunu gösteriyor.

Cumhuriyet tarihi boyunca Dersim, devlet tarafından özel olarak ele alınmış bir kenttir. Alevi kimliği, muhalif kimliği, direnişçi kimliği ve asıl olarak Kürt kimliğiyle; hiçbir zaman bu iktidara oy vermeyen duruşuyla egemenleri ve iktidarı her zaman rahatsız etti. Kendi hakikatini arayan Dersim düşürülmeye çalışılıyor.

Tüm asimilasyon biçimlerinin ve saldırıların hedefi oldu, olmaya da devam ediyor. Bir nevi “pilot kent” olarak sistemin gündeminde yer aldı. Bu kente yönelik saldırılar özellikle 2015 çözüm sürecinden sonra hızlandı. Örneğin Munzur Üniversitesi asimilasyonun merkezi hâline geldi. Bölge halkı çocuklarını, üniversite açıldığından beri Dersim’e göndermeyi tercih etti. Tacizin, tecavüzün olmadığı; ilerici, sol, sosyalist bir kentte çocuklarına zarar gelmeyeceğini düşündüler.

Fakat Tuncay Sonel dönemi, diğer dönemlerden daha fazla zarar verdi. Öyle ki 1980 dönemindeki Vali Kenan Güven dönemini aşan politikalara tanıklık edildi. Tuncay Sonel; sokaktan geçerken “Ben geçerken karşımda niye ayağa kalkmıyorsunuz?” diye gençleri dövdüren, gözaltına aldıran bir vali profili çizdi. Korkuyu sokağa kadar taşıyan bir mülki amirdi. Yine bu dönemde fuhuş, çeteleşme, dejenerasyon ve yerel işbirlikçilerle birlikte kentte mafyalaşma tavan yaptı; sokakta çatışmalara kadar vardı.

Cumhuriyet döneminde en az adli vakaların yaşandığı, en çok okuyan insanın çıktığı; sorunlarını Cemlerde çözen, suç işleyenlerin uzaklaştırıldığı ve “düşkün” ilan edildiği bir inanç ve kültür sahibi olan bu kent, şimdi bu değerlerden nasıl uzaklaştı? Yerel işbirlikçiler nasıl ortaya çıktı?

Şimdi Gülistan Doku katliamıyla birlikte düşünmemiz gereken çok şey var. Peki, bu yaşananlar tesadüf olabilir mi? Dersim’deki politik güçleri baskı altına alan sistem; gençleri göç ettirerek, siyasi faaliyetlerinden dolayı cezalar vererek, sürgün yollarına düşürerek; gençleri apolitize eden mafyalaşmaya ve çeteleşmeye yol veriyor. “Yeter ki siyaset yapmasınlar, ne yaparlarsa yapsınlar” anlayışı gittikçe yayılıyor.

Gülistan Doku olayı daha derin araştırılmalıdır. Bunun, kadınlara yönelik diğer taciz ve tecavüz olaylarından bağımsız olmadığı bilinmelidir. Sonuçta hepsi aynı zihniyetin ürünüdür. Baraj gölünde bulunan kadın cesetleri araştırılmalıdır. Örneğin dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile olan ilişkiler ve onu koruyan mekanizmalar üzerine araştırma yapılmalıdır. O dönem kente bu kadar sık ziyaret gerçekleştirmesi tesadüf olabilir mi?

Bir diğer mesele de Munzur Üniversitesi’dir. Elbette gerçekten bilim yapanları, etik ve ahlaktan yana olanları bunun dışında tutarak söylüyorum: Bir üniversitenin bu kadar valinin ve devlet bürokrasisinin borazanlığını yapması kabul edilemez. Bizim bildiğimiz üniversite, her ne pahasına olursa olsun hakikati araştırır. Ancak bu üniversite bugün itibarıyla bir asimilasyon merkezi gibi çalışmaktadır. Muhalif düşünen öğrencilerini cezalandırdığı yönündeki iddialar kaygı verici boyuttadır.

Genç üniversite öğrencileri bu kenti tercih ettikleri için, üniversitelerini bitirip başka bir hayata başlamak üzere gittiklerinde bu kötü anılarla yaşayacaklar. Munzur Üniversitesi’ndeki fuhuş çeteleri çökertilecek mi?

Kentte her şey MOBESE kameralarıyla kontrol altındayken, ne oluyor da bu fuhuş çeteleri kol geziyor ve genç kadınları bu girdabın içine çekiyor? Uzun yıllardır bunun bir özel savaş politikası olduğunu söylüyoruz. Bu olaylardaki artışın nedeni nedir? Gülistan’ın arkadaşı Rojwelat Kızmaz’ın ölümü araştırılmalıdır. Ailesinin ve kadın örgütlerinin talebi de bu yöndedir.

Dersim’in geçmişinde yaşananları da düşünürsek, bu acılı coğrafya artık bunlara tanık olmak istemiyor. Başka Gülistan’lar ölmesin diye hepimizin erkek egemenliğiyle mücadele etmesi gerekiyor. Bu ne Dersim’in kaderi ne de Gülistanların kaderi olmalı. Hepimize büyük görevler düşüyor.

Etiketler: BarışGülistan DokuKadın DayanışmasıKadın haklarıKadın MücadelesiKürt kadın mücadelesiKürt kadınlarMunzur ÜniversitesiÖzel savaş politikalarıSavaşSayı 166
Önceki İçerik

Haklarımız ve Hayatlarımız İçin 1 Mayıs’a

Sonraki İçerik

Ölmek de Öldürmek de Kolayken Suç ve Ceza

Sonraki İçerik
Kadın Cinayetleri Politiktir

Kadın Cinayetleri Politiktir

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.