Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

47. Yılında Maraş Katliamı ve Kadınlar

Yüksel Mutlu Yüksel Mutlu
21 Aralık 2025
Yazı
0
47. Yılında Maraş Katliamı ve Kadınlar
0
SHARES
121
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Bu örgütlü zulmün sonunda 111 kişinin hayatını kaybettiğini resmi rakamlarla açıkladılar. Fakat biliyoruz ki bu sayı çok daha fazladır. Binlercesi de yaralanmıştır. Alevilere ait evler, iş yerleri yağmalanmıştır. Maraş katliamından sonra hayatta kalabilen Aleviler önemli oranda şehri terk ederken yereldeki sermaye de yağmacıların lehine el değiştirmiştir

Maraş Katliamı, insanlık tarihine geçen en ağır kıyımlardan birisidir. Bu katliam, Maraş’ta Çiçek Sineması’nın solcular tarafından bombalandığına dair yalan haberlerin yayılmasından sonra, biri Alevi iki solcu öğretmenin katledilmesiyle başlar ve bir hafta boyunca devam eder. Sonrasında olaylar hızla gelişir. 1978 yılının 19-26 Aralık tarihleri arasında yaşananlar, tarihe unutulmaz bir kara leke olarak geçmiştir. Önce Alevilerin evleri işaretlenir; faşist güruhlar insanları sivil, masum, çocuk demeden türlü işkencelerden ve katliamdan geçirirler. IŞİD’in günümüzdeki katliamlarının neredeyse birebir benzeri, yıllar önce Maraş’ta Aleviler üzerinde gerçekleşir.

Maraş Katliamı aynı zamanda kadın bedenine yönelmiş sistematik bir saldırıydı. Alevi kadınların “namus” üzerinden şeytanlaştırılması, saldırgan güruhun kadınları hedef almasını meşrulaştırmaya yönelik bir nefret stratejisiydi.

Kadına yönelik şiddet sadece fiziksel olarak değil; kimliğine, inancına, bedenine ve varoluşuna yönelen çok katmanlı bir saldırı biçimine dönüştü. Katliamın kadınlar üzerinde bıraktığı travma, nesiller boyunca aktarılan derin bir toplumsal yara niteliğindedir.

Katliamı meşru göstermek ve halkı katliama motive edebilmek için “Kızılbaş kâfirler namaz kılmaz, oruç tutmazlar, hacca gitmezler. Namusları ve ganimetleri helaldir; bunları öldürenler cennete gider.” yaygarası yapılmıştır. 22 Aralık 1978 tarihinde Bağlarbaşı İmamı Mustafa Yıldız, cuma hutbesinde vaaz verirken şöyle der: “Sadece oruç ve namazla hacı olunmaz. Bir Alevi öldüren, beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır. Bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır. Çevremizde bulunan Alevi, Sünni imansızlar temizlenmelidir.” Camiden çıkan topluluk, Alevilerin daha önceden işaretlenmiş evlerine yönelerek en vahşi katliamları yapar. Evlerden dışarı çıksınlar diye evler ateşe verilir.

Bu örgütlü zulmün sonunda 111 kişinin hayatını kaybettiği resmi rakamlarla açıklanmıştır. Fakat biliyoruz ki bu sayı çok daha fazladır. Binlercesi de yaralanmıştır. Alevilere ait evler ve iş yerleri yağmalanmıştır. Maraş Katliamı’ndan sonra hayatta kalabilen Aleviler önemli oranda şehri terk ederken, yereldeki sermaye de yağmacıların lehine el değiştirmiştir.

Bir haftanın sonunda sıkıyönetim ilan edildi. Sanıkların yargılanması 1988 yılına kadar sürdü. Mahkemelerin sonunda birçok fail beraat etti; kalanlar ise hafif cezalarla kurtuldular. Bu süreçte katliam mağdurlarının avukatlarından üç kişi faili meçhul cinayetlere kurban gitti.

Maraş Katliamı’nın dava süreci ise başlı başına ele alınması gereken bir skandallar silsilesidir. 804 sanıklı davada; 29’u ölüm, 7’si müebbet, 7’si 15-24 yıl, 259’u 5-10 yıl, 26’sı 1-5 yıl arasında hapis cezasına çarptırılmasına rağmen, 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Yasası nedeniyle, katilliği tescillenenler dâhil tüm sanıklar serbest bırakılmıştır.

Maraş Katliamı davasında yargılanan 804 sanıktan 54’ü kadındır. Bunlardan 36 kadın sanık, yeterli delil bulunmadığından ya da tek tanığın ifadesiyle suçlandığından beraat etmiştir. Firari 68 sanıktan iki firari kadın sanık bulunup sorgulanamadığından davadan tefrik edilmiştir. Dokuz kadın sanık hakkında 6 yıl ağır hapis, dört kadın sanık hakkında ise 2 yıl hapis ve 50 TL para cezası verilmiştir. Bu nasıl bir nefret ki, nasıl bir öfke ki… Hadi diyelim planlandı; katliama katılanlar konu komşu, aynı çeşmeden su içenler, lokmasını paylaşanlar, birbirine selam verenler… Nasıl oluyor da bu cinayetlere ortak oluyorlar? Akıl almaz bir şey…

Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren 111 kişiden 17’si kadındır. Katledilenlerin büyük bir kısmı belediyenin Şeyh Adil Mezarlığı’na isimsiz olarak toplu şekilde gömülmüştür. 17 kadının isimleri şunlardır: Güllü Ergönül, Fatma Baz, Zeynep Aydoğan, Döndü Ünver, Zühre Ünver, Kezban Usta, Hatice Yılmaz, Gülsen Un, Hatice Görür, Gülsüm Akırmak, Zeynep Nergiz, Sebahat İşbilir, Elif Balta, Esma Suna, Fidan Suna, Fatma Bilmez ve Cennet Çimen.

Bu katliamın özneleri arasında maalesef pek çok kadın da mevcuttur. Kimi sanık, kimi tanık, kimi mağdur; kimi de katliam mağdurlarının koruyucusu, kalkanı olan kadınlardır bunlar. Katliam sırasında saldırganlara “Aha bu ev de Alevi, sağ koymayın, öldürün.” diyerek rehberlik yapan; saldırıya uğramış komşularının evini talan eden, saldırganlara evlerinden satır getiren, tenekelerle gaz taşıyan kadınları da görüyoruz. “Öldürecekseniz ikimizi aynı anda öldürün.” diye kocasının üzerine atlayan, “Beni öldürün ama çocuklarıma dokunmayın.” diye katillere yalvaran, hunharca katledilen kadınları da…

Maraş Katliamı esnasında Ümmühan Doğan’ın şu cümlesi aslında bize çok şeyi anlatıyor. Eşine, “Onların eline bırakma, beni sen öldür.” diye yalvarıyor. Fatma Bilmez gibi, evlatlarını canilerin eline vermemek için onlara sarılarak “Beni öldürmeden çocuklarımı alamazsınız.” deyip kendisini siper eden; oğullarının üzerinde çivili tahtaların darbeleriyle hunharca katledilen kadınları da…

Katliamdan sağ kurtulan kadınlar yalnızca o günlerin dehşetini değil, sonraki yılların görünmez yükünü de taşımak zorunda kaldılar. Yakınlarını kaybeden kadınlar hem ailelerin ayakta kalması için mücadele etti hem de yaşadıkları acıyı çocuklarına ve torunlarına aktarmamak için acılarını sessizce yaşadılar. Maraş’taki kadınların hafızası, bu ülkede yüzleşilmeyen her katliamın ağırlığını omuzlarında taşımaya mahkûm edildi. Bu sessizlik, devletin inkâr politikaları tarafından bilinçli olarak derinleştirildi.

Katliamdan sonra katilliği tescillenmesine rağmen dava sürecinin ardından tamamı salıverilen faşist caniler, elini kolunu sallayarak şehirde yaşamaya devam ettiler. Düne kadar arkadaşı, komşusu olanların bir anda celladına dönüşmesini sağlayan; sıradan insanları canileştiren ve yağmacı yapan zihniyetin sorumlusu kimdir? Bunları sorgulamadan bu memleket iflah olabilir mi?

Geçtiğimiz aylarda, yüzlerce mazlumun ahı üzerinde bir şekilde ölen Ökkeş Kenger (Şendiller) gibi, bu katliamın bir numaralı sanıkları dâhil olmak üzere, katliamda rol alan katillerin birçoğu devlette önemli makamlarla onurlandırıldı.

Bu anlamda Alevi katliamları içerisinde Maraş Katliamı, hâlen anması halka açık bir şekilde yapılamayan ve valilik tarafından her yıl yasak ilan edilen tek katliamdır.

Maraş gibi anması bile yasaklı katliamlarla yüzleşilmedikçe; toplumsal barışın ve demokratikleşmenin yolu açılmadıkça Dersim’de, Maraş’ta, Roboskî’de ve bugün Suriye’de, Rojava’da aynı senaryonun yeniden sahnelenmeye çalışıldığı açıktır. Güçlü ve kararlı bir mücadele verilmezse, daha nice katliamın üstü örtülecek; muktedirler bizlere anmayı bile çok göreceklerdir…

Etiketler: Alevi KatliamıKadınlar Barışı KonuşuyorKatliamKızılbaşMaraşMaraş KatliamıMücadeleSayı 147
Önceki İçerik

Roboski Katliamı ve Hafızada Kalanlar: Dinmeyen Yas

Sonraki İçerik

Ölüler Adına Konuşulabilir Mi? Irkçılık, Soykırım, Özür ve Bağışlama…[1]

Sonraki İçerik
Çizer: Bartu

Ölüler Adına Konuşulabilir Mi? Irkçılık, Soykırım, Özür ve Bağışlama…[1]

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.