Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Kadınlar Komüne Doğru

Şilan Geçgel Şilan Geçgel
6 Eylül 2026
Yazı
0
Kadınlar Komüne Doğru
0
SHARES
26
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Toprağı eken; hayvancılık yapan, sofraya koyduğu ürünü bağından, bahçesinden toplayan Kürt emekçileri; 2015 sonrası kent yoksulları olarak yüksek kiralar, güvencesiz ve kayıtsız işlerle karşı karşıyalar

Bugün Türkiye’de yaşanan bölüşüm şoku, derin yoksulluk ve güvencesizlik rejimi başta kadınlar olmak üzere toplumun tamamını etkilemeye devam ediyor. Kadın yoksulluğunun sadece bir gelir yetersizliği olarak ele almanın çok ilerisinde; yapısal ve bütünlüklü bir sorun olduğunu görmemiz ise buna dönük müdahale araçlarımızı farklılaştırmayı ve arttırmayı zorunlu kılıyor.

Savaşın, barışın ve süregelen tartışmaların gölgesinde artan yoksulluk ve yoksulluğun artmasıyla tırmanışa geçen ırkçılığı birbirinden ayırmamak gerekiyor. Barışı nasıl toplumsallaştıracağız sorusu; tam da bu nedenle yoksulluğu nasıl yeneceğiz sorusuyla kol kola yürüyor.

Haziran 2026 tarihinde yayınlanan “İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporu: Asgari Ücret, Vergi, Emeklilik” Raporu hepimizin gündelik hayatında deneyimlediği derin yoksulluğu kaydetmiş.[i]

Türkiye’de İşçiler Şirketlerden Daha Fazla Vergi Veriyor!

Hayatımıza devam etmemizi sağlayan günlük rutinlerimizi dahi bir tehdit haline getiren bir yoksulluktan söz ediyoruz. Bineceğimiz otobüs için basacağımız akbilden, karnımız acıkır diye fiyat/ performans kovaladığımız fast food restoranlara; hatta soluklanmak istesek içeceğimiz bir bardak buzlu limonataya… Hem evimizin içinde hem evimizin dışında bir hayatta kalma rehberi olarak yoksullukla mücadele halindeyiz. DİSK- AR tarafından kayıt düşülen bu rapor içinden geçtiğimiz dönemi ilgilendiren üç önemli konuya parmak basıyor:

Asgari ücret açlık sınırının altında, yoksulluk sınırının dörtte biri düzeyinde.

Türkiye’de işçiler şirketlerden daha fazla vergi veriyor.

Bugün her üç emekliden ikisi çalışmak zorunda!

ISIG meclisi tarafından yayınlanan iş cinayetlerinin ardı arkası kesilmezken; başta çocuk işçilik olmak üzere kadın işçilerin cephesinde de durum değişmiyor. Kayıt dışı istihdam, işsizlik ve yoksulluk tırmanırken; ek gelir diye küçümsenen kadın emeği bugün hala mücadelesine devam ediyor.

Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği (GABB), Amed’de kadınların yaşadığı derin yoksulluğu tespit etmek ve yaşanan eksikliklere çözüm bulmak amacıyla yaptığı saha çalışması: “Diyarbakır’da Kadın Yoksulluğu Haritası Araştırması Raporu” ismiyle yayınlanmıştı. [ii]

Başta Amed olmak üzere bölgede yapılan birçok yoksulluk ve emek sömürüsü değerlendirmesini mevcut siyasi koşullardan bağımsız ele almak elbette mümkün değil. Özellikle 2015 sonrası bölgeye özel bir “hızlı/acele kapitalistleştirme” faaliyeti yürütüldüğünü söylemek yanlış olmaz.

Afet ve Çatışma Kapitalizmi, Naomi Klein’ın “Şok Doktrini: Felaket Kapitalizminin Yükselişi” adlı eserinde kavramsallaştırdığı teorik bir çerçeve. Klein; büyük krizlerin (savaşlar, terör saldırıları, doğal afetler, ekonomik çöküşler veya siyasi krizler) hemen ardından, toplumların geçirdiği psikolojik şok, travma ve oryantasyon bozukluğu anlarında, halkın rızasına sunulmayan sunulsa da kabul görmeyecek olan radikal serbest piyasa politikalarının (özelleştirmeler, kuralsızlaştırma, mülksüzleştirme) devlet eliyle hızla ve zorla uygulanmasını anlatır.[iii]

Toprağı eken; hayvancılık yapan, sofraya koyduğu ürünü bağından, bahçesinden toplayan Kürt emekçileri; 2015 sonrası kent yoksulları olarak yüksek kiralar, güvencesiz ve kayıtsız işlerle karşı karşıyalar.

Kadınlar Gelirlerinin %85’ini Evin Gündelik İhtiyaçlarına Harcıyor

“Diyarbakır’da Kadın Yoksulluğu Haritası Araştırması Raporu”, Diyarbakır’da kadın emeği ve kadın yoksulluğunu mercek altına alıyor olsa da raporda kayda geçen kimi tespitlerin Türkiye’de yaşayan tüm kadınların ortak derdi olduğunu söylemek mümkün. Yoksulluğun kadınlar tarafından nasıl deneyimlendiğine odaklanan bu rapor; ev içi emek ve bakım yükü, kadınların kamusal alandaki varlığı, istihdam/işsizlik, kayıt dışı çalışma, sosyal yardımlar ve borçlanma gibi birçok konuya değiniyor. Rapora göre, Türkiye’de kadın istihdamı oranı %30 gibi çok düşük bir düzeyde kalırken, bu oran Diyarbakır’da %20’ye düşüyor.

Rezan ilçesinde; evlerin yaklaşık yüzde 75’inin tek çalışanla ve çoğunlukla evin erkek bireyinin emeğiyle geçindiğine yer verilen raporda, kadınların yüzde 46’sının herhangi bir kişisel aylık gelire sahip olmadığı ve bununla birlikte kadınların gelirlerinin büyük ölçüde aileye ve eşlere bağlı olduğu ortaya çıkıyor. Ekonomik bağımsızlığın olmadığı bu tabloda kadının aileye veya evli olduğu erkeğe ekonomik bağımlılığı kaçınılmaz bir son olarak önümüzde duruyor.

Sur ilçesinde; Kişisel geliri olan kadınların yüzde 85’inin gelirini evin gündelik ihtiyaçlarına harcadığı, sadece yüzde 11’i gelirini kişisel bakım ihtiyaçları için ayırdığı belirtiliyor.

Sadece Amed ve civar illerde değil; diğer büyükşehirlerde yapılan saha araştırmaları da kadın yoksulluğunu gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz Nisan ayında Ekmek ve Gül, “Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması”nı kamuoyuyla paylaşılmıştı. 15 ilde, 9 kadın dayanışma derneği ve 23 Ekmek ve Gül grubunun katılımıyla 2 bin 804 kadınla yapılan anket ve görüşmeler sonucunda kayıt altına alınan bu rapora göre; Kadınların yüzde 88’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor! Henüz birkaç ay evvel yapılan GABB saha araştırmasını teyit eden bu panorama; kent metropollerindeki kadın emeğine ışık tutuyor.

Panaroma’ya göre; Kayıtlı ya da kayıt dışı bir işi olsa da kadın; mutfakta tencerenin başında olan kişi olarak bu derin yoksulluğu tencereye koyduklarıyla ölçüyor. En temel kişisel bakım ihtiyacından sosyalleşmeye kadınlar birçok kişisel isteğini ertelemek zorunda kalıyor.

Ankete katılan kadınların yüzde 63,5’i sosyal hayata dair giderlerini, yüzde 59,1’i kıyafet, yüzde 54,4’ü ise kişisel bakım ihtiyaçlarını ertelediğini ifade etmekle birlikte; kadınların yaklaşık 10’unun da doktora gitmeyi ya da ilaç almayı ertelediğini kayda düşülmüş. [iv]

Tavuk Kuştur, Kadın İnsandır!

Peki ne yapmalı?

İçinde bulunduğumuz koşullarda tıpkı tarihin diğer dönemlerinde olduğu gibi kadınlar kapıları zorlamaya devam ediyor.

1917 Ekim Devrimi’yle kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde; Ev emekçisi, yoksul köylü, partizan anneleri ve ailelerinden oluşan yaklaşık 100 kadın kendilerine toprak vererek destek olan devrim deneyimi sayesinde bir kolhoz kurarlar: Artyuşina Kadın Komünü. Kadınlar temin ettikleri üretim araçları sayesinde toprağı ekmeye, evleri inşa etmeye ve ekmek yapmaya başlarlar.

Ancak toplumsal devrimin kırsallara nüfus etmemiş olması sebebiyle olsa gerek; çevre köylülerin alaylarına ve dedikodularına maruz kalırlar. Tavuk üretimine başladıkları bir dönemde; bir Rus deyişi olan “Tavuk kuş değildir, kadın insan değildir” cümlesi kulaktan kulağa yayılmaya başlar. Komünün kadınları ise kocaman bir bezin üzerine: “Tavuk kuştur, kadın insandır!” diye yazıp, kolhozun giriş kapısına asarlar.[v]

Artyuşina Kadın Komünü deneyiminden Rojava’nın Jinwar köyüne… Kuşkusuz kadın mücadelesi gibi komün deneyimleri de bir tarihsel devinim içinde birikerek, çağıldayarak sürüyor.

Başta kadın yoksulluğu, işsizlik, güvencesizlik, kayıt dışı çalışma ve ek gelir muamelesi gören kadın emeği olmak üzere; kent metropollerinde yükselen ve derinleşen kriz bugün en hızlı çözüm metotları geliştirmeyi zorunlu kılıyor.

Geçtiğimiz yıl Jin Dergi’de yayınlanan “Kadının Varoluşsal Mücadelesi: Komün ve Özsavunma” isimli makale komün deneyimine şöyle ışık tutuyor:[vi]

“Komün; üretimin, savunmanın, karar almanın ve özgürleşmenin alanıdır. Komünlerin toplumsal dönüşümde önemli rolü vardır. Komün, mevcut baskıcı toplumsal sistemlere karşı bir alternatiftir. Kadınların yaşamlarını kolektif kararlarla sürdürmeleri, komünün sadece fiziksel bir yaşam alanı değil; aynı zamanda demokratik işleyişe dayalı bir örgütlenme modeli olduğunu gösterir.”

Bugün geldiğimiz noktada; ufuk noktasındaki bir çizgi gibi gördüğümüz tarihsel deneyimleri bugünle buluşturmak ve yeni bir örgütlenme modeli inşa etmek mümkündür.

Kadın kenti ilan edilen Cizre’de kurulan Binevş Kadın Komünü Kent Bostanı’na[vii] daha yakından bakmak ve benzeri örnekleri arttırmak ya bir hayal değilse?

Son Not

[i] Erişim tarihi: 21.08.2026 https://arastirma.disk.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/DiSK-AR-Isci-Sinifinin-Gecim-Krizi-Haziran-2026.pdf

[ii] Erişim tarihi: 21.08.2026 https://www.gabb.gov.tr/tr/detay/yoksullugun-kadin-hali-diyarbakir-da-esitsizligin-haritasi-nicel-raporu-aciklandi

[iii] Klein, N. (2008). Şok doktrini: Felaket kapitalizminin yükselişi (S. Seyis, Çev.). Agora Kitaplığı.

[iv] Erişim tarihi: 22.08.2026 Ekmek ve Gül Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması Araştırması: Kadınlar kaygı, borç ve açlık kıskacında | Ekmek ve Gül

[v] Rusya’da 1917 Sosyalist Ekim Devrimi ve Kadınların Kurtuluşu; “Tavuk Kuştur, Kadın İnsandır” -Olgular, Belgeler, Çözümlemeler- 2 Cilt, Gül Özgür, Dönüşüm Yayınları, 1993

[vi] https://jindergi.com/yazi/kadinin-varolussal-mucadelesi-komun-ve-ozsavunma/

[vii] https://yeniyasamgazetesi9.com/binevs-kadin-komunu-ile-komunal-yasam-ruhunu-yeniden-yesertiliyor/

Etiketler: CizreekonomieşitsizlikişçijinwarKadın DayanışmasıKadın İşçiKadın MücadelesiKomünKomün ve KadınKomün ve YaşamMESEMSayı 184
Önceki İçerik

Barış’ı Konuşurken Kürt Mevsimlik Tarım İşçilerine Yönelik Saldırılar Bize Ne Söylüyor?

Sonraki İçerik

Sermayenin Kurduğu Sahne, Kadınların Değiştirdiği Oyun: 1971 Kadınlar Dünya Kupası’nın ‘Unutturulan’ Hikâyesi

Sonraki İçerik
 ‘Genç Yaşımda Hareketle Tanıştım’

 ‘Genç Yaşımda Hareketle Tanıştım’

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.