Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Okulda Ne Öğretiyoruz? İtaat, Ayrımcılık ve Özgürlük Mücadelesi

İlknur Birol İlknur Birol
27 Eylül 2026
Yazı
0
Okulda Ne Öğretiyoruz? İtaat, Ayrımcılık ve Özgürlük Mücadelesi
0
SHARES
1
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Farklı kimlikleri, inançları, yönelimleri ve bedenleri dışlayan bu iklim; barışçıl, çoğulcu, eşitlikçi ve gerçekten demokratik bir toplumsal yaşamın kurulmasının önündeki en büyük engeldir. Şiddetin ve nefret dilinin sokağa, aileye, siyasete bu kadar kolay sızmasının arkasında, çocukların zihnine her gün ilmek ilmek işlenen bu dışlayıcı hiyerarşik eğitim rejimleri yatar

Sabah çocukların sırtına çantayı vurup yolladığımız okul kapıları, dışarıdan bakınca masum birer fırsat eşitliği zemini, çocukların hayata hazırlanacağı güvenli limanlar gibi durur. Devletin resmî retoriği ve liberal masallar bize okulların herkesin eşit koşullarda yarıştığı tarafsız bilgi aktarım mercileri olduğunu söyler. Ama işin aslı hiç öyle değildir. Okullar kız ve erkek çocuklarına hayatta biçilen eşitsiz rolleri pekiştiren, kurallarla bedenlerin denetlendiği, dogmalarla zihinlerin daraltıldığı ve kapitalist-ataerkil düzene hazırlanıldığı yerler haline gelmiştir. Bugün güncel durumda okullarda neler dönüyor, çocuklar bu karanlık sarmaldan ruhsal ve bedensel olarak nasıl etkileniyor ve bu çarkı kırmak için nereden başlamalıyız, meselenin kökenine inmek zorundayız.

Kitaplardaki resimler veya müfredat kâğıtlarındaki süslü laflar buz dağının sadece görünen kısmıdır. Asıl tahribat “gizli müfredat” dediğimiz sınıfların ve koridorların unutturulan ama her gün yeniden üretilen günlük akışında gizlidir. Sınıf içinde bile sınıf temizliği, ikram, tahta silme ve temizlik gibi işleri otomatik olarak kız çocuklarına yönlendirilirken; “ağır işler”, eşya taşıma, liderlik veya grup sözcülüğü erkek çocuklarına verilir. Küçük yaştan itibaren bakım emeği kızlara doğallaştırılır. Hayatın görünmeyen taşıyıcı kolonu olmaları öğretilir. Daha da çarpıcısı, kız çocuklarının kıyafetleri, etek boyları, makyaj yapıp yapmadıkları, saçlarının teli ya da örtünme baskısı üzerinden bedenlerine konan sürekli ahlaki ve idari basınç vardır. Çocuk daha okul kapısından içeri girerken kendi bedeninin tek sahibinin kendisi olmadığını, bedeninin kamunun, ailenin ve idarenin denetim nesnesi olduğunu öğrenir.

Bu denetim rejimi, piyasa ilişkileriyle de kusursuz bir uyum içindedir. Kız çocuklarına öğretilen fedakâr anne, özverili çalışan, her koşulda uyumlu ve itaatkâr özne modeli, ilerideki kapitalist piyasada güvencesiz, esnek ve ucuz kadın emeği olarak sömürülmenin ideolojik hazırlığıdır. Okul, patriyarka ile sermayenin el ele verdiği ilk laboratuvardır. Bu süreç çocukların zihinsel ve ruhsal gelişiminde derin yaralar açar. Erkek çocuklarına hata yapma lüksü, risk alma cesareti, kamusal alanda ses yükseltme hakları tanınırken; kız çocuklarına hata korkusu, çekingenlik, her şeyi kusursuz yapma baskısı ve uyum gösterme zorunluluğu aşılanır. Fen bilimleri, matematik, teknoloji ve mühendislik alanlarında kız çocuklarının özgüvenlerinin kırılması, erken sosyalleşmenin kaçınılmaz neticesidir. Sınıf koridorlarında erilliğin ve nesneleştirmenin meşrulaşması akran zorbalığını tetikler ve heteronormatif kalıplara sığmayan, LGBTQİ+ fobiyle hedef gösterilen çocuklar için okullar psikolojik birer işkence seansına dönüşür. Çocuk özgür bir birey olarak değil, cemaat/aile denetiminin uzantısı ve “makbul” bir nesne olarak ele alındığında eleştirel düşünme kapasitesi körelir, meraka dayalı öğrenme yerini ezberci bir korkuya bırakır.

Bu tablonun en ağır ayaklarından biri de zorunlu din dersleri ile seçmeli adı altında dayatılan mezhepsel yoğunluklu teolojik bir kuşatmadır. Devletin belirli bir dini yorumu tek doğruymuş gibi çocuklara dayatması vicdan özgürlüğünün temelden ihlalidir. Alevi, ateist, Êzidî, Hristiyan, Musevi, deist ya da farklı bir inanç/felsefi çizgiden gelen çocukların kimlikleri yok sayılır ve “makbul” kalıba sığdırılmaya çalışılır. Farklı olan dışlanır, ötekileştirilir. Evrim teorisinin budanması, bilimsel olguların dinsel dogmalarla açıklanması bu eğitim sisteminin hedefine koyduğu “insan”ı yaratmak için başvurduğu en kestirme ve kötücül yoldur. Üstelik din derslerinde işlenen aile tasvirleri, kadına biçilen ikincil roller ve geleneksel ahlak normları, cinsiyetçiliği kutsal bir zırhla kuşanarak pekiştirir. Laiklik ilkesi bu noktada hayati bir anlam kazanır. Laiklik devletin dinle kavgası değil, okulun dogmalardan arındırılarak bilimsel aklın, vicdan özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın en önemli güvencesi haline gelmesidir.

Cinsiyetçilik ve zorunlu din dersi dayatmaları bireysel hayatları ve zihinleri daraltmakla kalmaz; erken yaşlardan itibaren ötekileştirmeyi, hiyerarşiyi, tahakkümü ve ayrımcılığı normalleştirerek toplum genelinde çatışmayı, kutuplaşmayı ve şiddeti körükleyen en temel yapısal kaynaklardandır. Farklı kimlikleri, inançları, yönelimleri ve bedenleri dışlayan bu iklim; barışçıl, çoğulcu, eşitlikçi ve gerçekten demokratik bir toplumsal yaşamın kurulmasının önündeki en büyük engeldir. Şiddetin ve nefret dilinin sokağa, aileye, siyasete bu kadar kolay sızmasının arkasında, çocukların zihnine her gün ilmek ilmek işlenen bu dışlayıcı hiyerarşik eğitim rejimleri yatar. Gerçek bir barış ve ortak yaşam zemini, ancak eğitimin bu dogmatik, ataerkil ve milliyetçi-dinci kılıflardan arındırılmasıyla, yani insanın özgürleşmesi ile mümkündür.

Piyasa mekanizmalarının eğitimi birer ticarethaneye çevirmesi de bu tabloyu tamamlar. Parası olanın nitelikli eğitime eriştiği, dar gelirli aile çocuklarının ise merdiven altı tarikat yurtlarına, mesleki eğitim kılıfı altında sömürü tezgâhlarına mahkûm edildiği bir düzenle karşı karşıyayız. Veli üzerindeki maddi yük, çocuk üzerindeki rekabet baskısı ve geleceksizlik hissi, toplumsal ruh sağlığını bozan önemli bir etkendir. Oysa eğitim ne bir ticari yatırım ne de bir lütuf vazgeçilmez kamusal bir haktır

Bu sistemi reformlarla, makyaj niteliğindeki düzenlemelerle düzeltmek oldukça zordur. Kökten bir dönüşüm programı şarttır. Okullarda kıyafet, etek boyu, başörtüsü baskısı ya da beden denetimine dayalı tüm disiplin yönetmelikleri lağvedilmeli; çocuklar ne giyerse giysin, hangi kimlikle var olursa olsun okul içinde mutlak bir güven hissetmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği, hak temelli eleştirel yaklaşım ana müfredatın omurgası yapılmalıdır. Zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri derhal kaldırılmalı, inanç/vicdan özgürlüğü temelinde kamusal alan dogmalardan ve teolojiden arındırılıp yerine felsefe, mantık, eleştirel düşünce, dinler tarihi ve bilim tarihi konulmalıdır. Eğitim piyasadan tamamen arındırılmalıdır. Velilerin, öğretmenlerin ve öğrencilerin demokratik bir biçimde söz sahibi olduğu okul yönetimleri oluşturulmalıdır. Eşit beslenme ve ortak yaşam alanları tüm okullarda standart hale getirilmelidir.

Çocukların rüyalarındaki özgür geleceği gri kışla duvarlarına, piyasanın ve patriyarkanın çarklarına teslim etmeyelim.

Başka bir okul, başka bir hayat ve barış içinde çoğulcu başka bir dünya ellerimizde büyüyecek.

Etiketler: AyrımcılıkBarışDemokrasiDil HakkıEğitim Hakkıeğitim mücadelesiEğitim politikasıLaiklikMESEMOkulÖzgürlükSayı 187
Önceki İçerik

‘Ailem Güvende’ Adına Kurulan Kuşatma

Sonraki İçerik

Amaterasu ve ‘Cam Ciltler’; Şintoizm Bu İşe Ne Der?

Sonraki İçerik
Nafaka Bir Lütuf Değil, Kadınların ve Çocukların Hakkıdır

Nafaka Bir Lütuf Değil, Kadınların ve Çocukların Hakkıdır

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.