Bunu son süreçte kadın gazetecilerin özellikle Kürdistan kentlerinde sistemin özel savaş politikalarını deşifre ettiğinde, bu durumun da başta kadınlar olmak üzere toplumsal mücadeleyi nasıl tetiklediğini görmüş olduk. Özel savaşa karış toplumun bu hakikat gazeteciliğiyle nasıl bilinçlendiğini gördük. Dolayısıyla, hakikatçi kadın basıncılığı toplumsal mücadelelerin geleceğini belirlemek adına önemli bir yerde duruyor
Bölgemizde ve giderek dünyada gelişen şiddet ve çatışma ortamında, egemenlerin en güçlü silahı, deyim yerindeyse “tankı, topu, tüfeği” haline getirilen medya, adeta toplumu korkutma ve teslim alma aracına dönüştü. Bugün egemenlerin bu araçlardan daha çok sarıldığı güç, medya olmuştur.
İktidarın iletişim alanındaki bu silahı, iktidar dışındaki tüm kesimleri hedef alır hale getirdi. Medya burada toplumu kontrol altına almanın bir aracı olarak kullanılırken, adeta bir ideolojik aygıta dönüştürüldü. Toplum; doğru, yanlış, teyitli, teyitsiz bir ton bilgi yığını ile boğulmaya maruz bırakıldı, adeta gerçeği yanlışı ayırt edemez hale getirildi. Kuşkusuz bu, iktidarın özel savaş yönteminin psikolojik ayağını oluşturuyor. Medya burada, özel savaş aracına dönüştürülüyor.
İktidar bir taraftan toplumun algılarını kontrol altına almak için medyayı kullanırken, bir taraftan da tüm toplumsal dokuya karşı da özel savaş yöntemlerini geliştiriyor. Toplumun tüm damarlarına sızdırılmaya çalışılan bu özel savaş yöntemleri de tıpkı medyayı kullanarak algıları ile oynaması gibi kendi hakikatine de yabancılaştırıyor. Umutsuzluk, inançsızlık, geleceksizlik aşılanırken, gerçekler çarpıtılıyor. Bugün daha da somut bir şekilde özel savaş yöntemi olan fuhuş, uyuşturucu gibi politikalarla da bir çürümeyi geliştirmeyi amaçlıyor.
İktidarın ideolojik aygıtına dönüşen ve özel savaşın aparatı olan medyanın karşısında bir de hakikatleri açığa çıkaran; ezilenlerin, sömürülenlerin, yok sayılanların, kadınların sesi olan hakikatçi basın var. Tam da burada hakikatçi basına önemli bir rol düşüyor. Çünkü tarihin aktığı iki ırmaktan biri egemenler için akarken, biri de toplumsal mücadele dinamikleri için akar. Hakikatçi basın, topluma gerçeği sunmanın yanı sıra, toplumu bilinçlendirerek, toplumsal mücadelelerin gelişmesini sağlar. Bu yönlü ırmaktan akarken, egemenler tarafından sürekli hedef alınan devlet dışı toplumun bir parçası haline gelir Hakikatçi basın.
Kuşkusuz bu hakikatçi basında kadın gazetecilerin rolüne ve etkisine ayrıca vurgu yapmak gerek. Çünkü medyanın içinde bulunduğu sorunu bir sistemsel sorun olarak ele almak, bu sistemin merkezinde kadın düşmanlığını görmek, ataerkil tahakkümün kadın üzerinden topluma, doğaya tüm yaşam alanlarına nasıl yöneldiğini görmek, kadın gazeteciler açısından bir odak olmalı. Cinsiyetçi, eril dile ve yayıncılığa karşı kadın bakış açısıyla alternatif üreten kadın basıncılığı, bu noktada da toplumu bilinçlendirip, farkındalık uyandırırken; aynı zamanda bugün kendisini medyada da gösteren ataerkil tahakküme karşı bir mücadelenin de parçası. Bütün iktidarcı sistemlerin kadını parçalayarak toplumsal hakikati parçaladığı, yöntem olarak da en çok özel savaş politikalarını uygulayarak yaptığı günümüzde, kadın gazetecilerin bu mücadelenin bir parçası olduğu hakikatine daha çok sarılmalı. Çünkü kadın düşmanlığı üzerinden kendini inşa eden ataerkil tahakküme karşı, özgürlüğün inşasının merkezinde kadınlar bulunuyor. Bu özgürlük inşasının olmazsa olmazlarından biri öz savunma. Ve günümüzde, medya toplumun bir öz savunma aracına dönüştü.
Bunu son süreçte kadın gazetecilerin özellikle Kürdistan kentlerinde sistemin özel savaş politikalarını deşifre ettiğinde, bu durumun da başta kadınlar olmak üzere toplumsal mücadeleyi nasıl tetiklediğini görmüş olduk. Özel savaşa karış toplumun bu hakikat gazeteciliğiyle nasıl bilinçlendiğini gördük. Dolayısıyla, hakikatçi kadın basıncılığı toplumsal mücadelelerin geleceğini belirlemek adına önemli bir yerde duruyor.
Çünkü özel savaş, toplumun tüm demokratik değerlerine saldırıdır. Bu demokratik değerlere saldırarak, özgürlük alanlarını daraltıyor, yok ediyor. Toplumun bütün demokratik değerleri de aynı zamanda onun öz değerleridir. Toplumun özü olan anacıl toplum değerleri hedeftedir. Anacıl toplum değerlerinde kadının belirleyici rolü bilinir. Bu öz değerler, bugün Barış ve Demokratik Toplum süreci olarak adlandırılan, toplumun ahlaki politik temelde yeniden inşasında aynı zamanda bir öz savunma formu olan komünleşme ile mümkün. Bir komün pratiği olan hakikatçi kadın basıncılığı da özel savaşa karşı verdiği bu hakikat mücadelesinde, toplumun bu öz değerlerine daha sahip çıkmalı, ona dönük tüm saldırılarda hakikatleri açığa çıkararak bu öz savunmanın bir parçası olacaktır. Nerede; kadına, dile, kültüre, doğaya, insana, yaşama ve tüm demokratik değerlere bir saldırı varsa; orada gizlenmeye çalışılan ya da toplumdan kaçırılan ya da çarpıtılan bir hakikatin olduğunu unutmamak, onu belgeleyerek toplumsal hafızaya kazandırmak, hakikatçi basın gazeteciliğinin en büyük görevidir.

