Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

8 Mart’ın Tarihsel Seyri

Zuhal Tekiner Zuhal Tekiner
8 Mart 2026
Yazı
0
8 Mart’ın Tarihsel Seyri
0
SHARES
80
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

1990’lı yıllar, Kürt kadınlarının kendi kimliği ile 8 Mart alanlarında güçlü ve kitlesel biçimde yer aldığı bir dönem oldu. Olağanüstü Hal uygulamaları, köy boşaltmaları, gözaltılar ve yoğun devlet baskısına rağmen kadınlar geri çekilmedi. Bu dönem hem ulusal kimlik hem de kadın özgürlüğü mücadelesinin alanlarda görünür olduğu bir süreçti

8 Mart, 1857’de ABD’nin New York kentinde tekstil işçisi kadınların düşük ücretlere ve ağır çalışma koşullarına karşı başlattıkları greve uzanır. Grev sırasında yaşanan polis müdahalesi ve fabrikada çıkan yangında 129 kadının hayatını kaybetmesi, kadın emeği mücadelesinin simgesel kırılma noktalarından biri oldu.

1908’de binlerce kadın işçi; oy hakkı, insanca çalışma koşulları ve çocuk işçiliğin yasaklanması talepleriyle “Ekmek ve Güller” sloganını yükseltti. Bu mücadelelerin ardından 1909’da Amerika Sosyalist Partisi Kadın Günü ilan etti. 1910’da Kopenhag’da düzenlenen Kadın Sosyalist Enternasyonal toplantısında Alman sosyalist önder Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart, yaşamını yitiren kadın işçilerin anısına uluslararası bir gün olarak kabul edildi.

Takip eden yıllarda Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde kutlanmaya başlanan 8 Mart, savaş dönemlerinde yasaklamalarla karşılaşsa da 1960’lardan itibaren yeniden kitlesel bir karakter kazandı. 1977’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun kararıyla resmî olarak Dünya Kadınlar Günü ilan edilmesiyle giderek tüm dünyada kadın mücadelesinin taleplerini yüksek sesle dile getirdiği eylem alanları oldu.

8 Mart’ın İlk İzleri (1921–1980)

Türkiye’de 8 Mart ilk kez 1921’de “Emekçi Kadınlar Günü” olarak anıldı. Cumhuriyet döneminde kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması önemli bir eşikti; 1960’lı ve 70’li yıllarda sol hareket içinde kadınlar 8 Mart’ı daha görünür biçimde anmaya başladı.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında ise birçok etkinlik gibi 8 Mart da yasaklandı. Ancak bu dönem aynı zamanda yeniden örgütlenmenin de zemini oldu.

Yeniden Sokağa Çıkış ve Feminist Dalga (1984–1990)

1980’lerin ikinci yarısında feminist hareket güç kazandı. 1984’ten itibaren 8 Mart yeniden meydanlara taşındı. 1987’de düzenlenen Dayağa Karşı Yürüyüş, erkek şiddetini görünür kılan bir dönüm noktasıydı. Bu yılların sloganları artık çok netti:

• “Dayağa hayır”
• “Şiddete son”
• “Sığınak haktır”
• “Bedenimiz bizimdir”

8 Mart artık emek eksenli olmanın ötesinde; beden, kimlik ve yaşam hakkı mücadelesinin de günü hâline gelmişti.

1990’lar: Kürt Kadınlarının Kimliğiyle 8 Mart Alanlarına Çıkışı

1990’lı yıllar, Kürt kadınların kendi kimliği ile 8 Mart alanlarında güçlü ve kitlesel biçimde yer aldığı bir dönem oldu. Olağanüstü Hal uygulamaları, köy boşaltmaları, gözaltılar ve yoğun devlet baskısına rağmen kadınlar geri çekilmedi. Bu dönem hem ulusal kimlik hem de kadın özgürlüğü mücadelesinin alanlarda görünür olduğu bir süreçti.

8 Mart 1991’de Diyarbakır’da kutlamalar Dilan Sineması’nda düzenlenen özel bir geceyle başladı. Kürt kadınları ilk kez kendi kimlikleriyle 8 Mart gecesi organize etti. Polisin arama ve kimlik kontrolü katılımı engelleyemedi. Programın sunuculuğu bir erkek ve bir kadın tarafından yapıldı. Konuşmacılar arasında İHD Diyarbakır Şube Başkanı Hatip Dicle de vardı.

Aynı gün yani 1991’de İstanbul’da bir yürüyüş gerçekleştirildi. 300 kişinin Sultanahmet’ten Çemberlitaş’a yürüyüşünde “Kadın erkek el ele, özgür günlere” sloganı dikkat çekiciydi.

8 Mart 1992

8 Mart 1992 yılında Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Adana, Erzincan ve birçok kentte yürüyüşler, paneller ve valilik tarafından yasaklanan mitingler yerine basın açıklamaları düzenlendi. Kadınlar mahallelerde, işyerlerinde ve meydanlarda etkinlikler yaparak 8 Mart’ı kutladı. Bazı kentlerde polis müdahaleleri ve gözaltılar yaşandı.

İstanbul Taksim’de toplanarak İstiklal Caddesi boyunca “8 Mart’ta Kadınların Kurtuluşu İçin İleri” pankartı ve “Yaşasın Kadın Dayanışması”, “Biji Tekoşina Hêz’a Jinan” sloganları atan kadınlara polis müdahale etti.

8 Mart 1992’den itibaren sokaklara çıkan Kürt kadınları, toplumsal baskıları ve ulusal mücadelelerini sahaya taşıdı.

8 Mart 1996

8 Mart 1996 yılındaki eylemler, beklenenin üzerinde bir katılım ve coşkuyla gerçekleşti.

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve birçok kentte 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, polisin engellemesine rağmen binlerce kadının katılımıyla kutlandı. Eylemlerde kadınlara yönelik şiddet, gözaltılar ve yasaklamalar protesto edildi.

HADEP’li kadınların Diyarbakır, Batman ve Mardin’de yaptığı kutlamalarda kadınlar barış ve özgürlük taleplerini dile getirdi.

8 Mart 1997

1997’de “Artık Örgütlüyüz” şiarıyla gerçekleştirilen miting, kadınların bağımsız politik özne olarak kendilerini ifade ettiği bir dönem oldu.

8 Mart 1998

1998’de Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) üyesi kadınlar, bir önceki yılın miting bileşenlerinden ayrıldı. Kürt kadınları 8 Mart’ta toplumsal cinsiyet mücadelesinden önce daha yakıcı gördükleri var olma ve siyasal kimlik mücadelesini öne çıkarmak istedi ve 8 Mart platformuyla ortaklaşamayınca İstanbul Kadıköy ve Diyarbakır merkezli kendi 8 Mart mitinglerini düzenledi.

Erkeklerin de katıldığı eyleme polis saldırdı.

8 Mart 1999

1999 yılında kadınlar siyasal gerilimin gölgesinde alanlara çıktı.

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat uluslararası komployla Türkiye’ye getirilmesinin hemen ardına denk gelen 8 Mart, Kürtler için Dünya Emekçi Kadınlar Günü değil; aynı zamanda siyasal baskılara karşı söz söyleme günü hâline geldi.

Hemen ardından 18 Nisan’da seçime gidileceğinden dolayı Diyarbakır başta olmak üzere Kürdistan illerinde kimlik ve özgürlük vurgusu öne çıktı.

İstanbul’da da sendikalı kadınlar, feminist gruplar, insan hakları savunucuları ve Kürt kadın örgütlerinin katılımıyla yürüyüşler gerçekleşti. “Kadınlar barış istiyor” vurgusu öne çıktı. Yoğun güvenlik atmosferine rağmen kadınlar geri adım atmadı.

8 Mart 2000

2000’li yıllarla birlikte özgün örgütlenmeler güçlendi, Kürt kadın hareketi daha örgütlü ve kurumsal bir yapıya kavuştu. Kadın dernekleri, kadın meclisleri, kooperatifler ve yerel yönetimlerde kadın temsiliyetini güçlendirdi.

8 Mart 2000’de Dünya Kadınlar Yürüyüşü kapsamında İstanbul Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı’nda mitingde bir araya gelen kadınlar “Yoksulluğa, şiddete, baskıya hayır”, sloganları ve “Biz anayız barıştan yanayız”, “Yaşam kadınlarla güzel” pankartlarıyla yürüdü. Yine Diyarbakır’da mitinge izin verilmedi.

8 Mart 2001
Türkiye’de derin bir ekonomik ve siyasal sarsıntının yaşandığı 2001 yılında, 8 Mart, kadınların hem ekonomik yıkıma hem de siyasal baskılara karşı sözünü yükselttiği bir gün oldu. Kadınlar, ekonomik krizin yükünün en ağır biçimde kendi omuzlarına yüklendiğini vurgulayarak alanlara çıktı. İstanbul’da sendikalar, kadın platformları, feminist gruplar ve Kürt kadın örgütleri birlikte yürüdü. Kortejler oluşturuldu. “Savaşa değil kadınlara bütçe” sloganı öne çıktı.

Diyarbakır başta olmak üzere Kürdistan illerinde ise 8 Mart mitingleri valilik tarafından yasaklanınca kadınlar açıklamalar yaptı. “Kadınlar barışın öncüsüdür!”, “Baskılar bizi yıldıramaz!” sloganları attı.

8 Mart 2002
8 Mart 2002 tarihinde İstanbul Çağlayan’da düzenlenen “Kadınlar Özgürlüğümüz İçin 8 Mart’ta Dayanışmaya, Örgütlenmeye” mitingi, ikibinli yılların başında kadınların ortak mücadele zeminini kurma çabasının bir ürünüydü. Kadınlar alanı mor pankartlar, dövizler ve sloganlarla doldurdu. “Kadınlar birlikte güçlü”, “Erkek egemenliğine karşı örgütlü mücadele”, “Kadın dayanışması yaşatır” sloganları öne çıktı. Mitingin “erkeksiz” olması yönünde uzlaşma sağlansa da politik içerik tartışmalarından dolayı bazı gruplar çekildi.

9 Mart 2002’de Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’ndeki kadın şenliğinde “Kadınlar vardır” sloganı ön plana çıktı. Dicle Kadın Kültür Merkezi’nin düzenlediği defilede de Kürt kıyafetleri ve kültürü öne çıkarıldı.

8 Mart 2003
2003’te ise İstanbul’da ilk feminist gece yürüyüşü gerçekleştirildi. ABD’nin Irak’ı işgale hazırlandığı günlerde yapılan yürüyüşte kadınlar, erkek siyasi liderlerin fotoğraflarını taşıyarak “Hepsi Erkek, Bu Bir Rastlantı mı?” sloganını yükseltti. Gene genç kadınların “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop… İnadına İsyan! İnadına İsyan! İnadına Özgürlük” sloganının ilk söylendiği yıl oldu.

Diyarbakır’da kadınlar kitlesel bir yürüyüş ile “Acılarımız ortaktır, barışı beraber örelim” pankartı taşıdı; “Savaşa hayır” sloganı öne çıktı.

8 Mart 2004
2004 yılındaki yürüyüş ve mitinglerde kadınlar, tacize, tecavüze ve şiddete karşı ses yükseltti. İstanbul Çağlayan Meydanı’nda öne çıkan başlık, “Evde, sokakta, gözaltında; dayağa, tacize, tecavüze, namus cinayetlerine karşı kadınlar örgütlenin” sloganıydı.

Diyarbakır’da yapılan yürüyüş, miting ve basın açıklamalarında “Şiddete hayır” vurgusu yapıldı.

8 Mart 2005
2005 yılında kadınlar, “Alanlar kadınlarındır” sözünü haykırdı. Mitinglerde savaşa ve kadın katliamlarına geçit verilmeyeceği vurgulandı. “Savaşa ve kadın katliamlarına geçit vermeyeceğiz” denildi.

8 Mart 2006
8 Mart 2006 tarihinde kadınlar birçok ilde alanlara çıkarak haklarını, barış ve eşitlik taleplerini dile getirdi. “Katliamlara hayır, barışa evet” sloganı öne çıktı. İstanbul’da gelenekselleşen gece yürüyüşünde “Patriyarkaya karşı feminist mücadele” pankartı açan kadınlar Galatasaray Meydanı’na yürüdü. Eylemde “Jin jiyan azadî”, “Erkekler evde kalsın”, “Yaşasın feminist mücadele” sloganları atıldı.

8 Mart 2007
2007 8 Mart’ı, Kürt kadınları açısından Abdullah Öcalan’ın sağlık sorunları yaşadığı ve zehirlenmiş olabileceği yönündeki iddiaların gündemde olduğu bir döneme denk geldi. Kadınlar birçok ilde ortaya atılan iddiaların yarattığı kaygıyla alanlara çıkarak tecridin kaldırılması talebini dile getirdi.

8 Mart 2008
2008 yılı 8 Mart alanlarında değişmeyen taleplerin başında savaş politikalarına ve kadın cinayetlerine karşı duruş oldu. İstanbul’dan Diyarbakır’a kadar birçok ilde etkinliklerde erkek egemenliğine ve kapitalist düzene karşı mücadele, kadın dayanışması ve direnen emekçi kadınlarla dayanışma temaları belirleyici oldu.

8 Mart 2009
2009 8 Mart’ı Kürt kadınları startı Dersim’den verdi. Artık 8 Mart programları 1 Mart’tan 8 Mart’a kadar sürecek şekilde düzenlendi. Kitleselleşen ve kurumsallaşan yapılar alanlarda mücadelelerini sloganlarla seslendirdi.

8 Mart 2010
8 Mart 2010 yılı kutlamalarında kadınlar meydanlarda “Ortak mücadeleyle özgür bir dünya yaratacağız” sloganını yükseltti.

8 Mart 2011
Geçmiş mücadelelerden devralınan birikimle kadınlar rengârenk dövizler ve yöresel giysilerle meydanlara çıktı. “Kadın özgür olmadan toplum özgür olamaz” sloganıyla taleplerini dile getirdi. Kadın hareketinin odağında, erkek şiddetine karşı yasal ve uluslararası güvencelerin güçlendirilmesi vardı. Kadına yönelik şiddeti toplumsal cinsiyet eşitsizliği temelinde tanımlayan en kapsamlı uluslararası metinlerden biri olan İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldı. 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girdi.

8 Mart 2012
2012 yılında artan katılım ve güçlü politik atmosferle 8 Mart kitlesel mitinglere dönüştü. Siyasi tutsak kadınların açlık grevleri ve barış talepleri sahiplenildi. Kadınlar barış ve özgürlük talebini, kadın cinayetlerine karşı öfke ve itirazını dile getirdi.

8 Mart 2013
8 Mart meydanlarında 2013 yılında taşınan dövizlerde Roboski’de 34 sivilin öldürülmesi ve Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez’in katledilmesine ilişkin görseller yer aldı. Kadınlar siyasi cinayetlerin akıbetini sloganlarında gündemde tuttu.

8 Mart 2014
2014 yılında “Özgür Kadınla Demokratik Ulusa” şiarıyla meydanlara çıkıldı. “Direndik ve buradayız” mesajı verildi.

8 Mart 2015
2015 yılında erkek egemenliğine, kadın cinayetlerine ve savaş politikalarına karşı “Özgür kadınla yeni yaşama” vurgusu öne çıktı.

8 Mart 2017
2017 8 Mart’ının politik tonunu referandum ve başkanlık sistemi tartışmaları belirginleştirdi. Feminist gece yürüyüşleri patriyarka ile otoriterleşme arasındaki bağı açığa çıkardı. Taksim’de gelenekselleşen yürüyüşler, öğrencilerden beyaz yakalılara ve farklı kimliklerden kadınların katıldığı kitlesel buluşmalara dönüştü. “Bijî 8’ê Adarê”, “Kadın örgütlülüğüyle özgür yaşama”, “Ar değiliz, zar değiliz, mal değiliz” sloganları öne çıktı.

8 Mart 2020
2020, pandemi koşullarında karşılandı. Pandemi koşulları ev içi şiddet, bakım emeği ve ekonomik yükü daha görünür kıldı. Artan kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler karşısında özsavunma tartışmaları öne çıktı; cezasızlık politikaları meydanlarda sıkça dile getirildi.

8 Mart 2021
2021 yılında İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı yükselen itirazlar 8 Mart’a damga vurdu. “Vazgeçmiyoruz” sloganı hukuk mücadelesinin simgesi haline geldi.

8 Mart 2022
2022 yılında İran’da Jina Mahsa Amini’nin ölümü sonrası yükselen “Jin, jiyan, azadî” sloganı küresel bir direniş çağrısına dönüştü. Brandenburg Kapısı’na yansıtılan bu slogan dünya çapında sahiplenildi. Aynı yıl çocuk istismarı, artan kadın cinayetleri ve cezasızlık protestolarının ana başlıkları arasında yer aldı.

Ekonomik krizin derinleşmesiyle kadın emeği yeniden merkezde yer aldı. Eşit işe eşit ücret, kreş hakkı ve toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe talepleri öne çıktı. “Savaşa değil kadına bütçe” çağrılarıyla militarizme karşı ekonomik adalet talep edildi.

8 Mart 2023
Seçim süreçleri ve artan otoriterleşme tartışmalarıyla 8 Mart iç içe geçti. Feminist gece yürüyüşleri polis engellemelerine rağmen kitleselliğini korudu. “Geceleri de meydanları da terk etmiyoruz” mesajı sürdürüldü.

8 Mart 2024–2025
Kazanılmış hakların savunulması, cezasızlığın son bulması, şiddete karşı etkin koruma mekanizmalarının kurulması ve demokratik alanın genişletilmesi talepleri etrafında şekillendi.

Sonuç olarak; 1857’den 2025’e uzanan 8 Mart, her yıl bir miras bırakarak izini sürdürdü. 1980–90’lı yıllardan 2000’lere kadar yasaklara rağmen kadınlar sokaklarda taleplerini dillendirmekten vazgeçmedi. Özgürlük arayışı olan tüm kadınların buluşma, sesini duyurma ve itirazlarını dile getirdiği politik mecralar oldu. Kadınlar, sokaklarda erkek şiddetine karşı mücadele, savaşlara karşı barış, hukuki güvencelerin korunması ve ekonomik-siyasal krizlere karşı kolektif dayanışma ekseninde mücadelesini kesintisiz sürdürdü.

Etiketler: 8 Mart 20268 mart dünya emekçi kadınlar günüBarışFeminizmKadın DayanışmasıKadın haklarıKadın MücadelesiKürt kadınlarSavaşSayı 158
Önceki İçerik

Kadın Cinayetleri Durdurulabilir

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.