Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Dağların Sessiz Çığlığı: Zarife Hanım’ı Yeniden Hatırlamak

Çiğdem Göksoy Çiğdem Göksoy
12 Temmuz 2026
Yazı
0
Dağların Sessiz Çığlığı: Zarife Hanım’ı Yeniden Hatırlamak
0
SHARES
22
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Bugün Zarife’yi anmak, yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Aynı zamanda bugünün kadın mücadelesine de bakmaktır. Çünkü kadınlar hâlâ yaşam hakları için, eşit temsil için, emeklerinin görünür olması için, şiddete ve ayrımcılığa karşı mücadele etmeye devam ediyorlar

Tarih çoğu zaman erkeklerin isimleriyle yazılır. Savaşların komutanları, anlaşmaların imzacıları, isyanların önderleri kayda geçirilir; fakat aynı tarihin içinde yürüyen kadınların ayak izleri çoğu zaman görünmez kılınır. İşte Zarife Hanım’ın hikâyesi tam da bu görünmezliğin içinden bize seslenir.

Bugün Alişer denildiğinde birçok kişi onun şairliğini, siyasal kimliğini ve Koçgiri ile Dersim tarihindeki yerini hatırlar. Ancak Alişer’in yanında yürüyen, onunla aynı tehlikeyi paylaşan, aynı ideallere inanan Zarife Hanım’ın adı çoğu zaman birkaç cümleyle geçiştirilir. Oysa tarihin asıl sorusu şudur: Alişer’le birlikte aynı mücadeleyi yürüten Zarife Hanım kimdi?

Zarife Hanım yalnızca bir eş değildi. O, yaşamını mücadeleye adayan bir kadındı. Silah taşıyan, yolculuklara çıkan, sürgünleri ve baskıları yaşayan, kararların yükünü omuzlayan bir yoldaştı. Erkek egemen tarih yazımının satır aralarında kalan bu kadın, aslında kendi döneminin en sıra dışı figürlerinden biriydi.

Koçgiri’nin sarp dağlarında başlayan hikâyesi, Dersim’in derin vadilerine kadar uzanır. Bir halkın var olma mücadelesi ile bir kadının özgürleşme mücadelesi birbirine karışır. Çünkü Zarife’nin yaşamı sadece siyasi bir direniş hikâyesi değildir; aynı zamanda kadınların tarih boyunca görünür olma mücadelesinin de bir parçasıdır.

Dengbêjler yıllarca Alişer ile Zarife’nin adını birlikte söyledi. Çünkü halk hafızası bazen resmî tarihten daha adildir. Yazılmayanı yazar, unutulanı hatırlar.

Yaşlı dengbêjlerin anlattığı rivayetlerde şöyle dizeler duyulur:

“Alişer dağın yamacında,
Zarife yanında durmuştu.
Rüzgâr sert eserdi Dersim’de,
Ama Zarife’nin bakışı daha sertti.”

Bu sözler birebir tarihî bir kayıt değildir belki; fakat halkın hafızasında Zarife’nin nasıl yaşadığını gösterir. O, korunmaya muhtaç bir kadın olarak değil, dağın başında dimdik duran bir direnişçi olarak anlatılır.

Bir başka anlatıda ise şöyle denir:

“Dağlar Alişer’i çağırdı,
Zarife ‘ben de gelirim’ dedi.
Yol uzundu, gece karanlıktı,
Ama onların yürüyüşü birbirini aydınlatıyordu.”

Bu anlatılar bize önemli bir şey söyler: Zarife’nin hikâyesi aşk hikâyesi olmaktan çok bir yoldaşlık hikâyesidir. Birbirine omuz veren iki insanın hikâyesi.

Bugün kadın tarihi ve jinolojî perspektifiyle geçmişe bakarken, Zarife Hanım’ı yeniden okumak daha anlamlı olacaktır. Çünkü tarih yalnızca devletlerin ve orduların tarihi değildir. Tarih aynı zamanda kadınların sessiz bırakılmış hikâyelerinin toplamıdır.

Zarife’nin direnişinin önemi tam da burada ortaya çıkar. O, erkeklerin gölgesinde kalmayı reddeden kadınların sembollerinden biridir. Yaşamı boyunca bunu bir teori olarak anlatmadı; doğrudan yaşayarak gösterdi.

1937 yılında Alişer ve Zarife birlikte öldürüldüklerinde bir dönemin hafızasında derin bir yara açıldı. O günden sonra birçok ağıt yakıldı. Birçok dengbêj onların adını dağlardan, yaylalardan, sürgün yollarından taşıyarak sonraki kuşaklara ulaştırdı.

Dersim’in yaşlı kadınları yıllarca çocuklarına şu cümleyi anlattılar:

“Alişer’in yanında Zarife vardı.
Çünkü büyük mücadeleler tek kişinin omuzlarında yükselmez.”

Bugün Zarife’yi anmak, yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Aynı zamanda bugünün kadın mücadelesine de bakmaktır. Çünkü kadınlar hâlâ yaşam hakları için, eşit temsil için, emeklerinin görünür olması için, şiddete ve ayrımcılığa karşı mücadele etmeye devam ediyorlar.

Bir zamanlar Koçgiri’nin ve Dersim’in dağlarında yürüyen Zarife’nin ayak izleri, bugün kadın derneklerinde, dayanışma ağlarında, köylerde, fabrikalarda, üniversitelerde, belediyelerde ve sokaklarda yürüyen kadınların izleriyle buluşuyor. Mücadelenin biçimi değişiyor; fakat özü değişmiyor. Kadınlar hâlâ kendi sözlerini kurmak, kendi yaşamlarına sahip çıkmak ve eşit bir dünya yaratmak için direniyorlar.

Onun cesareti, hak arayan kadınların sesinde yaşamaya devam ederken kadınların özgürlük yürüyüşü hâlâ aynı kararlılıkla sürüyor.

Bu nedenle Zarife’nin direniş ve var olma hikâyesi tamamlanmış bir hikâye değildir. O hikâye her kadın dayanışmasında yeniden yazılıyor. Her itirazda, her örgütlenmede, her eşitlik talebinde yeniden can buluyor.

Çünkü kadınların tarihi geçmişte kalmış bir hatıra değil; bugün de yazılmaya devam eden canlı bir mücadeledir.

Ve belki de bu yüzden, aradan geçen onca yıla rağmen Dersim dağları hâlâ onların hikâyesini fısıldamaya devam eder.

Alişer ve Zarife…

Birinin adı söylendiğinde diğerinin sesi de rüzgâra karışır.

Bugün o sese yeni kadınların sesleri ekleniyor. Dün Zarife’nin yürüdüğü yolda, bugün binlerce kadın yürüyor. Tarih bize şunu hatırlatıyor: Kadınlar yalnızca tarihin tanıkları değildir; onlar tarihin kurucularıdır da.

Ve dağlardan yükselen o eski dengbêj sesi, bugün bize hâlâ aynı çağrıyı yapıyor:

“Kadının sesi sustuğunda tarih eksik kalır.
Kadın konuştuğunda ise yalnız kendini değil, bir halkın hafızasını da ayağa kaldırır.”

Etiketler: AlişerDağlarDengbêjlikDersim katliamıKadın MücadelesiKoçgiriKürt kadın mücadelesiKürt kadınlarSayı 176Zarife Hanım
Önceki İçerik

Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde Kadınların Çerçeve Yasa ve Anayasa Talepleri

Sonraki İçerik

Hypatia’dan Nagihan Akarsel’e: Kadın Hakikatine Karşı Binlerce Yıllık Savaş

Sonraki İçerik
Barışın Hukuku: Demokratik Toplumun İnşasında Hukuk Ne Söyler?

Barışın Hukuku: Demokratik Toplumun İnşasında Hukuk Ne Söyler?

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.