...
Beritan Canözer
90’ların tanıklığı: Biz onları asit kuyularından biliriz

Bugün Diyarbakır’da yaşanan saldırılar da 90’lardan bağımsız değildir. Özellikle kadınlara dönük saldırıları, giyim kuşam üzerinden yaptıkları baskı, o dönemki “çarşaf” dayatmalarını anımsatıyor. 1 ay içinde neredeyse 5 saldırı oldu kaçı tutuklandı? Hiç biri. Biz nasıl kendimizi güvende hissedebiliriz? İsmimi bile açık bir şekilde yayınlayamıyorum. Çünkü katliamla dolu tarihi olan bir oluşum bunlar. Onlara karşı can güvenliğimizi sağlayacak kimse yok. Ben şu an 36 yaşındayım ve hala sakallı birileriyle yolda karşılaşınca tedirgin olurum. Onların bizde yarattığı psikoloji bu. Ve maalesef bizi koruyan hiçbir sistem yok

Siyasette “erkeklik” bariyeri

Biz erkek egemen yönetime karşı alternatif bir eşit yönetimi amaçlıyoruz. Kadınların toplumla, doğayla, yaşamla bağı çok güçlüdür. Bunun hayata geçmesini istemeyen bir egemen zihniyetle mücadele ediyoruz. Bu gücü karşılarında görmek istemiyorlar. Erkek egemen zihniyet siyaseti tekçilik üzerinden ele alıyor. Tek bir bakış açısıyla yönetmek istiyor. Ancak biz bunu kabul etmiyoruz. Özellikle yerel yönetimlerde kadınların temsiliyetinin olması çok önemlidir. Yerel yönetimler toplumla doğrudan temasta olan bir alandır. Ve kadınların bu alanda aktif olması, toplumla iletişimi, bağı daha güçlü kılıyor

Faili belli, devletin meçhul bıraktığı bir hikaye: Hayrettin Eren

 29 hafta boyunca gözaltına alındık, ısrarımızdan vazgeçmedik. Çünkü Galatasaray Meydanı bizim için sadece basın açıklaması okuyacağımız bir alan değil, orası zaman içerisinde kayıplarımızla buluştuğumuz bir hafıza mekanı haline geldi. Israrımız da bu nedenleydi. Karanfillerimizi bırakabileceğimiz başka bir yerimiz yoktu

Burada hiçbirimiz güvende değiliz!

Mevcut ulus devlet sistemi kadınlara, çocuklara, emekçilere, canlılara ve doğaya çözümü değil çözümsüzlüğü dayatmaktadır. Bu sistem içinde yasalar, hukuk, adalet, hak gibi kavramların da bir karşılığı yoktur. Tüm gücün iktidarın elinde olduğu bu düzende, iyileştirme yerine her şeyin kötüye gitmesine ortak olmak; evet bu bir tercihtir. İki seçenekten birini seçmektir. Ya korumayı ve failleri yargılamayı seçersiniz ya da tam tersi kadınları, çocukları, işçileri bu karanlığa mahkum etmeyi… Yargı ve iktidar karanlıktan yana olmayı tercih ediyor

Bir kibrit çöpüyle Newrozlaşan kadınlar...

O gün, kalenin avlusunda Kawa’nın yaktığı ateş, Mazlum’un bir zindan hücresinde yaktığı üç kibrit çöpüyle attığı zafer çığlıdır. Newroz, bedenini karanlığa meşale yapmaktır Rahşanların, Semaların şahsında.

Gültan kışanak yargılıyor

'Bir Gültan hücrede ama binlerce Gültan sahada. Bundan eminim. Binlerce Figen, binlerce Sebahat, binlerce Ayla ve daha nice yoldaşımız, kadın özgürlük mücadelesine katılıyor, öncülük ediyor. Kolektif mücadelemiz, kolektif emeğimizle kazanacağız. Kadın dayanışması kazanacak, kadın örgütlülüğü kazanacak, kadınların ortak özgürlük ve barış mücadelesi kazanacak. Yolunuz, yolumuz açık olsun'

Anaların ‘Adalet’ Nöbeti

Reşahat anayı ve hatta şu an nöbette olamasa da tutsak olduğu cezaevinde yüreği nöbetteki annelerle birlikte atan Halise anayı anlamak ve hissetmek gerek. Acılarını, özlemlerini, mücadelelerini anlamlandırmak bu direnişi anlamaktır aslında. Onlar, Kürt halkının yüz yıllardır yaşadığı tüm zulmün ve zulme karşı direnişin yaşayan özetleridir bir açıdan

Gazetecilerin Kobanê tanıklığı

DAİŞ’in 15 Eylül 2014’te saldırısının ardından 134 gün süren direnişle Kobanê, 26 Ocak 2015 tarihinde özgürleştirildi. Kürt halkının ve kadınların günlerce sokaklara aktığı, sınırlara akın ettiği 2014-2015 sürecinde, yüzlerce kişi sınırları geçerek Kobanê direnişine katıldı. Bu tarihi anları gazeteciler de kamera ve fotoğraf makinalarıyla kayda alarak, direnişi ölümsüzleştirdiler. Gazeteci Şehriban Aslan ile Gazeteci Nurcan Yalçın, tanıklıklarını ve yaşadıklarını anlattı