Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Halepçe’nin Öğrettikleri Soykırımları Bertaraf Etti

Sarya Onur Sarya Onur
15 Mart 2026
Yazı
0
Halepçe’nin Öğrettikleri Soykırımları Bertaraf Etti
0
SHARES
1
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Ne var ki savaş sona erse de savaşın geride bıraktıkları bitmez. İşte Irak-İran Savaşı’nın bitiminde gerçekleşir Halepçe katliamı. Halepçe katliamı aynı zamanda Saddam’ın Kürtlere yönelik bir intikam saldırısıdır. 16 Mart 1988 tarihinde başlayan ve üç gün süren yoğun hava saldırılarıyla Halepçe ve etrafı kimyasal silahlarla bombalanmış, bu saldırılarda yaklaşık 12 bin kişi yaşamını yitirmiştir. O tarihten beri bu korkunç saldırı tarihe Halepçe Katliamı olarak geçmiştir

Kürt halkı, tarihin birçok zaman aralığında soykırım uygulamalarıyla karşı karşıya kaldı. Kürtler soykırım kıskaçlarında bulunuyor. Benzer yöntemler günümüzde de Kürtler açısından hâlen bir tehdit ve tehlike olarak duruyor.

Halepçe denilince akla sıradan doğal güzellikleriyle, mimarisiyle, sanatıyla, tarihiyle bilinen bir kent gelmiyor. Unutulmayan ve unutulmayacak olan, tekrar tekrar söylenen ve yazılan bir Halepçeli çocuğun ölüme giderken kurduğu son cümle: “Daye bîhna sêva te!” Halepçe’yi akıllara getiren, unutulmaz kılan işte bu cümle.

Dünyanın her yerinde savaşlar oluyor. Ama bir coğrafya var ki savaşı bitmek bilmeyen, barışı hep ötelenen bir yer. Ortadoğu’da savaşların yol açtığı katliamların, yerinden edilmenin, ölümün acısı ve yası bitmeden bir yenisi başlıyor. İran’daki savaş bölgesel bir savaşa dönüştü ve sonuçlarının ne olacağına dair bir öngörüde bulunmak zor. Savaş korkunç yüzünü halklara göstermekten kaçınmıyor. Yeni soykırımlarla karşı karşıya kalmamak ancak doğru mücadele ve direniş yöntemleriyle gerçekleşir. Ortadoğu halklarının demokratik birliği soykırımlara engel olur. Demokratik halklar birliği gelişmezse geçen yüzyıllardaki soykırımların benzerinin yaşanması kaçınılmaz olur. Geçtiğimiz yüzyılda Ortadoğu’daki savaş aklının ve kültürünün yarattığı en büyük soykırımlardan biri de Halepçe katliamıdır. Kürtler Halepçe’yi hiçbir zaman unutmadı ve unutmayacak da. Halepçe’nin öğrettikleriyle mücadeleyi büyüttüler ve direndiler. Halepçe’nin öğrettikleri soykırımları bertaraf etti.

Soykırım tehdit olmaya devam ediyor

Halepçe’ye dair ne yazarsam yazayım, Halepçe katliamını ve Kürt halkına karşı uygulanan bu soykırım vahşetini anlatmaya yetmeyeceğinin farkındayım. Soykırımlar toplumsal hafızada büyük tahribatlar bırakır; çünkü büyük bir insanlık dramı ve trajedisidir. Dersim’de yaşanan soykırım da Halepçe gibi hafızalardan silinmez bir yer edinmiştir. Dersim’de binlerce Kürt, mağaralarda kimyasal gazlarla boğularak katledilmiştir. Despotik rejimler tehcir, etnik temizlik ve soykırım gibi insanlık dışı yöntemlerle tarih boyunca Kürtleri hep hedef aldılar. Kürt halkı ve ülkesi Kürdistan tarihin birçok zaman aralığında soykırım uygulamalarıyla karşı karşıya kaldı. Kürtler soykırım kıskaçlarında bulunuyor. Benzer yöntemler günümüzde de Kürtler açısından hâlen bir tehdit ve tehlike olarak duruyor.

Dünya tarihinin en büyük soykırımlarından biri olarak kabul edilen Halepçe katliamı 16 Mart 1988’de gerçekleşti. 1980 yılında başlayan Irak-İran Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliam Halepçe katliamıdır. Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak rejim güçleri, 23 Şubat-16 Eylül 1988 tarihleri arasında Güney Kürdistan’a Enfal adını verdiği sekiz aşamalı bir operasyon başlattı ve en büyük soykırım Halepçe’de yaşandı. Halepçe, Enfal operasyonlarının son aşamasıdır. Enfal operasyonu kapsamında kara harekâtları, havadan bombalamalar, yerleşkelerin sistematik bir şekilde yıkılması, toplu zorunlu göçler ve kimyasal silah kullanımı dâhil her türlü vahşet uygulandı. Soykırıma adı verilen Enfal operasyonu, ismini Kur’an’daki Enfal Suresi’nden almaktadır. Enfal’in Arapça anlamı “savaş ganimetleri”dir; yani “helal” anlamına gelir. Saddam rejimi Kürtleri “kâfir” ilan ederek önceden özenle planlanmış bir operasyona girişti. Kur’an’daki Enfal Suresi’ne atıfta bulunarak Kürtlerin canlarının ve mallarının “helal” olduğu algısını yaratarak soykırımı gerçekleştirdi.

Ne var ki savaş sona erse de savaşın geride bıraktıkları bitmez. İşte Irak-İran Savaşı’nın bitiminde gerçekleşir Halepçe katliamı. Halepçe katliamı aynı zamanda Saddam’ın Kürtlere yönelik bir intikam saldırısıdır. 16 Mart 1988 tarihinde başlayan ve üç gün süren yoğun hava saldırılarıyla Halepçe ve etrafı kimyasal silahlarla bombalanmış, bu saldırılarda yaklaşık 12 bin kişi yaşamını yitirmiştir. O tarihten beri bu korkunç saldırı tarihe Halepçe Katliamı olarak geçmiştir.

“Dayê bêhna sêva te!”

Kimyasal bombardımandan sonra hayatta kalmayı başaran yedi yaşındaki bir çocuğun sokakta yankılanan son cümlesi katliamın sembol sözü olur: “Dayê bêhna sêva te!” Elma kokusuyla gelen ölümü böyle dile getirir Halepçeli çocuk. Çünkü atılan bombaların içerisine elma aroması katılmıştır. Oysa kullanılan silahların hardal, sarin ve VX gibi gazlar içeren kimyasal bombalar olduğu sonradan öğrenilir. Halepçe’de ilk önce çocuklar, yaşlılar, kadınlar, erkekler ve en son da insanlık ölmüştür. Bu korkunç saldırının geride kalanlar üzerindeki etkileri de hâlen sürüyor. İnsan bedeninde kalan bu kimyasal gazlar çok ciddi kalıcı hastalıklara yol açtı. Binlerce insan yaşadığı yerleri terk etmiş, göçe zorlanmıştır. Soykırımda kullanılan kimyasal gazlar kentin doğasını, ekosistemini de yerle bir etti. Halepçe kenti yaşanılmaz hâle getirildi.

Peki bu kadar büyük bir soykırım saldırısının karşısında dünya ne yaptı? Hiçbir şey desek yeridir. Günlerce, aylarca saldırı altında kalan Kürt halkına kimse yardım etmedi, sahiplenmedi. Saddam ve baskıcı rejiminin yaptığı katliamları uzaktan seyretmekle kaldı. Oysa işlenen bir insanlık suçuydu ama sessizlik tercih edildi. Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen bu soykırım, tek başına Saddam yönetimindeki Irak rejiminin değil, tüm bölgesel ve uluslararası egemen güçlerin kolektif kötülüğüdür, üretimidir. İşlenen insanlık suçunun görmezden gelinmesi ve soykırıma yönelik sessizlik bunu doğrular niteliktedir. Gazeteci Ramazan Öztürk’ün Halepçe fotoğrafı bir katliamı dünyaya gösterdi. Fakat dünya sessiz kaldı. Saddam ve rejim yetkilileri yıllar sonra soykırım ve insanlığa karşı suçlardan yargılansa da Halepçeliler hâlen gerçek adaleti bekliyor.

Kalıcı çözüm demokratik birlikte

Kürt gerçekliğinin soykırım kıskacında oluşu, tarihsel ve toplumsal gerçekliğin birçok kez parçalanmasını beraberinde getirmiştir. Abdullah Öcalan, Kürt toplumunun fiziki soykırımlarla yok edilmediğini, asıl tehlikenin bundan sonra Kürt halkı açısından kültürel soykırım olduğunu belirtiyor ve “Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtler” tanımını yapıyor. Soykırımlardan kurtulmanın yol ve yöntemi, Ortadoğu halkları için kalıcı çözüm; birlikte yaşam ve demokratik birlik örgütlenmesidir. Savaşların insanlığa hiçbir şey kazandırdığı yok. Savaş, ölüm, acı ve kayıp dışında fazla bir şey vermiyor. Her türlü katliamın önünü açıyor, barışı geciktiriyor. Bu coğrafya artık savaşa doydu, barışa aç. Kürtler için soykırım kıskacından kurtuluşun yolu birliktir. Yeni Halepçelerin yaşanmaması için daha fazla mücadeleye, direnmeye ve birlik olmaya ihtiyaç var.

Etiketler: Kadın MücadelesiKürt kadın mücadelesiSayı 159
Önceki İçerik

Demokratik Entegrasyonun İnşasında Kadınlar

Sonraki İçerik

İran için Devrimci Feminist Tutum: Otoriterliğe, Emperyalizme, Siyonizme ve SAVAŞA HAYIR!*

Sonraki İçerik
İran için Devrimci Feminist Tutum: Otoriterliğe, Emperyalizme, Siyonizme ve SAVAŞA HAYIR!*

İran için Devrimci Feminist Tutum: Otoriterliğe, Emperyalizme, Siyonizme ve SAVAŞA HAYIR!*

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.