tüik’in verilerine göre türkiye’de 15 yaş üstü nüfus içinde istihdam oranı yüzde 49.5, erkeklerde bu oran yüzde 66.9, kadınlarda ise bunun yarısından daha az, yüzde 32.5! üstelik kadınlar erkeklerle eşdeğer iş yaptıklarında bile eşit ücret alamıyor. kız çocukları eğitime erişemiyor, kadınlar mesleki eğitim alamıyor. bunlar bu mecranın okurlarının bildiği şeyler
meclis’in ekim ayında açılmasıyla birlikte ilk gündeme gelecek konulardan biri nafaka meselesi. bilindiği gibi, anayasa mahkemesi geçtiğimiz haziran ayında, medeni kanun’daki yoksulluk nafakasının “süresiz” uygulanmasını oy çokluğuyla iptal etti.
yoksulluk nafakası, boşanma halinde, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafa, karşı tarafın yapacağı ödeme anlamına geliyor. burada cinsiyet belirtilmemesi bizi yanıltmasın. bir erkeğin, boşanma halinde yoksullaşması ihtimali çok küçük. aslında süresiz nafaka koşulsuz değil, kadının evlenmesi veya bir erkekle evli gibi yaşaması halinde, haysiyetsiz yaşadığının kanıtlanması durumunda ve yoksulluğunun son bulması üzerine son buluyor.
haysiyetsiz yaşamaktan ne kastedildiğini hepimiz iyi kötü anlamışızdır, erkekler için olağan olan pratikler. yoksulluğun son bulması nasıl mümkün olur; ya hayatını değiştirecek bir mirasa konacak veya iş bulacak yani ücretli çalışmaya başlayacak.
hukuki gelişmeleri tahlil etmeyi hukukçulara bırakayım. tüik’in verilerine göre türkiye’de 15 yaş üstü nüfus içinde istihdam oranı yüzde 49.5, erkeklerde bu oran yüzde 66.9, kadınlarda ise bunun yarısından daha az, yüzde 32.5! üstelik kadınlar erkeklerle eşdeğer iş yaptıklarında bile eşit ücret alamıyor. kız çocukları eğitime erişemiyor, kadınlar mesleki eğitim alamıyor. bunlar bu mecranın okurlarının bildiği şeyler.
yani yasa, yoksulluk nafakasına ihtiyaç duyan kadınların yoksulluktan kurtulmasını evliliğe ya da bir erkekle evli gibi yaşamaya bağlarken bütün bunları göz önüne alıyor aslında. bir kadının kendisini geçindirebilecek bir ücret kazanabilmesi büyük bir lüks, bu lükse daha önce ücretli çalışmadığı bir evliliği sonlandırır sonlandırmaz ulaşabilmesi ancak masallarda ve dizilerde mümkün. ya çocuklar? diyelim ki bir kadın, çocuklarına da bakacak kadar para kazanabiliyor, neden babalarının hiçbir katkısı olmadan büyütsün çocuklarını?
yoksulluğun temeli: ücretsiz çalışma
kadınların ücrete ulaşmakta yaşadığı güçlüklerin çok çeşitli sebepleri var. bunların başında esas olarak eviçinde ücretsiz çalışmak üzere büyütülmüş olmaları geliyor. bunun bu coğrafyaya mahsus bir olgu olduğunu düşünmeyin. örneğin almanya’da, akademisyen çiftler çocuk sahibi olduklarında işinden vazgeçenin genellikle kadınlar olduğu söyleniyor. çünkü orada da kadınlar erkeklerden daha az kazanıyor ve daha küçük olan ücretten vazgeçiliyor.
evlilik/aile kadınlar için bir geçim yolu olarak dayatılıyor, üstelik kadınlar ücretli çalışırken de aynı zamanda evin, erkeğin, çocukların bakımını üstleniyor. ama bir işte ücretli çalışırken ayrılıp başka bir işe girebilirsiniz. patronunuz sizi işten çıkartırsa çeşitli haklarınız doğar. ya evlilikte?
bazı kadınların evleriyle ilgili sorumluluklarının diğerlerinden daha az olduğu, maddi durumlarının kendilerine yardımcı olacak birilerini istihdam etmelerine izin verdiği söyleniyor. ama bu kocalarının evle ve çocuklarda hatta bazen kendi ebeveyninin bakımıyla ilgili sorumluluk almaması gerçeğini değiştirmiyor. erkekler her durumda eşlerinden geçim karşılığında hizmet alıyor; o geçimin nasıl olacağına da kendileri karar vererek. isterse evin rızkını kumarda yer, isterse eşine her bayram altın takı alır.
bir kadın fiziksel şiddet/aşağılanma/psikolojik şiddet/ekonomik şiddet yani örneğin haneyi parasız bırakma/çocuklarına şiddet benzeri sebeplerle boşanmak istese nasıl geçinecek, çocuklarını nasıl geçindirecek? bir erkek, başka birine âşık olduğu, başkalarıyla ilişkiler kurmak istediği, başka bir kadınla birlikte olmak istediği için boşanmak istediğinde evliyken ona ücretsiz hizmet eden, çocuklarını yetiştiren, belki ebeveynine, ailesine bakan bir kadını -ve çocuklarını- geride bırakabilir mi?
işte nafaka, bir kadın boşanabilsin, bir erkek o kadını ve çocukları kolayca geride bırakamasın diye var. kadınların mahkum edildiği ücretsiz çalışmanın “tazminatı”.
yeni bir hayatın eşiğinde
bir kadının boşandıktan sonra yeni bir hayat kurması, iyi ücretli bir işte çalıştığında bile kolay değil. birçok kadın boşandıktan sonra aile evine dönmesi de mümkün değil. onu ve çocuklarını geçindirecek bir nafaka alamaması -ki genellikle böyle- birçok durumda öldürülme tehlikesini göze alarak o evde kalması anlamına geliyor.
nafaka konusunda karar verecek olanlar da bunu pekala biliyor. “ailem güvende” sözüyle bunu kastediyorlar zaten. aile fertleri güvende demiyorlar ki, aile kurum olarak sarsılmıyor, dağılmıyor.
propaganda makinesi
bu konuda bir süredir propaganda makinesi çalışıyor. “nafaka mağduru erkekler”e değinmeden türkiye’de ortalama nafakanın 1.179₺ olduğunu söyleyeyim. ortalama; fazlası var tabii ama azı da var! o arada sosyal medyada bazı hayali kişilikler dolaşıyor. iki ay evli kalıp on yıl nafaka ödeyen adam! boşanırken eşinin donuna kadar alan kadın!
ama çocuğu için mahkemenin hükmettiği nafakayı ödememek için kırk takla atan adam hayali değil, gerçek! otuz yıl evli kaldığı, üç çocuklarını büyütmüş kadına nafaka ödemeyi haksızlık sayan erkek gerçek! çocuklarına bakamadığı için intihar eden kadın gerçek!
her kadın bunlardan birini tanır, her kadın nafaka gerçeğini bilir. eşitliği ve özgürlüğü savunan kadınlar olarak başka kadınlara en kolay ulaşabileceğimiz konu nafaka hakkı. haklarımızı zalime yem etmemek için sesimizi hepsine ulaştırmaya ihtiyacımız var.

