Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Berxwedana Zimanê Kurdî

Cemile Turhallı Cemile Turhallı
22 Şubat 2026
Yazı
0
Berxwedana Zimanê Kurdî
0
SHARES
5
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Sessizliği yaran her bir kelime, zamanla çoğalarak kolektif bir sese dönüşür. Dilin yüzyıllık isyanının sesi, yüz binlerin dilinde yankılanan hakikat ile buluşarak Mecliste Kürtçe yemin, sokakta “Berxwedan jîyane” (Yaşamak direnmektir) mahkemelerde “Em livir in” (Buradayım) isyan hareketine dönüşür

Bir dil direniyorsa bir halk direniyordur. Kürtçe dilinin kelimeleri direniş hikayeleri ile örülüdür. Bu örülü hikayeler kendini stranlar, şiirler, masallar ve ninnilerle zihinlere nakşeder.  Öyle derin bir izdir ki bu hiçbir yazılı kaynak ne bunu inkar etmeye yeter ne de silmeye. 

Zihnin kalple buluştuğu bu nakış Munzur’dan Ava Spiye, Fırat’tan Dicle’ye, Bazid’den Cizir’e bir direniş örgüsüne dönüşür. Dökülüverir sözcükler Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn hikayesinden. Ve toplumsal direnişin uyanış çağrısı oluverir. 

“Em dixwazin ku Kurd jî bikin yek, Ev evîn ne tenê evîna du kesan e, Ev evîna milletê me ye” (Biz Kürtlerin bir araya gelmesini, birlik olmasını arzu ediyoruz. Bu aşk sadece iki aşığın aşkı değildir. Bu aşk milletimize duyulan aşktır)

Mem û Zîn anlatısı, yalnızca iki aşığın trajedisi değil; bir halkın toprağına, tarihine ve diline duyduğu bağlılığın en derin ifadesidir. Mem’in Zîn’e kavuşamaması Kürtlerin birlik olamamasının trajik bir ifadesi olsa da bu hikâye yüzyıllar boyunca yaşayanların hafızasında yeniden kavuşmanın ve yeniden ayağa kalkmanın umudu olarak varlığını sürdürür.

Bu direnişin kökleri, insanlığın en eski hafızasına kadar uzanır. Göbeklitepe’nin taşlarına işlenen ilk izlerden, Kela Dimdim surlarında yankılanan ses ile kadın savaşçıların zılgıtları mızrak gibi düşmanın kalbine saplanır. 

Bu irade, Zarife Ana’nın son sözlerinde de yankılanır:

“Em ê nebin xulamê kesî, Em ê bi serfirazî bimrin.” (Biz kimsenin kölesi olmayacağız, Biz onurumuzla öleceğiz.”

Bu sözler, yalnızca bir vedanın değil, bir halkın diline, kimliğine ve onuruna bağlılığının ilanıdır.

Sözün ses ile nakşedildiği bu yolda hiçbir ayak izi kaybolmaz. Bazen izlerin içinden yürünür bazen de ize dokunulmaz. Dokunulmayan izler bir kadının bedeninde zulme karşı semaha duran ezeli bir başkaldırının hak aşkına dönüşür. Bir annenin ninnisi, bir çocuğun ilk sesi için yürünür. 

Çok geçmeden bu kez Cegerxwin’nin dizelerindeki “Kîne em” (Biz kimiz) çağrısına verilen yanıt ile yeni yaşamda yeni bir hikayenin yoluna revan olunur. Şehit Mizgin’nin sesinden “Welate min, welatê min, tu yî canê dile min” dizeleriyle küllerinden yeniden doğan bir halkın hafızasını geleceğe taşır. Rojhılatlı Şirin Elemhuli’nin, celladından merhamet ve af dilemeden yürüdüğü bu yolda, dilin ve kimliğin teslim alınamayacağının bir başka ifadesi olarak direniş hafızasına kazınır. 

Sessizliği yaran her bir kelime, zamanla çoğalarak kolektif bir sese dönüşür. Dilin yüzyıllık isyanının sesi, yüz binlerin dilinde yankılanan hakikat ile buluşarak Mecliste Kürtçe yemin, sokakta “Berxwedan jîyane” (Yaşamak direnmektir) mahkemelerde “Em livir in” (Buradayım) isyan hareketine dönüşür. 

Bir dil, yalnızca kelimelerden ibaret değildir. O dil; acıların, sevinçlerin, kayıpların, umutların, aşkların ve direnişlerin taşıyıcısıdır. Bir halkın yaşadıkları, dilin içinde birikir ve dili bir varoluş alanına dönüştürür. Jina Amini’nin yası, tüm kadınlar için itaat etmenin değil çoğalarak var olanların, susmayanların sesi, yenilmeyenlerin hafızası, vazgeçmeyenlerin öfkesi oluverir. Biriken öfke halkını sevmenin gururunu, kadın olmanın onurunu “Jin, Jiyan, Azadî” ile herkese duyurur. Bir kelime, bir sese; bir ses, bir harekete; bir hareket ise enternasyonal bir direnişe dönüşür. 

Kürt kadınının sesi, kendi dilinin derinliğinden doğarak dünya kadınlarının ortak direnişine karışır. Çünkü her dil, insanlığın ortak mirasıdır. Ve her direnen dil, yalnızca kendi halkının değil, tüm insanlığın özgürlük arayışının bir parçasıdır. Kürt kadın hareketinin enternasyonal bir kadın hareketine dönüşünü bu kadim dile borçluyuz.  

Bir dil direniyorsa bir halk direniyordur. Ve onun dili tüm direnenlerin dili oluverir. Sonra o dil, sınırları aşar, başka dillerle buluşur, başka kadınların ellerine değerek çoğalır. Birbirinin saçlarını ören kadınlar, acıyı umuda, hafızayı geleceğe, direnişi yaşama bağlar. Her telde bir söz, her düğümde bir iddia ve her örgüde bir eylem saklıdır. İddiayı söze, sözü eyleme geçirme vaktidir.

Etiketler: anadil mücadelesiAnadil ve sağlıkBarışKürt kadın mücadelesiKürtçeKürtler ve KürtçeSayı 156
Önceki İçerik

İsyanımızla Direnişi, Direnişle Özgür ve Eşit Yaşamı Örüyoruz

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.