Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Bayram’dan Bayram’a Çocuklar…

Beritan Güneş Beritan Güneş
19 Nisan 2026
Yazı
0
Bayram’dan Bayram’a Çocuklar…
0
SHARES
4
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Takvimi yüzyıl sonrasına, yani bugünlere çevirdiğimizde de çocukların çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya kaldığını görmekteyiz. Anadilinde eğitime erişememekten sermaye birikiminin çocuk emeği üzerinde yükselmesine; derinleşen ekonomik krizin etkisiyle artan çocuk yoksulluğundan cezasızlık politikalarıyla katlanan çocuklara karşı işlenen suçlara; ihmalden istismara kadar çocuklar topyekun bir kuşatma ve saldırı altındadır

Türkiye, 106 yıldır çocuklara bir bayram “armağan” eden ilk ve tek ülke olmakla övünüyor. Fakat erken cumhuriyet döneminden itibaren devlet eliyle çocuklara karşı işlenen suçları; Meclisten çıkarılan yasalarla gasp edilen anadilinde eğitim hakkını, Meclis eliyle Evrensel Çocuk Hakları Sözleşmesine konulan şerhleri ve çocuk sorunlarının katlandığını düşündüğümüzde, bunun bir “boş gösteren” niteliğinde olduğu aşikardır.

Ülkenin meclisinin kuruluşunun çocuklara atfedenler sanıyoruz ki bu ilanı 100 yıla yetecek bir adım olarak görmüş olacak ki bayramdan bayrama akla gelen çocukların bir daha adresini dahi soran olmamış. Fakat Meclisin açılışının 106. yılında açıkça ilan edelim; her gün katlanan çocuk sorunları, çocuk katliamları, istismarları, çocuk yoksulluğu karşısında kimse “Meclis ilanını çocuklara atfediyoruz” diyerek bu işten sıyrılacak lükse sahip değildir!

Tarihsel süreklilikleri göz ardı ederek veyahut da tarihi tahrif ederek bugünü değerlendirmenin eksik kalacağı bilinciyle öncelikle “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı” ikiye bölmekle işe başlayabiliriz ve çok kısaca “ulusal egemenliğe” odaklanabiliriz. Modernizm ile varlığı “keşfedilen” ulusal egemenlik kavramının, çok kimlikli Anadolu, Mezopotamya ve Trakya’yı kapsayan coğrafyada, teklikten müteşekkil bir kimlik inşası yolunda “kullanıldığını” ve bugün yaygın kullanım olan “halk egemenliğini” çağrıştırma ihtimalinden dahi uzak olduğunu belirtmek gerekir.

Halk egemenliği kavramının, karar alma ve uygulama yönlü politik yetkinin herhangi bir azınlıktan ziyade halkta olduğunu yani demokratik bir ilke olduğunu hesaba kattığımızda, yine erken cumhuriyetten itibaren farklı şekillerde anılan ancak 12 Eylül sonrası, bugünkü ismine kavuşan “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının” “bir kurgu olarak halk egemenliğini refere etmediği, güncel demokrasi buhranı da göz önünde bulundurulduğunda bir vakıadır. Zira, onlarca yıldır yaşamın her alanında yerleşik kılınmaya çalışılan, yer yer de başarılı olunan, tekçilikten mülhem anti-demokratik uygulamalar, en çok da çocukluk alanında yansımasını bulmaktadır.

Ulusal egemenlik bayramı, Büyük Millet Meclisinin açılış günü sebebiyle kutlanmasına tezat şekilde gerçekte, bu topraklardaki “ayrıksı otların temizlenmesinin” veyahut da temizlenme iradesinin kutlaması anlamını da taşımaktadır. Nasıl ki bu topraklarda ulus icat/inşa süreci, tüm farklılıkları tek bir potada eritmeyi kendisine düstur edinmiş ve yüz yıldır tüm pratikleri bunu sağlamak üzere kurgulandıysa; ulusun taşıyıcıları, geleceğin makbul yurttaşları olarak çocuklar da bu kurgunun parçası kılınmış, hatta temel hedefi olagelmiştir.

Arap, Çerkes, Ermeni, Kürt, Laz, Pomak, Süryani ve daha nice etnisiteye mensup çocuk, tıpkı yetişkinlerin “ulusun” içine kimlikleriyle girişlerine yasak konulması gibi, eşit yurttaşlık haklarından faydalanamamışlardır. Bununla paralel şekilde çocuklar, çoğunluğun “kurallarına” göre dizayn edilme yolunda, devletin ideolojik aygıtlarının tamamının istisnasız mağduru olmuştur. Bunun ilk sırasında, varlığın reddi ve varoluşun tahrip edilmesi olarak çocukların anadilinde eğitime erişememesi gelmektedir elbette. Kürt çocuklar başta olmak üzere anadili Türkçe olmayan çocukların kimlikleriyle varoluşlarının önündeki en büyük engel olan bu sorun, yüz yıldır müthiş bir istikrarla sürdürülmektedir.

Takvimi yüzyıl sonrasına, yani bugünlere çevirdiğimizde de çocukların çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya kaldığını görmekteyiz. Anadilinde eğitime erişememekten sermaye birikiminin çocuk emeği üzerinde yükselmesine; derinleşen ekonomik krizin etkisiyle artan çocuk yoksulluğundan cezasızlık politikalarıyla katlanan çocuklara karşı işlenen suçlara; ihmalden istismara kadar çocuklar topyekun bir kuşatma ve saldırı altındadır.

Bu sorunların tamamını, yazının odağı gereği burada açmak mümkün olmadığı için, Meclisin açılışını çocuklara atfeden bir ülkede meclisin çocuk sorunlarını bütünlüklü bir şekilde ele almaktan uzak olduğunu belirtmek gerekmektedir. Mecliste yer alan siyasi partilerin kahir ekseriyetinin çocuklar için çocuklarla birlikte eşit, özgür ve demokratik bir yaşam idealine sahip olmadıklarını unutmaksızın bir nevi “şekil şartını” yerine getirmek için yapılan çalışmalara değinmekte fayda var.

Şekil şartı dememizin sebebi; iktidarın çocuklar mevzubahis olduğunda, sadece toplumda infial yaratan vakalarda “sorumluluk” sahibi olduğunu hatırlaması ve bunun sonucunda Mecliste dönemsel, tematik çalışmalar/komisyonlar oluşturulsa da meselelere bütünsel yaklaşımın olmaması sebebiyledir. Somutlaştırmak gerekirse Meclis’te çocuklarla ilişkili sürekli tek Komisyonun, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na bağlı Çocuk Hakları Alt Komisyonu olması, bunun yanı sıra çocuklara dair müstakil bir bakanlığın olmayışı çocuk politikalarını parçalı hale getirmektedir. Bir çocuğun karşılaştığı bir sorunda Milli Eğitim Bakanlığından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına; Adalet Bakanlığından Gençlik ve Spor Bakanlığına kadar çok sayıda bakanlığın ve kurumun sorumluluk alanlarının kesişmesi, çocukların yaşadıkları sorunların çözümsüzlüğünü; çocuk meselesinin bürokrasi koridorlarına sıkışmasını getirmektedir.

Yalnız yukarıda açıklamaya çalıştıklarımız ve çocuklara atfedilmesine rağmen Mecliste çocuklara dair çalışmaları son derece yetersiz olmasının sebebi, bir kurumsal koordinasyon sorunu olmanın ötesindedir. Sorunun özü, ulus-devlet ve ulusun taşıyıcıları kılınmak istenen çocukluk fikrindedir. İktidar ve muhalefet arasındaki ufak nüansları göz ardı edersek, Meclisin çoğunluğu nazarında çocuklar, eğitim başta olmak üzere “şekillendirilebilecek” birer nesne olarak görülmekte, çocukların kendi yaşamlarının aktif birer öznesi olma halleri yok sayılmaktadır.

Halbuki çocukların yarınların özneleri olarak gören bu anlayışın karşısında, DEM Parti Çocuk Komisyonu olarak, bizler çocukların bugünün ve yarının toplumsal özneleri olarak görülmesi gerektiğini düşünüyor; tüm çalışmalarımızı “çocuklarla birlikte ve çocuklar için özgür bir yaşam” şiarıyla yürütmeye azami özen gösteriyoruz.

İsmiyle müsemma olmayan veyahut da adı başka kendi başka olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının, halklar ve çocuklar bayramı kılmanın yolu, çocukların özneliği ile halkların varlığının kabulü ve özgürlüğünün yolundaki tüm zincirlerin parçalanmasından geçmektedir. Bu yolun güncel adı ise Barış ve Demokratik Toplum çağrısıdır!

Ve son söz yaşamını yitirmiş tüm çocuklara, Meraş’a, Sêwereg’e, Dersim’in kayıp çocuklarına, Narin’e, Uğur’a, Ceylan’a ve Cemile’ye … ​

Etiketler: 23 nisanAnadil ve çocukAnadili ve Eğitimçocuk cinayetleriÇocuk haklarıÇocuk hakları sözleşmesiçocuk işçiDEM Parti Çocuk KomisyonMaraşSayı 164Siverekulusal egemenlik ve çocuk bayramı
Önceki İçerik

Yerelden Kurulan Yaşam: Kadın Emeği ve Komünal Ekonomi

Sonraki İçerik

MESEM’ler Üzerine Bazı Meseleler

Sonraki İçerik
İstisna Halinin Kural Haline Gelmesi: Kürt Çocuklarının Yaşamında Kalıcılaşan OHAL

İstisna Halinin Kural Haline Gelmesi: Kürt Çocuklarının Yaşamında Kalıcılaşan OHAL

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.