Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Aynı Günün İçinde Sıkışmak: Kadın Emeği, Kriz ve Bitmeyen Mücadele

Sakine Esen Yılmaz Sakine Esen Yılmaz
26 Nisan 2026
Yazı
0
Aynı Günün İçinde Sıkışmak: Kadın Emeği, Kriz ve Bitmeyen Mücadele
0
SHARES
8
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Güvenceli işçilerle güvencesiz işçiler arasındaki makas giderek açılıyor ve işsizler ordusuna her gün yenileri katılıyor. Kadınlarla erkekler arasındaki gelir adaletsizliği ise eşit işe eşit ücret hedefinden hâlâ ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor. Peki bu döngüden nasıl çıkılabilir? Zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanlar bu zincirleri nasıl kırabilir?

1 Mayıs İşçilerin ve Emekçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü kutlamaya hazırlandığımız bu günlerde, aynı günün tekrar tekrar yaşandığı filmlerdeki gibi zamanın bir yerinde takılıp kalmış olma hissinden kurtulamıyorum. Değiştirdiklerimiz ve değiştiremediklerimiz için yeniden ve yeniden mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Yasalar ve kazanılmış haklar, bizzat yasa koyucular tarafından ihlal ediliyor ya da uygulanmıyor. Sistem, krizleri savaşlar yoluyla daha da derinleştirerek istikrarsızlığı olağanlaştırırken, bütün krizlerde olduğu gibi yük yine kadınların omuzlarına biniyor. Güvencesiz çalışma, işsizlik, alım gücünün düşmesi ve kadınlar ile erkekler arasındaki ücret adaletsizliği gibi pek çok tema kadınların gündeminde yer almaya devam ediyor.

Demokrasinin görece olarak daha yüksek standartlara sahip olduğu Avrupa’da da durum çok farklı değil. Kadınlar, Avrupa ülkelerinde erkeklere göre ortalama saat başına %12 daha az kazanıyor. Kadınların çalışma hayatına katılımı erkeklere göre %10 daha düşük. Bununla birlikte esas çarpıcı olan, kadınların emeklilikte erkeklere kıyasla %25 oranında daha az gelire sahip olmaları. Yaşlı kadın yoksulluğu, ayrımcılık ve diğer toplumsal faktörlerle birleştiğinde dramatik bir boyuta ulaşıyor. Daha somut ifade etmek gerekirse, 2025 yılı verilerine göre 7 milyon kadın yaşlılıkta yoksullukla karşı karşıya kalırken, erkeklerde bu sayı yaklaşık 6 milyon.

Bu eşitsizliklerin temelinde ise yine cinsiyete dayalı iş bölümü yer alıyor. Kadınların hamilelik ve çocuk bakımı gibi ev içi görünmeyen emekleri, iş gücü piyasasında eşitsiz koşullarda yer almalarına neden oluyor. Yarı zamanlı çalışma, kadınlar açısından bir tercihten çok bir zorunluluğu ifade ediyor. Sayısal veriler de bu durumu destekliyor. Örneğin Almanya’da Temmuz 2025 itibarıyla çalışan kadınların %51’i yarı zamanlı çalışırken, erkeklerde bu oran %14.

Avrupa’da kadınların güçlendirilmesi için pek çok politik tedbir alınmasına rağmen, ataerkil yapı çoğu zaman biçim değiştirerek varlığını sürdürmeye devam ediyor. Özellikle boşanma durumunda çocukların bakım sorumluluğu kadınların üzerine kalıyor. Bu durum, kadın yoksulluğunun en önemli sebeplerinden biri. Çocuk yardımları ne yazık ki bu yükü tamamen karşılamaktan uzak. Kreşlerin azlığı ve okulların yarı zamanlı olması, okul çağında çocuğu olan annelerin yarı zamanlı işlere yönelmesine, dolayısıyla da kadın yoksulluğunun artmasına neden oluyor.

Göçmen kadınların durumu da kadın yoksulluğunun bir başka boyutunu oluşturuyor. Almanya genelinde kadınlar ve erkekler arasındaki ücret eşitsizliği %16 iken, bu oran göçmen kadınlar söz konusu olduğunda iki katına çıkarak %30’u buluyor. Burada özellikle dil bariyerinden kaynaklanan nedenlerle kadınların daha düşük nitelik gerektiren işlerde çalışmaları önemli bir rol oynuyor.

Güvenceli işçilerle güvencesiz işçiler arasındaki makas giderek açılıyor ve işsizler ordusuna her gün yenileri katılıyor. Kadınlarla erkekler arasındaki gelir adaletsizliği ise eşit işe eşit ücret hedefinden hâlâ ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor. Peki bu döngüden nasıl çıkılabilir? Zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanlar bu zincirleri nasıl kırabilir?

İşçi örgütleri ve sendikalar güçlenmeleri gerekirken her geçen gün kan kaybediyor. Avrupa’da ilk sendikanın 1842 yılında Belçika’da kurulmasının üzerinden 180 yıl geçmiş durumda. Yasal olarak sendikal haklar güvence altına alınmış olsa da, özellikle özel sektörde sendikalaşma ya da işyeri meclisleri kurma çabaları hâlâ çeşitli engellerle karşılaşıyor.

Şüphesiz Marx’ın hayaleti artık Avrupa’da dolaşmıyor; ancak üye sayıları düşmesine rağmen hâlâ milyonlarca üyeye sahip sendikalar, uyuyan bir dev misali uyanacakları günü bekliyor. Onları uyandıracak olanlar ise, tıpkı Avusturya’da olduğu gibi, kadınlar ve gençler.

2016 yılından 2024 yılına kadar Avusturya hariç bütün Avrupa ülkelerinde sendikalaşma oranlarının düştüğünü görüyoruz. Peki Avusturya bu döngüden çıkmayı nasıl başardı? Avusturya Sendikalar Birliği (ÖGB – Österreichischer Gewerkschaftsbund), kadınların çalışma yaşamındaki konumunu güçlendirmek için eşit işe eşit ücret mücadelesi, ayrımcılığa karşı yasal düzenlemeler ve toplu sözleşmeler yoluyla önemli kazanımlar elde etti. Yarı zamanlı ve güvencesiz çalışan kadınların sosyal haklara erişiminin genişletilmesi, bakım yükünün paylaşımını teşvik eden politikalar ve kadınların sendikal temsiliyetinin artırılması bu sürecin temel adımları arasında yer aldı. Bu deneyim, kadınların ve gençlerin örgütlü mücadeleye katılımının sendikal hareketi yeniden canlandırabileceğini açıkça gösteriyor.

2026 1 Mayıs’ını karşılarken kadınlar açısından örgütlü mücadeleye duyulan ihtiyaç her zamankinden daha fazla. Ataerkil sistemin yapısal eşitsizliklerinin yanı sıra savaş ve militarizm dünyayı yeni ve daha sert bir evreye sürüklüyor; bunun kadınlar açısından mevcut sorunları daha da derinleştireceği açık. Bu yüzden ya bir yol bulmalı ya da yeni yollar açmalıyız

Son not:

Bundesstiftung Gleichstellung (2026). Die neue EU-Gleichstellungsstrategie 2026–2030: Wichtige Impulse für Deutschland.
Erişim adresi: https://www.bundesstiftung-gleichstellung.de/2026/03/24/die-neue-eu-gleichstellungsstrategie-2026-2030-wichtige-impulse-fuer-deutschland/
(Son görüntülenme: 23.04.2026)

Bundesstiftung Gleichstellung (2025). Armut – eine Frage des Geschlechts?
Erişim adresi: https://www.bundesstiftung-gleichstellung.de/wissen/themenfelder/armut-eine-frage-des-geschlechts/
(Son görüntülenme: 23.04.2026)

Bundesagentur für Arbeit (2026). Arbeitszeitumfang: Männer und Frauen arbeiten mehr in Teilzeit.
Erişim adresi: https://www.arbeitsagentur.de/presse/2026-10-beschaeftigung-der-frauen-auf-rekordhoch-bei-gleichzeitig-hoher-teilzeitquote
(Son görüntülenme: 23.04.2026)

DAMIGRA (t.y.). Unsichtbare sichtbar machen – Eine Reihe zur Benachteiligung von geflüchteten und migrierten Frauen auf dem Arbeitsmarkt.
Erişim adresi: https://www.damigra.de/meldungen/unsichtbare-sichtbar-machen/
(Son görüntülenme: 23.04.2026)

Etiketler: 1 Mayıs1 Mayıs İşçi ve Emekçiler BayramıEmekEmek MücadelesiEşit işe eşit ücretGörünmeyen emekİşçi BayramıKadın DayanışmasıKadın haklarıKadın İşçiKadın MücadelesiSayı 165
Önceki İçerik

İstisna Halinin Kural Haline Gelmesi: Kürt Çocuklarının Yaşamında Kalıcılaşan OHAL

Sonraki İçerik

Kadınların Barış Emeği

Sonraki İçerik
Haklarımız ve Hayatlarımız İçin 1 Mayıs’a

Haklarımız ve Hayatlarımız İçin 1 Mayıs’a

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.