Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Êzidî Soykırımı’nın 12’nci yılı: Adalet Sağlanmadan Yaralar Kapanmıyor

Heval Arslan Heval Arslan
2 Ağustos 2026
Yazı
0
Êzidî Soykırımı’nın 12’nci yılı: Adalet Sağlanmadan Yaralar Kapanmıyor
0
SHARES
3
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Aradan 12 yıl geçmiş olmasına rağmen DAİŞ tarafından kaçırılan iki binden fazla kadın ve çocuğun akıbeti hâlâ bilinmiyor. Yüz binlerce Êzidî ise hâlen Güney Kürdistan’daki kamplarda veya farklı ülkelere dağılmış durumda ve bir sürgün hayatı yaşıyor. Şengal’de ise yas hâlâ devam ediyor

Êzidî toplumuna yönelik 74. Ferman’ın 12. yıl dönümünde öncelikle bu soykırımda yaşamını yitiren çocukları, kadınları, yaşlıları ve gençleri; sayıları hâlâ tam olarak belirlenemeyen binlerce canımızı saygıyla anıyorum. Onları ve 3 Ağustos 2014’te yaşananları unutmadığımızı ve unutturmayacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Soykırım (genocide) kavramının uluslararası hukukta kabul edilen tanımı Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2. maddesinde yer alıyor. Maddede tam olarak şöyle deniliyor: “Ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen yok etmek kastıyla işlenen aşağıdaki fiillerden herhangi biri soykırım suçunu oluşturur.”

Êzidî toplumu, 3 Ağustos 2014’te yalnızca fiziksel bir katliama maruz kalmadı. Binlerce kişi öldürüldü, kadınlar ve çocuklar kaçırıldı. Kaçırılan kadınlar sistematik cinsel köleleştirmeye maruz bırakıldı. İnsanlar inançlarından vazgeçmeye zorlandı ve yüz binlerce kişi yaşadıkları topraklardan sürüldü. Êzidîlerin hafızasında bu saldırı, 74. Ferman olarak tarihe geçti.

Soykırım yalnızca insanların yaşam hakkını hedef alan kitlesel bir suç değildir; aynı zamanda bir halkın hafızasını, kültürünü ve geleceğini yok etmeyi amaçlayan sistematik bir yıkımdır. Bu süreçlerden kadınlar ise çok daha ağır biçimde etkilenmektedir. Aradan 12 yıl geçmiş olmasına rağmen DAİŞ tarafından kaçırılan iki binden fazla kadın ve çocuğun akıbeti hâlâ bilinmiyor. Yüz binlerce Êzidî ise hâlen Güney Kürdistan’daki kamplarda veya farklı ülkelere dağılmış durumda ve bir sürgün hayatı yaşıyor. Şengal’de ise yas hâlâ devam ediyor.

Soykırımın ardından yürütülen diplomatik girişimler sonucunda Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Suriye Araştırma Komisyonu ve çeşitli ülkeler yaşananları soykırım olarak tanıdı. Ancak tanıma kararlarının önemli bir kısmı somut adalet mekanizmalarına dönüşmedi. Şengal’in yeniden inşası sınırlı kaldı; Avrupa’ya dönen bazı DAİŞ mensupları Almanya ve Fransa gibi ülkelerde yargılansa da yargılanan kişi sayısı oldukça sınırlı oldu. Bazı vakalarda ise haklarında yeterli delil bulunmaması veya farklı hukuki gerekçeler nedeniyle Avrupa’da uluslararası koruma alan kişiler de tartışmalara konu oldu.

2018 yılında DAİŞ tarafından kaçırılan Êzidî kadın Ashwaq Haji Hami’nin Almanya’da kendisini köleleştirdiğini söylediği kişiyle bir markette karşılaşması, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Bu olay, yalnızca cezasızlık tartışmalarını değil, soykırımdan kurtulan kadınların yaşadığı travmanın devam ettiğini de gözler önüne serdi.

Bu ve bunun gibi onlarca örnek, Êzidî Soykırımı’nın hesabının sorulmadığını tüm yönleriyle ortaya koydu.

TAJÊ Diplomasi Sözcüsü Riham Hico, soykırımın 12. yılı dolayısıyla yaptığı konuşmada, Şengal’in DAİŞ saldırısından önce siyasi ve askerî kararlarla savunmasız bırakıldığını ifade ederek yalnızca DAİŞ’in değil, saldırının gerçekleşmesine zemin hazırlayan aktörlerin de hesap vermesi gerektiğini belirtti.

Fermana zemin hazırlayan ancak hesap vermeyen aynı güçler bugün de soykırımı farklı yöntemlerle sürdürmek istiyorlar.

Nitekim 9 Ekim 2020’de KDP ile dönemin Bağdat yönetimi arasında imzalanan anlaşma ile Şengal halkının 3 Ağustos fermanından sonra oluşturdukları öz savunma güçleri, Asayiş, YBŞ ve YJŞ ile özerk yönetimin lağvedilmesi isteniyordu. Şengal halkı 6 yıldır yeni soykırımların önünü açacak bu anlaşmaya karşı direnirken öz savunma güçleri, YBŞ, YJŞ ve yerel yönetim mekanizmalarının geleceği bugün de tartışılıyor.

Irak’ta ordu dışındaki silahlı yapıların statüsüne ilişkin yürütülen yeni tartışmalar da bu kaygıları yeniden gündeme taşıyor.

Benzer tartışmalar Kuzey ve Doğu Suriye’de de yaşanıyor. Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) statüsü ve kadınların öz savunma mekanizmalarının korunması konusunda kadın hareketleri mücadelelerini sürdürüyor. Nisan 2026’da başlatılan “Hepimiz YPJ’yiz” kampanyası da bu mücadelenin önemli örneklerinden biri oldu.

Şengal açısından bakıldığında ise YJŞ, yalnızca bir askerî yapı olarak değil, 3 Ağustos 2014’ten sonra Êzidî kadınlarının yeniden ayağa kalkmasının ve kendi geleceklerini kurma iradesinin sembolü olarak görülüyor. Êzidî kadınları açısından YJŞ’nin varlığı, yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda soykırımın tekrarını önleyecek toplumsal bir güvence olarak değerlendiriliyor.

Bu nedenle, Mayıs ayında 250 delegenin katılımıyla gerçekleştirilen TAJÊ 3. Kongresi’nde kadın savunma gücü YJŞ ile Êzidxan Kadın Asayişi’nin hukuki statüsünün tanınması yönünde mücadele yürütülmesi kararı da öne çıkan başlıklardan biri oldu.

Aradan geçen on iki yıl, adaletin gecikmesinin mağdurlar açısından yaraları derinleştirdiğini gösteriyor. Şengal’in yeniden inşası, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması, sorumluların yargılanması ve Êzidî toplumunun güvenliğinin uluslararası güvenceler altına alınması hâlâ çözüm bekleyen temel meseleler olmaya devam ediyor.

Etiketler: 74. FermanBarışÊzidî kadınlarÊzidî soykırımıKadın haklarıKadın MücadelesiKürt kadın mücadelesiSavaşSayı 179Şengal
Önceki İçerik

Kırımın Kırıntılarında Filizlenen Özneler: Êzidî Kadınlar

Sonraki İçerik

Yabancılaşmadan Özgürleşmeye: Kadın Hakikati ve Kurucu İrade

Sonraki İçerik
Savaş Alanından İradeleşmeye: Êzidî Kadınlar

Savaş Alanından İradeleşmeye: Êzidî Kadınlar

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.