2025 yılı, Türkiye’de kadına yönelik şiddet konusunda karanlık bir tablo ortaya koyuyor. TÜİK verilerine göre, 15–59 yaş aralığındaki kadınların önemli bir bölümü fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kaldığını ifade ediyor. Her sekiz kadından biri fiziksel şiddet, üç kadından biri psikolojik şiddet, beş kadından biri ekonomik şiddet ile karşı karşıya kalıyor
Her yıl 25 Kasım, Birleşmiş Milletler tarafından Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak anılıyor. Bu tarih, Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı direnen Mirabal Kardeşlerin 1960 yılında katledilmesini hatırlatırken, kadınlara yönelik şiddetin politik, tarihsel ve toplumsal köklerine işaret eden güçlü bir çağrı niteliği taşıyor.
Bugün, yalnızca yas tutmak için değil; devletleri, toplumları ve bireyleri kadınların maruz kaldığı şiddetin sorumluluğunu almaya davet etmek için var.
Ortadoğu’daki Kadınlar: Sessizlikle Çevrili Bir Direniş
Ortadoğu’da kadınlar, tarihsel eşitsizliklerin, ataerkil normların, ekonomik kırılganlıkların ve çatışmaların iç içe geçtiği bir toplumsal yapıda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Bölgenin pek çok ülkesinde fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet yaygınlığını korurken; yasal boşluklar, toplumsal tabular ve “aile mahremiyeti’’ söylemi, kadınların yaşadığı şiddetin görünmezleşmesine yol açıyor.
Suudi Arabistan’da devam eden “namus” cinayetleri, Suriye ve Yemen’de süren savaşlar nedeniyle mülteci kadınların maruz kaldığı cinsel istismar vakaları ve Mısır’daki yaygın sokak tacizi, bu gerçekliğin yalnızca görünen yüzü.
Bununla birlikte, bölgedeki kadınlar sessiz değil. Lübnan’daki feminist hareketlerden Mısır’daki kadın örgütlerine kadar birçok yapı, yasal reform, dayanışma ağları ve toplumsal bilinç çalışmalarıyla mücadeleyi büyütüyor. Kalıcı değişimin ise ancak erkeklerin de dahil olduğu, devletlerin sorumluluk aldığı ve toplumsal normların dönüşümünü hedefleyen politikalarla mümkün olduğu açık.
Türkiye’de 2025: Verilerin Gösterdiği Acı Gerçekler
2025 yılı, Türkiye’de kadına yönelik şiddet konusunda karanlık bir tablo ortaya koyuyor. TÜİK verilerine göre, 15–59 yaş aralığındaki kadınların önemli bir bölümü fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kaldığını ifade ediyor. Her sekiz kadından biri fiziksel şiddet, üç kadından biri psikolojik şiddet, beş kadından biri ekonomik şiddet ile karşı karşıya kalıyor.
Dijital şiddetin özellikle genç kadınlar arasında yükseldiği görülüyor; çevrimiçi taciz ve ısrarlı takip, kadınların gündelik yaşamında yeni bir tehdit alanı oluşturuyor. Boşanmış kadınlar ise en kırılgan gruplardan biri olarak öne çıkıyor; bu grupta şiddet oranları evli kadınlara kıyasla çok daha yüksek.
Sivil toplum örgütlerinin raporları, erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybeden kadınların sayısının yıl boyunca yüksek seyrettiğini gösteriyor. Faillerin büyük bölümü eş veya eski eşlerden oluşuyor; yani şiddetin en fazla “ev” içinde meydana gelmesi, kadınların en güvende olması gereken alanın aynı zamanda en tehlikeli yer haline geldiğini gözler önüne seriyor.
Ekonomik kriz, sosyal güvencesizlik ve öfke kontrolü sorunları da şiddetin nedenleri arasında önemli bir yer tutuyor. Tüm bu veriler, koruma mekanizmalarındaki eksiklikleri, yasaların uygulanmasındaki yetersizlikleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinliğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Sessizliği Yarmak: 25 Kasım’ın Politik Çağrısı
25 Kasım, toplumun kadınlara yönelik şiddeti sıradanlaştıran sessizliğini bozmak için güçlü bir çağrı niteliği taşıyor. Ortadoğu’daki kadınlar gibi Türkiye’de yaşayan kadınlar da, hak mücadelesinde yalnız bırakılmamalı; devlet politikaları, hukuki mekanizmalar ve toplumsal bilinç bu mücadeleyi destekleyecek şekilde güçlendirilmelidir.
Eğitimden hukuka, medyadan yerel yönetimlere kadar hayatın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğini önceleyen politikalar hayati önem taşıyor. Kadınların yaşam hakkının güvence altına alındığı bir toplum, herkes için daha özgür ve daha adil bir gelecek anlamına gelir.
Her kadın ve her kız çocuğu için şiddetsiz bir yaşam mümkün. Bu, ancak sessizliğin kırılması ve dayanışmanın büyütülmesiyle gerçekleşebilir.

