Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast
No Result
View All Result
Jin Dergi
No Result
View All Result

Rojava’da Toplumsal İnşa: Jinwar Köyü

Bîrgul Daş Bîrgul Daş
1 Mart 2026
Yazı
0
Rojava’da Toplumsal İnşa: Jinwar Köyü
0
SHARES
0
VIEWS
Facebook İle PaylaşTwitter İle Paylaş

Jinwar’da, Rojavalı kadınlar dil ve inanç farklılıklarını aşarak ortak yaşamlarını sürdürmek için birlikte çalışıyor. Çoğunluğu Kürt olmakla birlikte; Arap, Süryani ve Ermeni kadınlar ile dünyanın farklı yerlerinden gelen enternasyonalistler, ortak bir yaşamı kolektif dayanışma içinde var ediyor. Evlerinin inşasından mevsimlik hasada kadar gündelik yaşamın her alanı, öz yönetim ve ortak emek temelinde örgütleniyor

Ataerkil düzenin sertleştiği ve erkek egemen hiyerarşilerin yükseldiği dönemlerden çok önce, Antik Yakın Doğu’da kadınların boyunduruk altında değil, bilgelikleriyle el üstünde tutulduğu bir dünya vardı. Henüz gücün bir sömürü aracına dönüşmediği bu kadim çağda, kozmik otoriteyi ve yaşamın kutsal dengesini tanrıçalar temsil ediyordu. Mezopotamya halkları, erkek tanrılar panteonda yerini almadan çok önce, gücün ve duyusallığın kesişim noktasında duran bu ilahi varlıklara saygı duyuyordu. Bu görkemli figürler arasında, “Cennetin Kraliçesi” unvanıyla parlayan Îştar, eşsiz konumuyla öne çıkıyordu. Kürtlerin, Arapların, Perslerin ve Aramilerin köklerini oluşturan Mezopotamya’nın yerli toplulukları, ona sadece bir tanrıça olarak değil, yaşamın kaynağı olarak tapıyordu. Bugün ise, bir zamanlar ona ibadet eden aynı halkların yaşadığı bir köyün duvarlarında Îştar yeniden hayat buluyor.

“Kadınların yaşam alanı” anlamına gelen Jinwar adlı bu köy, başlı başına bir direniş mekânı olarak ortaya çıkıyor. Kadınlar tarafından ve kadınlar için kurulan, kendi kendine yeten bir topluluk olarak; çatışmaların yarattığı travmalardan ve aile içi şiddetin baskısından uzak bir yaşam olanağı sunuyor. Savaşın yıkımından, şiddet döngüsünden ya da zorla evlendirilme dayatmalarından kaçanlar için Jinwar, ataerkil yapılardan ve sınıfsal hiyerarşilerden arınmış bir sığınak işlevi görüyor. Kadınların ve çocukların yaşamına adanmış bu köyde, Rojavalı kadınlar mevcut şiddet düzeninin ötesinde bir dünya kuruyor. Burada “Nasıl yaşamalı?” sorusunu temel bir mesele olarak ele alıyor; gerçekten özgür bir toplum ve anlamlı bir yaşam için yeni bir yol inşa ediyorlar.

Jinwar’da, Rojavalı kadınlar dil ve inanç farklılıklarını aşarak ortak yaşamlarını sürdürmek için birlikte çalışıyor. Çoğunluğu Kürt olmakla birlikte; Arap, Süryani ve Ermeni kadınlar ile dünyanın farklı yerlerinden gelen enternasyonalistler, ortak bir yaşamı kolektif dayanışma içinde var ediyor. Evlerinin inşasından mevsimlik hasada kadar gündelik yaşamın her alanı, öz yönetim ve ortak emek temelinde örgütleniyor.

Jinwar Akademisi’nde tarih, ekonomi ve sanat alanındaki bilgilerini derinleştirirken; ataerkil sistemin yapısal şiddetine ve IŞİD’in yarattığı varoluşsal tehdide karşı kendilerini koruyabilmek için ilkesel öz savunma eğitimi alıyorlar. “Kadın bilimi” olarak tanımlanan Jineolojî’nin ilkeleri doğrultusunda, kendi içlerindeki bilgeliği fark ediyor ve bunu gündelik yaşamın her alanında hayata geçiriyorlar. Kadın ile doğa arasındaki iç içe geçmiş bağı kavrayarak doğayla uyum içinde yaşamayı öğreniyorlar. Şîfajin’de ekolojik bilgilerini pratiğe döküyor; şifalı otlar ve uçucu yağlar gibi doğal yöntemlerle topluluğun sağlığını koruyorlar. Tarım ve bahçecilik aracılığıyla gerçek anlamda öz yeterlilik sağlıyor, kendi elleriyle ektikleri ve büyüttükleri bitkilerle topluluğu besliyorlar. Mezopotamya’nın tahıl tanrıçası Aşnan’ın adını taşıyan Aşnan Fırını’nda ise hasat ettikleri buğdayı işleyerek tüm topluluk için günlük ekmek üretiyorlar.

Bu kolektif yaşam alanlarının yanında, çocuklar ve gençler için daha aydınlık bir geleceğin temelleri olarak tasarlanmış okullar da bulunuyor. Burada çok kültürlü bir kimliği benimseyerek hem Kürtçe hem Arapça öğreniyor; sinema, sanat ve edebiyat ile iç içe bir eğitim süreci yaşıyorlar. Gençler, kendi seslerini bulmaları için teşvik ediliyor; geleceğin gazetecileri olarak yetişiyor, müziğin ritimlerini ve geleneksel dansın adımlarını keşfediyorlar.

Jinwar’da kadınlar, bu topraklarda bir zamanlar yaşamış atalarıyla derin bir bağ kurarak kadim bir varoluş biçimini yeniden sahipleniyor. Burası, geçmiş ile geleceğin buluştuğu; kendilerinden önce gelenlerin ortaklaşmacı ruhunun yeniden canlandırıldığı bir mekân. IŞİD’in vahşetinden ve ataerkil şiddetten kaçarak karşılıklı varoluşa dayalı yeni bir yaşam kuruyor; baskı yerine barışı temel alan bir toplumu adım adım inşa ediyorlar.

Köyün inşasında yer alan Rûmet Heval şunları söylüyor: “Gündelik yaşamımızda yaptığımız tartışmalarda kadınlar sürekli mutluluklarını dile getiriyor: ‘İyi ki varız, iyi ki birlikteyiz, iyi ki buradayız.’ Her kadın grubu kendisi için böyle mekânlar ve köyler hayal edebilir ve yaratabilir.”

Abdullah Öcalan’ın “İnsan için ideal yaşamın modernitenin (tüm uygarlığın) kanserli kent yapısında değil, ekolojik köylerinde sağlanacağından kuşku duymuyorum. Kent ancak ekolojik köylerle tam uyumlu olduğunda izin verilecek bir mekân olabilir”* sözleri de, Jinwar’da somut bir gerçekliğe kavuşuyor. Bu vizyon, kadın perspektifiyle yeniden yorumlanarak daha da derinleşiyor; yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda özgürlükçü ve kolektif bir yaşamın imkânı olarak yükseliyor.

Bugün Îştar’ın kızları, “doğuştan gelen özgürlüklerini kolektif biçimde yeniden keşfediyor, yeniden kuruyor ve geri alıyor.”** Modernitenin kent merkezli yapılarından uzakta, Rojavalı kadınlar atalarının kültürel mirasını yeniden sahipleniyor; eğitimden emeğe kadar yaşamın her alanına aktif katılım göstererek duygusal, fiziksel ve zihinsel anlamda benliklerini yeniden inşa ediyorlar. Hayatın her boyutunda projeleri birlikte planlıyor ve hayata geçiriyor; derin bir kadın yoldaşlığı ve kardeşliği bilincini somutlaştırıyorlar. Kürt kadınların öncülüğünde ve Jineolojî’nin kurucu perspektifi doğrultusunda, bu vizyonun Rojava’nın tamamına yayılması hedefleniyor.

Son Not:

*Abdullah Öcalan, Demokratik Uygarlık Manifestosu, cilt 1–5 (İstanbul: Mezopotamya, 2008).

** https://jineoloji.eu/jinwar/

Etiketler: BarışJinwar köyüKadın DayanışmasıKadın haklarıKadın MücadelesiKürt kadın mücadelesiRojavaSayı 157
Önceki İçerik

Sınırda Sınırları Aşanlar

Sonraki İçerik

Direnişi Örerek Şafağı Karşılamak

Sonraki İçerik
Direnişi Örerek Şafağı Karşılamak

Direnişi Örerek Şafağı Karşılamak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yazarlar
    • Yazarlar
    • Konuk Yazarlar
  • Söyleşi
  • Portre
  • Çeviri
  • Jineolojî
  • Ekoloji
  • Kültür-Sanat
  • Dosya
  • Sayılar
  • Podcast

© 2024 Jindergi. Tüm hakları saklıdır.