Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

 Barış Cezaevlerinden, Dilden ve Kimlikten Başlar- Barış Annesi

Jin Dergi Ekibi Jin Dergi Ekibi
30 Ağustos 2026
Röportaj
0
 Barış Cezaevlerinden, Dilden ve Kimlikten Başlar- Barış Annesi
0
SHARES
2
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Daha iyi bir barış için Kürtlerin haklarının verilmesi lazım. Kimliklerinin, dillerinin tanınması lazım. Bundan daha güzel ne olabilir ki?

Barış Annesi Zeynep Calıhan ile barışı, bugünkü sürece dair beklentilerini ve kalıcı bir barışın hangi adımlarla mümkün olabileceğini konuştuk. Calıhan, yıllardır sürdürdüğü mücadele deneyiminden yola çıkarak annelerin barışın inşasındaki rolünü, cezaevlerinden anadil hakkına uzanan taleplerini ve savaşın kadınların hayatında bıraktığı izleri anlattı.

Öncelikle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Barış Anneleriyle yolunuz nasıl kesişti?

Benim çocuklarım cezaevindeydi. 2019’da Gebze’de çocuklarımız açlık grevine, ölüm orucuna girmişlerdi. Sultan Ana beni aradı. “Zeynep, bizim çocuklar ölüyor. Buraya gel, kuruma gel, konuşalım,” dedi. Ben o zaman kuruma gidemiyordum. “Eve gelin,” dedim. Geldi. “Biz ne yapacağız?” diye konuştuk. “Çocuklar ölüyor, biz uyuyoruz,” dedi. Ben de, “Evet ana, biliyorum ama ne yapalım?” dedim.

“Kurumlarla görüşelim, partiyle görüşelim, TUHAD’la görüşelim, bir şeyler yapalım,” dedi. Ben de, “Tamam,” dedim. Gittik, kurumlarla görüştük. “Biz Gebze’de bir eylem başlatacağız,” dedik. O zaman artık durma sırası değildi. İki tane şehidimiz olmuştu. Biri yurt dışından geldi, biri de Gebze’dendi. Ben de, “Bu durma sırası değil, bir şey yapmamız gerekiyor,” dedim.

Sonra Gebze’ye gittik. “Biz böyle bir şey yapacağız, siz ne dersiniz?” dedik. “Biz varız,” dediler. Gerçekten de ölüm orucu bitene kadar, yaklaşık altı ay boyunca bizimle birlikte oldular. İstanbul’dan da geldiler, her yerden geldiler. Ama Gebze halkı bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Arabalarıyla götürdüler. Nerede durduysak orada oturduk, eylem yaptık.

Barış Annelerini gördüğümde de, “Ben de gelebilir miyim sizin yanınıza?” dedim. “Tabii ki gelebilirsin,” dediler. “Ama ben tutuklu ailesiyim, beni kabul eder misiniz?” diye sordum. “Tabii ki. Buraya her değer ailesi, her anne gelebilir,” dediler. Ben de böylece gittim.

Sonra İzmir’deki kızıma, “Annem, ben böyle böyle bir şey yaptım, doğru mu?” dedim. “Anne, çok doğru yapmışsın, çok güzel,” dedi. Gebze’deki kızıma da söyledim. O da çok mutlu oldu. Çocuklarımın hepsi mutlu oldular. “Anne, nereden aklına geldi?” dediler. Ben de, “Bilmem, öyle geldi. Annelere söyledim, onlar da kabul etti ve ben de geldim,” dedim. Hâlâ devam ediyorum.

Bir araya gelmek çok güzel hissettiriyor. Bir araya gelip bir şeyler yaparsak daha iyi oluyor. Barış için konuştuğumuzda daha mutlu oluyoruz. Annelerin gözyaşı akmazsa daha da mutlu oluruz.

Kürt meselesi ve çatışmalar sizin hayatınızı nasıl etkiledi? Mücadeleyle ilişkiniz ne zaman başladı?

Çocuklarım tutsak olmadan önce de ben bu mücadelenin içindeydim. 1994’ten beri bu mücadelenin içindeyim. Eşim gidiyordu. Ben, “Sen nereye gidiyorsun?” diyordum ama bana söylemiyordu. Sonra, “Ben de gideceğim,” dedim. Beni partiye götürdü.

O zaman, Allah rahmet eylesin, Şêxo  diye bir arkadaşımız vardı. Aleviydi. Çok değerli bir arkadaştı, gerçekten çok değerliydi. Eşim beni onun yanına götürdü. Ben “Şêxo abi,” dedim. O da, “Abi deme; bana yoldaş de, heval de, arkadaş de,” dedi.

Oraya gittiğimde, “Bir kere gidersen çıkamazsın,” dediler. Ben de, “Olsun, zaten çıkmama gerek yok,” dedim. Gerçekten de gittim ve bir daha çıkmadım. Hâlâ devam ediyorum.

Çocuklarım o zaman çok küçüktü. Biri sekiz yaşındaydı, biri yedi yaşındaydı. Ama biz her yere beraber gidiyorduk. Flamalarımız evdeydi, sopalarımız evdeydi. Alıp götürüyor, eylemlere birlikte katılıyorduk. Ben çocuklarımsız hiçbir yere gitmedim. Hiçbir zaman çocuklarımsız bir yere gitmedim. Bu mücadeleyi hep birlikte yürüttük.

Bugün içinde bulunduğumuz sürecin gerçekten barışa dönüşebilmesi için sizce hangi adımların atılması gerekiyor?

Eğer barış geldiyse ya da gelecekse önce cezaevlerine gelsin. Cezaevindeki hasta tutsaklar bırakılsın. Önce oraya gelsin ki biz de inanalım.

Bir yıldır, bir buçuk yıldır gözyaşları akmıyor. Biz bundan çok mutluyuz. Ama eğer bir adım atılmışsa, önce cezaevlerindeki ağır hasta tutsakların bırakılması lazım. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan çok insan var. Bir değil, iki değil, üç değil; binlerce ağır hasta tutsak var. Önce onları bıraksınlar. Yasa ondan sonra başlasın. Önce o çocukları bıraksınlar, yasayı bile beklemeden.

Bir anne olarak annelerin gözyaşının akmamasını istiyorum. Hiçbir ayrım yapmıyorum; Kürt ya da Türk, benim için fark etmez. Bir annenin gözyaşının bir damlasına kurban olurum. Yeter ki akmasın.

Eğer barış olacaksa önce cezaevindeki çocukların, tutsakların, ağır hasta tutsakların bırakılmasını istiyorum. Yasadan önce bunlar yapılsın ki biz anneler de barışın gerçekten geleceğine, geldiğine inanalım. Barışsa oradan başlamamız gerekiyor. İlk adımı cezaevlerinden atmamız gerekiyor.

Ama bununla da bitmiyor. Daha iyi bir barış için Kürtlerin haklarının verilmesi lazım. Kimliklerinin, dillerinin tanınması lazım. Bundan daha güzel ne olabilir ki?

Ben kendi dilimi konuşamazsam ne olacak? Ben şu anda bir Türk olarak Türkçe konuşuyorum. Sen bir Kürtsün, senin de kendi dilini konuşabilmen lazım. Bu annelerin bir kısmı Türkçe bilmiyor. Kendi dillerinde okullarının olması lazım. Barış olması için okulunun olması lazım, kimliğinin olması lazım. İş yerlerinin tabelalarının kendi dilinde olabilmesi lazım. Ben bunu istiyorum.

Biz onlardan ekmek istemiyoruz, su istemiyoruz, yemek istemiyoruz, para istemiyoruz. Yeter ki bizim hakkımızı versinler. Çoluğumuzun, çocuğumuzun, eşimizin, dostumuzun hakkını versinler. Bizim istediğimiz nedir? Okuldur, dildir, kimliktir. Başka bir şey istemiyoruz.

Barış mücadelesinde kadınların, annelerin ve toplumun rolünü nasıl görüyorsunuz? Türkiye toplumuna nasıl bir çağrı yapmak istersiniz?

Bence toplum şu anda barış mücadelesine çok dâhil değil. Çünkü biz anneler olarak da yeterince bir şey yapamıyoruz, sesimiz çıkmıyor. Barışın gelmesi için önce annelerin sesinin çıkması lazım. Annelerin önde olması lazım.

Gözyaşlarının akmaması için bizim anneler ve kadınlar olarak önde olmamız gerekiyor. Çünkü bu acıyı en çok anneler bilir, kadınlar bilir. Tamam, erkekler de biliyor ama anneler kadar değil. En çok anneler üzülüyor, en çok anneler yıpranıyor.

Bak, iki yıldır ne asker ölüyor ne gerilla. Bu ne güzel bir şey. Bunun devam etmesi, ilerlemesi lazım. Barışın olması için bir şeylerin yapılması, bir adım atılması lazım. Güzel bir adım atılması lazım.

Türkiye toplumuna çağrım da şu: Hep birlikte olalım. “Kardeşiz” diyorlar ya; nasıl bir kardeşlik bu? Birisi çıkıyor, “Şehitlerin hakkı,” diyor. Öbür tarafta da şehitler var. Onlar şehit değil mi? Onlar da şehit. Onlara da saygım sonsuz, öbürlerine de saygım sonsuz.

Ölenlere Allah rahmet eylesin, mekânları cennet olsun. Ama artık bugüne bakalım. Şimdi birlik olalım. Hep birlikte barışı getirelim. Kürt, Türk, Alevi, Çerkez; hiç fark etmez. Hep birlikte olursak daha güzel olur. Barış daha çabuk gelir.

Bir de medyanın dili hiç doğru değil. Hepsi hep vahşetten, savaştan bahsediyor. Biraz da güzel şeylerden bahsedin ki insanlar, “Burada iyi bir şey varmış, barış gelecek,” diyebilsin.

Gerçekten barış olsa, herkesin hakları verilse çok güzel bir ülke olur. Ben çok isterim. O günü görür müyüm bilmiyorum ama inşallah çocuklarımız görür. Öyle bir barış olsa, hep birlikte olsak çok güzel olur kızım. İnsan istemez mi?

Yıllardan beri insanlar açlıktan, krizden ölüyor. Yazık, günah değil mi? Hiç kimsenin sesi çıkmıyor, kimse bir şey demiyor. Neden? Korkularından. “Bir şey söylesem beni içeri atacaklar,” diye korkuyorlar. Ama korkuyla yaşanmaz ki. Nereye kadar korkabiliriz?

Ben korkarsam benim çocuğum da korkacak, onun çocuğu da korkacak. Şimdiye kadar insanlar korkmuş, bir şey yapamamış. Bari biz bir şeyler yapalım. Bari biz barışı getirelim. Birlikte, hep beraber.

Benim bütün halka çağrım şudur: Hep birlikte olalım, barış gelsin. Ben bunu istiyorum.

Savaş kadınların ve annelerin hayatını nasıl etkiliyor? Barış geldiğinde hayatlarında neyin değişeceğini düşünüyorsunuz?

Savaş kadınları nasıl etkiliyor biliyor musun? Gece uyuyamıyorlar, sabah kalkamıyorlar. Gözleri sürekli telefonda. “Acaba bir haber mi gelecek? Acaba çocuğumuza bir şey mi oldu? Acaba bir yerde bir şey mi oldu?” diye hep korkuyla yaşıyorlar.

Ama barışta, “Oh be, barış oldu. Annelerin gözyaşı akmıyor, anneler ağlamıyor, çocuklarımız ölmüyor,” diyerek kalkarsın. Akşam rahat yatarsın, sabah rahat kalkarsın. Savaşın etkileri devam etse bile barış olduğunda hayat daha güzel olur.

Barış daha güzeldir. Bak, “barış” dediğinde güzel bir şey geliyor insanın aklına. “Savaş” dediğinde ise kan ve vahşet geliyor. Savaş çok kötü bir şeydir. Bütün çocuklarımızın ölmesi demektir. Barış ise bütün çocuklarımızın yaşaması demektir. Ben bir anne olarak bunu istiyorum.

Son olarak yine barış diyorum. Barış, barış, barış. Her sözüm barış. Bir anne olarak barış olsun istiyoruz. İnşallah bu da olacak.

Etiketler: BarışBarış Annesicezaevlerinde hak ihlalleriSavaşSayı 183siyasi tutsaklar
Önceki İçerik

Barış Konuşulurken Kürtler Ana Dilinden Vazgeçer mi?

Sonraki İçerik

Yas Evimizde: Kürdistan’da Kayıp, Hafıza ve Kolektif Ruhsallık

Sonraki İçerik
Yas Evimizde: Kürdistan’da Kayıp, Hafıza ve Kolektif Ruhsallık

Yas Evimizde: Kürdistan’da Kayıp, Hafıza ve Kolektif Ruhsallık

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.